BALYOZ GEREKÇESİ: 10 MART'TA İHTİLAL YAPALIM!
Savcılığın Darbe Günlükleri soruşturması ile Balyoz Darbe Planı’nın hazırlık soruşturmasını birleştirmesi büyük yankı uyandırdı. Birleştirme kararının gerekçesi ise çarpıcı: Balyoz’u hazırlayan dönemin Harp Akademileri Komutanı Fırtına ile Donanma Komutanı Örnek, kuvvet komutanlıklarına getirildikten sonra da darbe çalışmalarını sürdürdü. Günlüklerdeki toplantılar da Balyoz’un devamıydı!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı önceki gün, Ergenekon davası kapsamında yürütülen Darbe Günlükleri ve Balyoz Darbe Planı’yla ilgili yürüttüğü iki ayrı hazırlık soruşturması hakkında birleştirme kararı aldı. Sürpriz bir kararla dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman da Balyoz soruşturmasına dahil edildi. Böylece Darbe Günlükleri’yle ilgili 5 Aralık’ta Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na ifade veren Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ‘Balyoz’ şüphelisi oldu.
‘Eylemleri süreklilik arz etti’
Kararın gerekçesinde ise 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı’nda hazırlanan Balyoz Darbe Planı seminerine katkı yapan dönemin Harp Akademileri Komutanı İbrahim Fırtına ile Donanma Komutanı Özden Örnek’in bu eylem ve birlikteliklerinin süreklilik arz ettiği iddiasına yer verildi. Fırtına ve Örnek’in kuvvet komutanlıklarına getirildikten sonra da bu darbe girişimi çalışmalarını sürdürdüğü öne sürüldü. Başsavcılığın darbe günlüklerinde yer alan çeşitli toplantıları da “Balyoz’un devamı” gibi değerlendirdiği iddia edildi.
Kuvvet komutanı oldular
Darbe günlükleri, bundan 2 yıl önce Nokta Dergisi’nde yayımlandığında ortalığı ayağa kaldırmıştı. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek tarafından tutulduğu iddia edilen günlüklerde üç darbe girişimi de tarih tarih anlatılıyor, ihtilal tarihi olarak ise önce 10 Mart 2004’ün belirlendiği, ancak Yalman’ın diğer komutanları frenlediği söyleniyor. Balyoz Darbe Planı’nın provası olduğu öne sürülen seminer 5-7 Mart 2003 tarihinde yapılmıştı. Fırtına 27 Ağustos 2003, Örnek ise 30 Ağustos 2003 tarihinde kuvvet komutanı oldu.
DAHA NE BEKLİYORUZ, 10 MART'TA DARBE YAPALIM
İşte gerekçeye konu olan toplantılar...
Dördümüz anlaşıp el sıkıştık
22 Eylül 2003: Komutanlarla çok özel konuştuk. Org. Özkök AKP’ye karşı işlem yapılmasını kabul etmezse “Ya çekil, yahut da biz çekiliyoruz” diyeceğiz. Org. Fırtına istedi, dördümüz ellerimizi üst üste koyup el sıkıştık! Org. Eruygur kışkırtıcı rol oynuyor.
Önce basını ele geçirelim
6 Aralık 2003: “Bu hafta bütçe komisyonunda (TBMM Plan-Bütçe Komisyonu) bir AKP milletvekili tekkelerin açılmasını isteyince hepimiz çok rahatsız olduk. Toplandık. (Ö) Ve kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik. Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. Bu nedenle ben M.Ö.’yü (Mustafa Özkan) davet edecektim. Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik. Sokaklara afiş astıracaktık. Dernekleri hükümet aleyhine teşvik edecektik. Bunları yurt çapında yapacaktık. Yukarıdakiler Sarıkız olarak anılacaktı.”
Bir an önce bu işi yapalım
20 Ocak 2004: “Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki toplantıda, Jandarma Genel Komutanı ‘bir an önce bu işi yapalım’ şeklinde konuşuyordu. Dayanamadım, planlamayı 23 Ocak’tan sonra yapabileceğimizi birkaç kez tekrar ettim; ağzı kapandı.”
