Başbakan, Kürtlerden ne istedi?
Terör örgütüne karşı yürütülen operasyonların detaylarını veren Başbakan, Kürt kökenli vatandaşlara çağrı yaptı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''İnanıyorum ki Kürt kardeşlerim, Kürt vatandaşlarım ramazan ayını kana bulamak isteyen bu canilerle arasına artık mesafeyi koymuştur, koyacaktır. 'Yeter artık' diyecektir. Ülkemin kuzeyinde, güneyinde, batısındaki vatandaşlarımın da oynanan oyunu görerek, ekilmek istenen fitne tohumlarını görerek, bu mübarek ayda öfkenin, nefretin diline değil, hoşgörünün, birliğin, kardeşliğin diline başvuracaklarına yürekten inanıyorum'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığı'nın Altınpark'ta düzenliği iftar programına katıldı.
Konuşmasında, son dönemde yürütülen operasyonlara ve terör saldırılarına değinen Erdoğan, ''Açıkçası terör örgütü, ramazan ayında yaptığı bu saldırılarla hiçbir kutsalı tanımadığını, hiçbir milli ve manevi değere saygı göstermediğini, bu ülkenin, bu toprakların, bu milletin değerleriyle hiçbir ortak paydasının olmadığını bir kez daha net olarak göstermiştir'' dedi.
-''Kazanamayacağını bildiği halde''
Son günlerde Güneydoğu'da bazı il ve ilçelerde yapılan terör saldırıların iyi analiz edilmesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, ''Terör örgütü kazanamayacağını, hiçbir şey elde edemeyeceğini bildiği halde, teröristleri adeta intihara göndererek nasıl bir zihniyet taşıdığını ortaya koymuştur'' dedi.
Son günlerde sadece Şemdinli'de 115 teröristin etkisiz hale getirildiğini, Hakkari saldırısında da 14 teröristin etkisiz hale getirildiğine dikkati çeken Erdoğan, ''Bu teröristler, bu terör örgütü mensupları, terör örgütü tarafından sonucu bilinerek, göz göre göre ölüme gönderilmiştir'' dedi.
Teröristlerin kendi aralarında yaptıkları telsiz konuşmalarına değinen Erdoğan, ''yaralıları taşımayın oldukları yerde bırakın. Geri dönmeyin, sağ dönmeyin. Hatta yaralı arkadaşlarınızı taşımayın; geride delil kalmasın infaz edin'' gibi emirler verildiğini vurguladı. Erdoğan, ''Bunları diyecek kadar insanlıktan nasibini almamış, insaflarını, vicdanlarını yitirmiş durumdalar. Kürt annenin, Kürt babanın evladını daha çocuk yaşta elinden koparıp alıyorlar. Bir canavara dönüştürüyorlar ve sonra da dağlara ölmeye ve öldürmeye gönderiyorlar'' diye konuştu.
''Terör örgütü üyelerinin bu tür insanlık dışı saldırılarla elde ettiği hiçbir şey yok. Elde edeceği de hiçbir şey yok'' diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şu anda terör örgütü, iplerini elinde tutan Türkiye düşmanı çevrelerin verdiği ihaleyi yerine getirmenin mücadelesi içinde. Biz, terör örgütüne karşı da terör örgütünün iplerini elinde tutan o Türkiye düşmanı o çevrelere karşı da en sert şekilde, en kararlı şekilde mücadelemizi yürüteceğiz.''
-''Terörün propagandasını yapmayı bırakın''-
''Taraflar silah bıraksın'' ifadesini, ''edep dışı'' olarak nitelendiren Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu ifade, bu milletin güvenliği elinde tutan, elinde bulunduran, bulundurması gereken güvenlik güçlerimize karşı saygısızlıktır. Bizim askerimizin de polisimizin de silahı, adeta bir enstrümanıdır. Onunla milletimizin, nerede olursa olsun en doğuda, en batıda en kuzeyde, en güneyde vatandaşın güvenliği onunla sağlanır ve polisimizin de askerimizin de görevi budur. Silah bırakması gereken teröristlerdir. Terör örgütünün uzantısı olan o siyasi parti, o aklı gitsin onlara versin, bize değil. Hiçbir zaman bu anlayışla bizim Parlamento içinde de olsa konuşacak bir muhatap bulmayız, böyle bir şey de aramayız. Zira böyle bir zihniyetle konuşulacak hiçbir şey yoktur.''
