Gündem
  • 19.4.2022 15:12

Bahçeli aday bulamayan 6'lı masaya iki isim verdi

Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli, MHP grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. 

BU HAREKATI DESTEKLİYORUZ

Diyarbakır’da Abluka 1 operasyonu icra edilmiş, 13 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 17 Nisan 2022 tarihinde Irak’ın kuzeyindeki terör yuvalarını imha etmek için başlatılan Pençe-Kilit Harekatı milletimizi heyecanlandırmıştır. Bilinsin ki, bu harekatı yürekten destekliyoruz. Metina, Zap ve Avaşin-Basyan bölgelerinde önceden belirlenmiş terörist hedefler havadan ateş altına alınmış ve başarıyla vurulmuştur.

Türk milletinin kuvvetli pençesi hainlerin kafasını koparacaktır. Bordo berelilerimiz, komandolarımız hamd olsun karadan teröristlerin inlerine kadar girmişlerdir. Komuta heyetimizi tebrik ediyor, kahraman Mehmetlerimizin gözlerinden öpüyor, dua ve desteğimizle yanlarında olduğumuzu bu vesileyle ifade ediyorum. Operasyon bölgesinde şehit düşen kahraman Üsteğmenimiz Ömer Delibaş’a Allah’tan rahmet diliyorum. Türkiye terör örgütlerine göz açtırmayacaktır.

Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, kime sığınırlarsa sığınsınlar, Türk’ün adalet ve celadeti eninde sonunda o hainleri bulacak ve cezalandıracaktır. PKK/KCK terör örgütü adına ekonomik ve mali yapılanma içinde olan, teröristlere para aktaran ve değer ailesi ismi altında toplanan terörist yakınlarının sözde maaşa bağlanmasına hizmet eden 91 kişi hakkında 12 Nisan 2022 tarihinde başlayan hukuki süreç ve gözaltına alınmalarına dönük adli tasarruf çok yerinde ve sevindirici bir gelişmedir.

Terör ile güvenlik arasında üçüncü bir seçenek yoktur. Terörün kökü kazınacaktır. Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümü olan 2023 yılında Türkiye bu melanetten, bu rezaletten, bu cinayet döngüsünden Allah’ın izniyle kurtulacaktır. Bunun başka alternatifi, başka bir çaresi yoktur. Günü geldiğinde ABD’nin gözetim ve denetiminde bulunan Gülen haini de ölmeden Türk mahkemeleri önüne yaka paça çıkarılacak, hafızalardan asla silinmeyen ihanetinin hesabını birer birer verecektir.

Teröre vurulan her darbe zillet ittifakını çılgına çevirmektedir. Her operasyon zillet cephesinin yüzünü düşürmektedir. İttifak içinde ittifak kazısı yapan, günaşırı Cumhurbaşkanı adayının kimliği üzerinden tezvirat perdesi açan çürük çarık partilerin yeni seçim yasasıyla birlikte kimyaları da bozulmuştur. Alayı korku ve telaşa kapılmıştır. İnce hesaplar yapılmaya başlanmıştır. İttifak içinde yeni bir ittifak kurulmasına yönelik tercih ve telkinler polemikleri tırmandırmış, zillet partilerinin manevra alanını daraltmıştır. Bunların birbirine güvenleri yoktur. Bunların samimiyetleri yoktur. Bunların Türkiye’nin istikbaline, uluslararası gelişmelerin seyrine milli bir yorum getirme, yeni ve parlak bir öneri paylaşma iradeleri hiç yoktur.

Çünkü bildikleri bir şey yoktur, araştırmaya ve öğrenmeye merakları yoktur, millete mensubiyet ve sevgileri yoktur, siyasetleri ve zihniyetleri de mefluçtur. Daha düne kadar bir ittifak çatısı altında seçilmeyi garantileyip milletvekili dağılımından istifadeyi planlayan küsurat partileri ne yapacaklarını şaşırmış vaziyettedir. Bunlar doluya koysalar almıyor, boşa koysalar dolmuyor, evdeki hesapları da çarşıya uymuyor.

HDP’nin bir eşbaşkanı tarafından yapılan itiraf yedi partinin birlikte hareketini, emel ve hedef birlikteliğini netleştirmiştir. PKK zillet ittifakının demiridir. FETÖ zillet ittifakının çimentosudur. İç ve dış işgal cephesi zillet ittifakının kemer taşıdır. 6+1 formatında kurulan, 24 Nisan’da yeni bir toplantıya sahne olacak şaibeli masa çatlamıştır, çıkar kavgaları, koltuk ve liste savaşları şimdiden zillet partilerini rehin almıştır.

