Gündem
  • 16.3.2010 13:20

BAHÇELİ'DEN "TAŞ ATAN ÇOCUKLARA" ŞARTLI DESTEK

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta Hakkari'nin Şemdinli ve Şırnak'ın Uludere ilçelerinde meydana gelen mayın patlamasında 2 askerin şehit düştüğünü, 2 askerin de yaralandığını; dün ise terör örgütü PKK ile çıkan çatışmada 1 uzman onbaşının şehit olduğunu, 1 uzman onbaşının yaralandığını anımsatarak, ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa dileklerini iletti. Bahçeli, ''Teröristi etnik haklarını aramak için dağa çıkmaktan başka çaresi kalmamış masumlar olarak gören Başbakan Erdoğan ve partisinin, eli kanlı katilleri dağdan indirmek için içten içe yaptığı pazarlıkların henüz sonuç vermediği, mütareke çağrısının ise Kandil kadrolarında şimdilik karşılık bulmadığı anlaşılmaktadır'' diye konuştu.
''Etnik bölücülüğün, siyasi zeminde meşru kimlik talebi olarak cesaretlendirilmesinin, siyasi hayat açısından ciddi bir kırılma noktasına doğru gidildiğini gösterdiğini'' ifade eden Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşları, asırların göz nuru, alın teri ile doğmuş; ağır bedeller ödenerek oluşmuş büyük Türk milleti ailesini 36'ya bölerek birbirinden kopmuş kabileler haline getirmek istemektedir'' diye konuştuu.
Bahçeli, 27 Martta Şanlıurfa'da yapacakları toplantıda kardeşliği bozmaya çalışanlara tarihi bir uyarı olacağını, anasının dili, doğduğu yöre, doyduğu topraklar neresi olursa olsun bütün vatandaşları kucakladıklarını bir kez daha ilan edeceklerini söyledi.

-''BUGÜN POLİSE TAŞ ATANIN, YARIN...''-

Özellikle son yıllarda silahlı terör eylemlerine paralel olarak sokakları ve caddeleri de eylem alanı olarak seçen terör örgütünün ''sivil itaatsizlik'' adını verdiği ayaklanma ve taşkınlıklarda çocukları ve gençleri kullanmaya başladığını anlatan Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
''Sokak eylemlerinde çocukların kullanılmasında amaç cezaların çocuklar için hafifletici etkisinin olması, çocukları kamu vicdanında duygu sömürüsüne yol açması, aynı zamanda sokakların devlete meydan okumada adeta staj yeri olarak görülmesidir. Biz, elbette ki, hiçbir çocuğun her hangi bir suça karışmasını istemeyiz ve dilemeyiz. Böyle bir temenninin ve sürecin içinde de asla olmayacağız. Bir çocuğun sırf taş attığı için yıllarca mahkum edilmesine ve adım adım terörist olmasına da sıcak bakmayız.
Ancak kamuoyuna 'taş atan çocuklar' olarak yansıyan gündemi dikkate aldığımızda, varsa bir suçun veya kusurun da karşılıksız kalmasına destek veremeyiz. Bugün çocukken polise taş atanın, yarın büyüyünce Mehmetçiğe kurşun atmayacağından emin olacak bir çözüme, şayet ikna olursak, elbette ki yanında yer alacağız. Ne var ki, kamu vicdanını yaralayan bu vakıanın çözümünü sağlayalım derken, PKK güdümündeki aileler ile çocuklarına, polisi ve karakolu taşlama serbestliği verilmesine de göz yummayız.''

-''SUÇA İTENLER CEZASIZ KALACAKSA...''-

Devlet Bahçeli, sorunun sadece hukuki olmadığını, aynı zamanda adli, siyasi ve sosyal olduğuna dikkati çekerek, ''Yoksa sadece kanun çıkararak bu sorunun ortadan kaldırılması söz konusu bile olmayacaktır. Taş atmak bir çocuk hakkı, çocukları sokaklara sürmek de insan hakkı değildir ve olmamalıdır. Partimiz, konuyu bu mecraya dönüştürecek hiçbir sözde tedbirin yanında yer almayacak ve destek vermeyecektir. Hükümetin Devlet Bakanı basına verdiği beyanatta, bu çocuklara 'taş atan değil, suça itilen ve istismar edilmiş çocuklar' olarak tanımlamasını talep etmiştir ve elbette ki doğrudur. Ne var ki yaptıkları suçsa ki öyledir, onları arkalarından bu suça itenler de cezasız kalacaksa bilinmelidir ki sorunun çözümü yanlış yerde aranmaktadır'' diye konuştu.

-NEVRUZ BAYRAMI-

Nevruz Bayramı'nın acı ve talihsiz olayların yaşanmaması temennisinde bulunan Bahçeli, ''Dileriz ki, çocuklarımız ne suçlu olsunlar ne de suç işlesinler. Lider ülke Türkiye'nin mimarları olsunlar, iş sahibi aileleriyle huzur içinde, milletiyle gurur duyarak, al bayrağın gölgesinde, alın terleriyle, el emekleriyle, pırıl pırıl zekalarıyla bu topraklarda kardeşleriyle iftihar ederek yaşasınlar. En samimi temennimiz budur'' dedi.

-1915 OLAYLARI-

İsveç Parlamentosunda alınan kararı anımsatan Bahçeli, Türkiye'nin İsveç Büyükelçisinin Ankara'ya çağrılmasının yeterli olmayacağını, aynı doğrultuda karar alan ülkelerdeki diplomatların varlığının, bu tedbirin inandırıcılığını sağlamayacağını söyledi. Bahçeli, görüşlerini ''Dış politika alanında 'sıfır sorun' denilerek yürütülen diplomasi garabetiyle; barış, istikrar, karşılıklı işbirliği bahanesiyle atılan her adım, aziz milletimize yönelik hakaret, suçlama, karalama ve soykırım iddiaları olarak geri dönmeye başlamıştır'' sözleriyle aktardı.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 09:40

İLGİLİ HABERLER