KAYNAK : Haber Vitrini
Sigortanın ödeyeceği bedelleri kabullenmek kaydıyla özel sektör de sağlık hizmeti verebilecek. Genel sağlık sigortası kapsamındaki insanlar hizmeti kamu hastahanelerinden satın alabildikleri gibi, yine sigortaları vasıtasıyla özel sektörden de satın alabilecek.
58. Hükümet'in Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye'nin yıllardır çözülemeyen sağlık sorunlarını devraldı. Bakanlığa hazırlıklı gelen Akdağ, sağlık alanında kanayan yaralara neşter vurmak için kolları sıvadı. Başta "Genel Sağlık Sigortası" ve "Aile Doktorluğu Sistemi" olmak üzere birçok projeyi hayata geçirmeye hazırlanan Bakan Akdağ ile yoğun çalışma trafiği arasında görüştük. Sağlık Bakanı'na kamuouyunun merak ettiği yeniden dönüşüm projelerini sorduk. Ayrıca özel hayatıyla ilgili bilinmeyenlere de ışık tuttuk.
Hükümet programında devlet hastahanesi, sigorta hastahanesi, kurum hastahanesi ayrımının kaldırılacağı, hastahanelerin idari ve mali yönden özerkliğe kavuşturulacağı belirtiliyor. Bu konudaki programınız nasıl?
-Konu Çalışma, Sağlık ve Maliye bakanlıklarını ilgilendirdiği için bir ön çalışma başlattık. Sayın bakanlarımızla ve bürokratlarımızla toplandık. İş tanımlarını yaparak küçük komisyonlar oluşturduk. Sigorta kurumlarının tek çatı altında toplanmasına çalışan, hastahanelerin birlikte hizmet vermesi konusunun altyapısını hazırlayan, hizmet verilirken kullanılacak bilgi enformasyon sistemlerinin, bilgisayar ağ donanımının alt yapısını hazırlayan, sigortacılık için önemli olan hizmet, iş tanımlarını ve standardizasyonu yapan ayrı komisyonlar oluşturduk. Bu ayın içerisinde ikinci raporlarını sunacaklar. Bu işi yapmaya kararlıyız.
"Genel Sağlık Sigortası" nasıl işleyecek?
-Kamu sigortacılığını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yürütecek. Kişilerin sisteme primleri yatırılacak. Ödeme güçlüğü çekenlerin pirimlerini bütçeden oluşturacağımız ek kaynaklarla ödemeye çalışacağız. Tabii bu çalışmalar biraz zaman alacak.
Mecburi hizmet ve vardiya uygulamalarını nasıl ve ne zaman kaldıracaksınız?
-Bu sistemleri oturttuğumuz gün bu uygulamalar kalkmış olacak. Kişiler kendi seçtikleri hekime randevu alarak gidecek.
Aile doktorluğu sistemi nedir?
-Her semtte aile doktorluğu yapabilecek özellikte ve sertifika almış belli sayıda doktor bulunacak. Bu doktorlardan birini kendi iradenizle seçebileceksiniz. Doktora kayıt olacaksınız. Bu doktor sizi takip edecek, hastalandığınızda ona gideceksiniz.
Peki ödemeleri kim yapacak?
-Sigortanız yapacak. Bir uzman doktor ihtiyacı olduğunda aile doktorunuzla birlikte hangi uzmana gideceğinize karar vereceksiniz. Aile doktorunuz o uzmandan randevunuzu alacak. O uzman sizi muayene edecek, tedavinizi yapacak.
Örneğin röntgen çekilmesi gerekti, para vermesi gerekecek mi?
-Hayır, kesinlikle.
Yani hasta parasız da olsa tedavi olabilecek mi?
-Elbette. Tüm mesele bu.
Aile doktorluğu sistemine doktor sayısı ve bölgelere göre dağılımı yeterli olacak mı?
-Sayı yeterli olacaktır; bugün de sayı konusunda fazla bir sıkıntımız yok.
Sağlık personeli özlük hakları ile ilgili bir müjdeniz olacak mı?
-Hükümetimiz bütün çalışanların özlük haklarını düzeltmek için kaynak arayışı içerisinde.
Özlük haklarında 2003 yılı içerisinde iyileştirme kesinlikle olacak diyebilir miyiz?
-İnşallah.
Acil eylem planında sağlık finansmanına çözüm olarak özel sektörün yatırıma teşvikte, ne tür bir model düşünüyorsunuz?
-Sigortanın ödeyeceği bedelleri kabullenmek kaydıyla özel sektör de sağlık hizmeti verebilecek. Genel sağlık sigortası kapsamındaki insanlar hizmeti kamu hastahanelerinden satın alabildikleri gibi, yine sigortaları vasıtasıyla özel sektörden de satın alabilecek. Özel sektör kamu ile bir rekabet halinde yine bu hizmeti verecek. Yani vatandaşın önündeki "sigortanla sadece sigorta hastahanesine gidebilirsin" engelini kaldıracağız. Bu, olumlu rekabet anlamında hem kamu hastahaneciliğini hem özel hastahaneciliği geliştirecektir.
