Medya
  • 25.3.2003 13:32

BARLAS, CANLI YAYIN POLEMİĞİNİ KÖŞESİNE TAŞIDI

Çocukça ve sorumsuz polemiklere paydos!.. Gerçeği görmeyi denemeliyiz artık.. Çünkü bazıları, olayın çapını anlamaya çalışmak yerine, meseleyi ''Savaşa Hayır'' demek ile ''Savaşa Evet'' demek şeklinde görmeye çalışıyor. Amerika'yı haksız saldırısından ötürü kınamak ve Türkiye'deki Amerika yanlılarına öfkelenmek bir çözüm getirseydi, Sovyetler'in Amerika'ya alternatif olabildiği geçen yüzyıldaki bu tür söylemlerden, bir sonuç çıkardı.. Yani olay, bir ''İç Politika'' meselesi değil.. Olayı televizyonlarda, bir lise münazarasına döndürülmüş minik tartışmalarla sürdürüp, izleyicilerin ''Kim kime gol attı'' ortamına sürüklenmesi de, kamuoyunu bilgilendirmekten başka her şeyi sağlar.. 1'inci büyük gerçek şu.. Amerika, Irak'taki savaşı kazansa da, kaybetse de, bu büyük bir ''Global Değişiklik'' getirecektir.. Amerika savaşı kazansa da, kaybetse de, bu, Türkiye'ye yarardan çok, problemler getirecektir. Amerika Irak Savaşı'nı kazanıp, Irak'a ve bölgeye egemen olursa, ''Türk-Amerikan İttifakı''na eşdeğerde bir ''Amerikan-Kürt İttifakı'' gerçek olacaktır.. Türkiye, bu ihtimale karşı hazırlık yapmamıştır.. Amerika, Irak Savaşı'nda bir şekilde durdurulup geri çekilmek zorunda bırakılırsa, bölgede, Türkiye'nin de iç ve dış politikasını yeniden yapılandırmasını gerektiren, radikal denge değişiklikleri olacaktır.. Saddam'ın Baas ideolojisi, İran'ın Humeyniciliği ve hatta Suudi Vahabiliği, Ortadoğu'da Amerika'nın bırakacağı boşluğu doldurabilecektir.. İsrail'in geleceği tartışılır olacaktır. Böyle bir ikilem var Türkiye ve Orta Doğu için.. Amerika yenilse de, kazansa da, bunlar olacak.. Bir başka gerçek de şu.. Irak Savaşı öncesinde, masa başına oturan iki stratejik ortak, yani Türkiye ve ABD, yaptıkları pazarlık sonunda, karşılıklı olarak zararlı çıkmışlardır.. Türkiye, temel dış politika tercihinin, kendisine hasım olabilecek, ''öfkeli bir eski dost''a dönüşebileceğini görmüştür.. Amerika da, Türkiye'ye ''Ne yapacağı belli olmaz'' bir ülke olarak bakmaya başlamıştır.. Türkiye'nin, kırılgan bir ekonomi ile ve iç meşruiyeti ''Bazı Çevreler''de tartışılan bir siyasi iktidarla, bu çaptaki bir ''Değişim'' ortamına girmesi, çeşitli içerikte ve nitelikte krizler getirebilir.. Bu ihtimali görmezden gelerek, olayı sadece bir iç politika ve ideoloji polemiği platformuna sürüklemek, sorumsuzca, çocukça bir davranıştır. Yazık ki, bu gerçekleri, ülkenin siyasi sorumluluğunu taşıyanlar görmezden geldi.. Aynı şekilde Amerika da, Ankara'daki Büyükelçisi'nden Washington'daki fonksiyonerine uzanan ölçekte, Türk-Amerikan ilişkilerini engebeli bir zemine oturttu. Hiç olmazsa bundan sonra, bütün ilgililer sorumlu ve hesaplı davranmalıdır. Her görüşe, her kesime müdahale edilemez.. Ancak eğer ''Parti Disiplini'' diye bir kavram var ise, AK Parti ve ona yakın sözcüler, ''Anti-Amerikan Söylemler''den kaçınmalıdır. CHP de, muhalefetin, ''İlle de bir şeye karşı olmak''tan öteye sorumlulukları getirdiğini, artık bilmelidir. Biz bu krizi, sivil toplum ve temsili demokrasi olarak, akıllıca, ustaca geçirip, atlatmalıyız.. Ortadoğu ülkelerinde siviller, bilinçli, hesaplı, akıllı davranmadıkları zaman krizler ve siyasal boşluklar doğuyor. Bunu, demokrasi dışı güçler dolduruyor.. 2'nci Dünya Savaşı'nın sonundaki değişim, Türkiye'ye çok partili demokrasiyi getirdi.. 3'üncü Dünya Savaşı çapındaki Irak Krizi'ni, demokrasiyi koruyarak karşılayalım. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:39

İLGİLİ HABERLER