''Terör saldırıları karşısında asla ve asla tek bir geri adım atmayız'' diyen Başbakan Erdoğan, medyaya şu sözlerle seslendi:
''Eğer şu güzel ülkemizde, şu 75 milyon vatan evladının, sorumluluğunu, mesuliyetini taşıyorsanız bölücü terör örgütünün propagandasını yapmayı bırakın ve onlarla ilgili yazdığınız her cümle, bilesiniz ki onların arayıp da bulamadığı bir propaganda unsurudur. Bu konuda hassasiyeti, devamlı hatırlatıyoruz, hatırlatacağız ama bilesiniz ki biz de kendi defterimizin notları arasına bunları düşüyoruz.''
-''Kardeşliğimizi hedef alıyorlar''-
Terörle mücadeleyi azimle, kararlılıkla ancak çok daha büyük bir hassasiyetle sürdüreceklerini yineleyen Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı'nın 2 gün önce Diyarbakır'da yaptığı ve bölge illerinde yaptığı çalışmalara vurgu yapan Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı'nın, bölge halkının terör olaylarından ne kadar rahatsız olduğunu kendisine bildirdiklerini kaydetti.
''Vatandaşlarımız, bu mübarek ramazan ayında, sınır karakollarımızda nöbet bekleyen, operasyonlarda göğüslerini kahramanca siper eden tüm güvenlik birimlerimize dualarını eksik etmesinler'' çağrısı yapan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Yaklaşık 30 yıldır terör örgütü sadece kalleşçe saldırılar yapmakla, yalnızca askerimizi, polisimizi, güvenlik ve istihbarat birimlerimizi hedef almakla kalmıyor. Terör örgütü, onunla birlikte örgütün siyasi uzantıları, masum canlarla birlikte kardeşliğimizi, dayanışmamızı, birlik ve beraberliğimizi de hedef alıyorlar. Sadece cana, canlara kastetmiyorlar, toplumsal barışa da kastediyorlar. Ne terör örgütü ne de terör örgütünün siyasi uzantıları, Kürt vatandaşlarımızın asla temsilcileri değildir.''
Kardeşlik vurgusu yapan Başbakan Erdoğan, ''Bu terör saldırıları sonrasında öfkesini, nefretini, kızgınlığını teröre ve terör örgütüne değil, bir halka, kardeşlerine yöneltenler, terör örgütünün tuzağına düşerler. Biz milletçe bu tuzağa düşmeyeceğiz. Terörün bizim aramıza girmesine, bizim kadim kardeşliğimizi zedelemesine müsaade etmeyeceğiz. Terörün aramıza nifak sokmasına, bizi birbirimize hasım eylemesine asla ve asla göz yummayacağız'' diye konuştu.
-''Kürt kardeşlerim, bu canilerle arasına artık mesafeyi koymuştur''-
Siyasetçilerin kullandığı üslubu da eleştiren Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bu son terör saldırılarının ardından, bunların siyasi uzantıları bir kez daha çıkıyor mertçe, insanca, cesaretle, terörü lanetlemek yerine, namertçe, korkakça, pısırıkça, lafı eveleyip gevelemeyi tercih ediyorlar. Zaten akan her damla kanda, işte bu korkaklığın dilini kullanan siyasetçilerin de payı var. Bunların kullandığı dil, bu ülkenin, bu toprakların, bu milletin dili değildir. Bunların kullandığı dil cesaretin, barışın, özgürlüğün, kardeşliğin dili asla değildir. Bu dil, nifakın dilidir, fitnenin dilidir. Bu dil, kardeşliğimize uzanan zehrin dilidir. Ramazan ayında yapılan kalleşçe bir saldırıyı dahi lanetleyemeyenler Kürt vatandaşlarımın, kardeşlerimin temsilcisi değildir, olamaz ve onların yüzüne dahi bakamazlar. İnanıyorum ki Kürt kardeşlerim, Kürt vatandaşlarım ramazan ayını kana bulamak isteyen bu canilerle arasına artık mesafeyi koymuştur, koyacaktır. 'Yeter artık' diyecektir. Ülkemin kuzeyinde, güneyinde, batısındaki vatandaşlarımın da oynanan oyunu görerek, ekilmek istenen fitne tohumlarını görerek, bu mübarek ayda öfkenin, nefretin diline değil, hoşgörünün, birliğin, kardeşliğin diline başvuracaklarına yürekten inanıyorum.''