Yeniden yapılandırılacak Sağlık Bakanlığı'nda hangi alanlara neşter vurulacak?
-Bunun için bir Teşkilat Yasası hazırlıyoruz. Merkezi teşkilat dikey yapılanmadan kurtarılarak iş tanımları düzenli hale getirilecek. Yani bütün işler merkezden halledilsin düşüncesinden vazgeçiyoruz. Hastahanelerin mali ve idari özerkliği bu çerçevede öne çıkmış oluyor. Yerel yönetimlerin sağlığa katılımlarının teşvik edilmesi ve artırılması da gündemimizde yer alıyor.
Bütçeden sağlığa ayrılan kaynakları gözönüne alırsak bu yeniden yapılanma ve köklü değişim programları nasıl finanse edilecek?
-Eğer kasanız doluysa, korkmanız için bir sebep yok. Kasanız boşsa ya da boşalıyorsa o zaman israf söz konusu. Geçmiş hükümet dönemlerinde bu ikincisi vardı. Şimdi kasa dolmaya başladı. Dolayısıyla sağlığa da pay çıkacaktır.
HASTAHANEDE REHİNE ÇÖZÜLECEK
Hastahanelerde rehine kalan hastalar için bir genelge yayınladınız. Genelgenin hastalara nasıl bir getirisi oldu?
-Bir kişi herhangi bir şekilde ücretini ödeyemiyor diye elbette hastanede rehine tutulamaz; ne kendisi, ne hastası, ne de vefat ettiği zaman cenazesi. Bu mevzuatla, hukukla, insan haklarıyla uzaktan yakından alakası olmayan bir alışkanlık sadece.
Borcu varsa evine gönderirsiniz. Daha sonra borcun nasıl tahsil edileceğine bakarsınız. Bize bir başhekim soruyor: "Peki efendim ödeme yapılamazsa nasıl olacak?" Ödeme yapılamamasının rehin almayla ilişkisini kurmak gereksiz zaten. Hem sağlık yöneticilerimize hem de halkımıza çağrıda bulunuyorum: Böyle bir rehin alma durumuyla karşılaştıkları zaman bulundukları yerdeki başhekime, o da olmazsa il sağlık müdürüne bildirsinler. Bu mesele çözülecektir. Bu konuda bize gelen duyumları da hassasiyetle değerlendireceğiz.
Yeşil kartlı ayrımı kalkacak
Soru: Yeşil kart uygulamasının da aşamalı olarak kaldırılacağını söylemiştiniz. Bunu yeşil kart sahiplerini mağdur etmeden nasıl yapacaksınız?
-Kişiler sigortalı olmaya başlayınca yeşil karta zaten gerek kalmaz. Yeşil kartın geçici bir çözüm olarak düşünüldüğü anlaşılıyor. Maalesef çok iyi çalışan bir sistem de değil. Yeşil kartlı hastaların ayaktan takip ve tedavileri yapılamıyor şu anda, yönetmelik bu şekilde ayarlanmış. İlaçları hastahane eczahanesinde yoksa sıkıntı çekiyorlar, dışarıdan alamıyorlar. Aslında iyi niyetli bir düzenleme ve ödeme güçlüğü çeken vatandaşlarımıza hizmet eden bir uygulama olmasına rağmen, bugün için çok eksikleri var. Yeşil kartı kaldıracakmışız gibi algılanan ifadelerimiz aslında, yeşil kartın bir sigorta sistemine dahil edilmesi anlamına geliyor. Ödemelerini yine devlet yapacak. Farkı şu olacak: yeşil kartlılar artık eksik hizmet almayacak. Bir de işin psikolojik boyutu var: Yeşil kart sahibi olmak muhtaç olduğunun çevre tarafından bilinmesi anlamına geliyor. Genel sağlık sigortasında böyle bir sıkıntı olmayacak. Herkes sigorta kartıyla nasıl hizmet alıyorsa yeşil kartlı da aynı şekilde hizmetini alacak. Tabii devletin pirim ödeyemeyecek durumdakileri tespit etmesi zaman alacak; üstünde çalışılması gerekiyor.
"ELEKTRONİK ATILIM"
Hükümet programında sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde bilişim teknolojisinden azami ölçüde yararlanacağı ve bir "sağlık bilgi sistemi" kurulacağı ifade ediliyor. Bu sağlık bilgi sistemiyle getirilen yenilikler neler olacak?