1 Şubat 2004: “Aytaç Paşalara ziyarete gittik. Bana, ‘Şener (Eruygur) ile İbrahim’in (Fırtına) davranışlarını tasvip etmiyorum, ifrata kaçıyorlar. MİT’ten gelen habere göre, Jandarma Genel Komutanlığı’nın bütün hareketleri biliniyor ve yasadışına çıktığı değerlendiriliyor’ dedi.”
Aralık ayını bekleyelim
3 Şubat 2004: “Ben denetlemeye gittiğim zaman hepsi Jandarma Genel Komutanlığı’nda toplanmışlar ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur onlara bana salı günü takdim edilen hazırlıkları göstermiş ve yapılan üst düzeydeki bazı yöneticilerin konuşmalarına ait ses kayıtlarını dinletmiş. Bunların çoğu AKP’ye danışmanlık yapan kişilermiş ve Kıbrıs sorununu nasıl halletmeyi düşündüklerini ve bu konuda neler yaptıklarını anlattıkları kayıtlarmış. Takdimin sonunda Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı hemen 10 Mart’ ta ihtilal yapalım diye bastırmaya başlamışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı onları şimdilik frenlemiş. (Ö) Konuşmamıza darbe konusu ile devam ettik. Ben eğer bir darbe yapılacaksa bunun 2004 Aralık’tan önce yapılmamasını ve AB’nin vereceği cevaba göre AKP’nin zaten köşeye sıkışacağını ve o zaman halkın desteğini de alabileceğimizi söyledim.”
Kıbrıslıları sokağa dökelim
5 Şubat 2004: “Kara Kuvvetleri Komutanı (Ö) telefonla beni aradı ve gizli hattan görüşmek istedi. (Ö) “Annan’ın mektubu (BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs mektubu) gelmiş ve içerisindeki konular tamamen bizim söylediklerimizin dışında olayları kapsıyor. Onur Öymen (CHP Genel Başkan Yardımcısı) ile İstanbul’da görüştük ve bana bunları anlattı. (Ö) Hava Kuvvetleri Komutanı 19:30’da geldi ve konuştuk. Önce darbe olabilir mi konusunu açtık. Amacım Şener (Eruygur) yokken onunla teke tek konuşarak fikirlerimi ona söylemekti. Nitekim darbe konusundaki fikirlerimi ona naklettim ve zannediyorum benimle aynı fikirde oldu. Ülkenin ekonomik zorluğu, ABD’nin diğer darbelerden farklı olarak bu kez hükümet tarafını tuttuğunu, halkın henüz destek vermediğini ve desteğin yahut zeminin oluşması gerektiğini kısaca anlattım. (Ö) TSK’nın Kıbrıs konusundaki düşüncelerinin ne olduğunu açıklayıp istifa etmemiz gerektiğini söyledim. Hava Kuvvetleri Komutanı başka bir seçenek tavsiye etti. Kıbrıs’ta herkesi Annan Planı aleyhinde sokağa dökerek gösterilerin yapılmasını sağlama ve anavatandan da bu hareketlere destek vererek hükümet aleyhine olaylar çıkarmak.”
Gölbaşı’nda buluştuk...
1 Mart 2004: “19.30’da Gölbaşı tesislerinde buluştuk. Kara Kuvvetleri Komutanı’yla ben biraz gergindik. Jandarma Genel Komutanı sözü, ikide bir oraya getirip, ‘Bu işi ne zaman yapacağız’ diyordu. Bazen süreyi uzatmanın en iyi çözüm yolu olduğunu söyleyince suratı asılıyordu.”
15 Mart 2004: Sabah, Eruygur aradı. “Genelkurmay Başkanı (Özkök) her şeyi biliyor. Biraz önce beni aradı. Hemen öğleyin bir araya gelmemiz lazım” dedi. Kendisine neleri bildiğini sordum, “Hemen hemen her şeyi biliyor” dedi.
VATAN
Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 06:09