Kılıçdaroğlu da, farklı senaryoları içeren 8 seçenekli bir ittifak çalışması yaptırdığını açıklamış. Değil 8 seçenek, 18’de olsa, 28’de olsa, bunlar toplanıp fal da açsalar, altın günleri de yapsalar, medyumlara müracaat edip hal çaresi de arasalar nafiledir, çuvallamaları, duvara toslayıp dağılmaları kaçınılmaz bir siyaset gerçeği olacaktır. İki farklı noktayı bir doğru birleştirir, zillet partilerini de menfaate dayalı çarpık beklentiler buluşturur. Zillet ittifakı köşeye sıkıştı, her birisi kendi derdine düştü. Aslına bakarsınız, karşımızda efradını cami ağyarını mani bir ittifak da yoktur. Gerçekten de yedi partinin yalnızca güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş için bir araya geldikleri, mevsimlik siyaset yaptıkları anlaşılmaktadır. Cumhur İttifakı’nın farkı da buradadır.

Bizim ittifakımız çıkara veya pazarlığa dayalı bir ittifak değil, vatan ve millet sevgisiyle mücehhez sağlam ve sarsılmaz bir ittifak başarısıdır. Bu ittifak Türk milletinin ittifakıdır. Bu ittifak tarihin, kültürün, yaşanmış ve yaşanacak Türk asırlarının ittifakıdır. Biz de yalan yoktur, yanlış yoktur, riya yoktur, hesap yoktur, pusu yoktur, kuyu kazma yoktur, tuzak yoktur, dümencilik hiç yoktur. Biz göründüğümüz gibiyiz, olduğumuz gibi de görünmesini biliriz. Siyaseti mertçe ve adam gibi yaparız. Milletimiz ne diyorsa ona kulak veririz. Zillet değiliz, Türk milletinin ta kendisiyiz. Hedeflerimiz belli, geldiğimiz yer belli, ulaşacağımız ufuk bellidir. Mayamız belli, sütümüz lekesiz, hamurumuz katıksızdır. Cumhur İttifakı Türkiye’nin zırhı, demokrasinin ziynetidir. Zillet ittifakı henüz adayını bile bulamamıştır. Bitmiş ve unutulmuş bir savaşın sanki kayıp askerleri gibi ne yaptıkları belirsiz, ne yapacakları bilinmezdir. Zillet ittifakı bulmaca içinde bulmacadır. Bu ittifakın medyaya yuvalanmış ayakları da gün aşırı muhtemel adaylar hakkında spekülasyon yapmaktadır.

"İSTER TERÖRİST DEMİRTAŞ İSTER OSMAN KAVALA'YI ADAY GÖSTERİN"

Bütün televizyon ve gazetelerde toplasanız bir adam etmeyecek ne kadar yorumcu varsa aday o mu olsun, bu mu olsun tartışmalarıyla milletimizi oyalamakta, sistematik algı kampanyasını diri tutmaktadır. Zillet ittifakına sesleniyorum, kimin çıkarırsanız çıkarın, ister İnan Kıraç’ı, ister terörist Demirtaş’ı, isterse de Osman Kavala’yı aday olarak gösterin, mahut ve mutlak son değişmeyecek, Türkiye’nin yükseliş ümitlerini, tarihi yürüyüşünü kesemeyeceksiniz.

Milli Mücadele 29 Ekim 1923’de nasıl taçlanmışsa, 2023’de de bir kez daha taç takıp tahta çıkacak, Anzavur beslemeleri, Kuvayı İnzibatiye yedekleri, Damat Ferit havariler, Şark Meselesi holiganları, müstevli hayranları, manda ve himaye heveslileri, Allah’ın inayeti, Türk milletinin iradesiyle kesif bir yenilgiyle tanışacaklar ve siyasi tarihin bodrum katına atılacaklardır.