-Yine örnekleyerek anlatalım: Siz aile doktorunuza gittiğinizde o sizi bilgisayarıyla karşılayacak, kayıtlarınızı oraya yapacak ve sigorta işlemleriniz de bu bilgisayar sistemi üzerinden yapılacak. Uzman doktora gittiğinizde de bilgileriniz, birinci basamaktaki aile doktorunuzun bilgileri de dahil olmak üzere bilgisayar ortamında hazır olacak. Ülkenin neresine giderseniz gidin, yer değiştirdiğinizde dahi bilgileriniz sizinle birlikte elektronik ortamda taşınmış olacak. Böylece israfın da önüne geçilecek. Ben bir çocuk hekimiyim. 11 aylık bir çocuğa sağlık karnesinde 25 sayfa ilaç yazıldığına şahit oldum. Sistem öyle işliyor. Bir polikliniğe çocuğunuzu götürüyorsunuz, doktor size ilaç veriyor, iyileşmeyince tekrar gidiyorsunuz, belki karşınıza başka bir doktor çıkıyor, beş tane daha ilaç alıyorsunuz. Ya da bir hastahanede tetkiklerinizi yaptırıyorsunuz, başka bir hastahaneye gittiğinizde aynı tetkikleri o da yapmak istiyor. Böylece bu sistem israfın da önüne geçerek sağlık finansmanı açısından önemli bir katkı sağlamış olacaktır.
"Çocuklarımı özledim"
Sıcak sudan soğuk suya girmeye biraz alışkınım. Doğrusu çok şaşırtan bir şey olmadı. Biz dersimize iyi çalışmıştık. Hazırlıklıydık, partimizin AR-GE'si ile ciddi çalışmalar yaptık. Bakan olmadan önce ve 2,5 ay süren yoğunlaştırılmış bir çalışma. Ancak buna bir ömür diyebilirsiniz. Bir ömür artı 2,5 ay.
Soru: Bakan olmadan önceki bir gününüzle bakan olduktan sonraki bir gününüzü karşılaştırırsanız..
-Bakan olmadan önce hastalarımla geçiyordu. Şimdi ise Türkiye'deki hastaların sorunlarıyla geçiyor. Birbirine benziyor. Birisinde hastayla direk temasımız vardı, öğrencilerimizle, asistanlarımızla. Şimdi bu temaslar dolaylı. Eskiden beri çok yoğun çalışan biriyim, öyle bir alışkanlığım var. Ancak şu son 2,5 aylık dönemde, sağlık ile ilgili projeler üzerinde çalışmaya başladıktan sonra iş süresi biraz daha arttı. Yani 2-3 saat daha fazla çalışıp biraz daha az uyuyoruz. Şikayetçi değilim, tabii kendi sistemimizi yerleştirip oturmuş bir ekiple çalışmaya başladıktan sonra daha düzenli gidecektir.
Soru: Bakan olduktan sonra yapamadığınız, sade bir vatandaş olarak yapmayı özlediğiniz bir şey var mı?
-Çocuklarımla biraz daha fazla meşgul olmayı, basketbol oynamayı, yüzmeyi ve kitap okumayı özledim. Malesef okumaya da son zamanlarda pek vakit ayıramıyorum. Hastalarımı ve öğrencilerimi de özledim. Özlediğim çok şey var.
"Eşime hakkını helal et dedim"
Erzurum'dayken hangi tür spor ile ilgileniyordunuz?
-Daha çok basketbol oynuyordum hafta sonları. Son birkaç senedir haftada bir gün ayırabiliyordum. Benim eşim Ordulu. O tarafa kaçabildiğimiz zaman yüzüyordum.
Aileniz çalışma temponuzun yoğunluğundan, sizi görememekten şikayetçi mi?
-Benim en küçük oğlum 5,5 yaşında. Diğer çocuklar okulda okudukları için kısa bir süre ziyaret edip Erzurum'a döndüler. Küçük oğlum şikayetçi. Daha çok görmek istiyor, birlikte olmak istiyor. Eşim başından beri büyük bir olgunluk ve sabırla karşılıyor. Kısa süre de olsa birarada olmamız bizim için yeterli. Hatta eşime "Daha az vakit harcıyorum size, onun için hakkınızı helal edin" dediğimde, o da "Ben seni bu şekilde kabul ediyorum. Helal olsun" diyor.
Bakan neden üç takımı birden tutuyor? Hangi takımı tutuyorsunuz?
-Galatasaray'ı tutuyorum. Erzurumspor her zaman gönlümüzdeki birinci yıldızdır. Aslında çocukluğumda ve gençliğimde Fenerbahçeli'ydim. Galatasaray'ın yükseliş döneminde çocuklarım ve ailemizin gençleri hep Galatasaraylı oldu. Onların etkileriyle ben de o dönemden itibaren Galatasaraylı oldum, ama Fenerbahçelilik de zaman zaman depreşir. Tabii fanatikler için bu söylediklerim çok anlamlı gelmeyebilir. Ben fanatik değilim.
yenişafak
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:50