Muazzam ahlakı, muhteşem aklı, müstesna şuur ve ruhuyla Söğüt’ten volkan ağzı gibi fışkıran Türk yükselişi, asırlar içinde pek çok nedenden mülhem inişe geçmiş; Balkanlar, Ortadoğu, Afrika, Kafkasya ve Yemen sahillerini vuran dev dalgalar maalesef geriye çekilmişti. Çetin ve yıpratıcı mücadele yılları birbirini takip ederken topraklarımız ve insan varlığımız zaman içinde erimişti. Kök sağlam kalsa da iftihar ettiğimiz ulu çınar asırlar içinde yavaş yavaş kurumuş, bir başka baharda açmak üzere yaprak dökmüştü. Vatanımız düşman postalları altında inlerken, milletimiz uzun savaş yılları nedeniyle yorgun ve bitap düşmüştü. Büyük Millet Meclisi işte böylesi ağır ve kasvetli şartlarda tecelli ederek 23 Nisan 1920 Cuma günü dualarla açılmıştı.

Merhum Yunus Nadi’nin “Ankara’nın İlk Günleri” isimli eserinde Mustafa Kemal Paşa’nın şu sözleri yer almıştır.

“Bir devre yetiştik ki onda her şey meşru olmalıdır. Millet işlerinde meşruiyet ancak milli kararlara istinat etmekle, milletin temayülat-ı umumiyesine tercüman olmakla hasıldır. Evvela Meclis, sonra ordu. Orduyu yapacak olan millet ve ona niyabeten Meclis’tir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahı olmasının yanı sıra, ordular kurup ordular yönetmiş, emsalsiz bir mücadeleyi yürütmüş, aynı zamanda bir devlet kurmuş, bu yönüyle dünya da bir ilki başarmıştır. 23 Nisan 1920 tarihine anlam ve özel değer katan bir başka husus da şudur:

Bu tarihi gün, Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyet havzalarını birer birer kaybederek, Türklüğün yaşama alanının Anadolu'ya sıkıştığı, ıztırapla dolu bir tablo içinde, milletimizin o dönemdeki en son ve en etkili hamlesinin de adıdır.

Türk milleti için, artık dönülecek toprak parçasının, izlenecek göç yolunun, kaptırılacak vatan köşesinin kalmadığının nihai kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıdır. Ankara'nın Ulus Meydanı’ndaki tek katlı taş binadan ortaya çıkan sonuç, Yaklaşık iki asrı aşan elem ve çile dolu geri çekilmenin artık son bulacağının, Bugünkü coğrafyamız üzerinde sonsuza kadar yaşamaya devam edeceğimizin, Vereceğimiz tavizin nihai sınırları olarak kalpgâhımız olan Anadolu'yu sonuna kadar koruyacağımızın, Akıl, hesap, irade, iman ve süngü ile birleşen bir mücadele ile Türklüğün makûs talihini döndüreceğimizin bütün insanlığa tebliğ ve mesajıdır. Bu itibarla, Meclisimizin açılışı, milletler mücadelesinin acımasızca sürdüğü bir dönemde; Milletimizin tam bir mutabakatla, milli kimlikte ve milli hedefte buluşmasının, Yıllardır süren kayıpların çöküntüsünü atarak güç ve moral toplamasının, Silahla verilen bir mücadelede bile toplumsal mutabakatlarla sağlanan milli meşruiyetin ve demokratik onurun nirengi ve dönüm noktasıdır.

TBMM, izzeti nefsi ve haysiyeti ile oynanmayı reddeden Türk milletinin topyekûn ayağa kalktığı bir diriliş abidesidir. Ne kadar övünsek azdır.

Türkiye'nin yükselişi de, tıpkı 23 Nisan 1920‘de tecelli eden şuurda anlamını bulduğu gibi; sorunlara yalnızca başkent Ankara'dan bakan, ayrışmayı değil birleşmeyi, dağılmayı değil buluşmayı, parçalanmayı değil kucaklaşmayı, farklılaşmayı değil bütünleşmeyi hedefleyen kolektif anlayışla mümkün olabilecektir. 23 Nisan 1920'nin aziz hatıralarını aramak ve anlamak için çok uzaklara gitmeye gerek yoktur.

İsli gaz lambalarının altında kaleme alınan kararlarda,
Ardı arkası gelmeyen sararmış telgraflarda,
Heyecanla buluşulan kongre salonlarında,
Asker götüren katarların loş vagonlarında,
Mermi taşıyan kağnıların gıcırdıyan teknelerinde,

Güncellenme Tarihi : 19.4.2022 15:19

İLGİLİ HABERLER