BAŞBAKAN PATRONLARINA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ ANLATMAK İÇİN AMERİKA'YA GİDİYOR
CHP Düzce İl Başkanlığı Olağan Genel Kurulu 18 Temmuz Spor Salonu'nda yapıldı. Kongreye CHP Grup Başkanvekili İstanbul milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Muğla Milletvekili Gürol Ergin, AK Parti Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu, AK Parti İl Başkanı Fevai Arslan, Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak, Yığılca Belediye Başkanı Bünyamin Şahin ve çok sayıda parti üyesi katıldı.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, konferede yaptığı konuşmada Türkiye'nin sorunları çok fazla olan bir ülke olduğunu ifade ederek, "Biz halka vereceğimiz umutlu iktidarın kapısını açacağız. Ekonomi de çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bir milyon doları Türkiye'ye getiren bir yabancı 2 milyon 370 bin dolarla ülkesine geri dönüyor. Ülkemizde yaşayan bir insan ise kendi parasını bu kadar yükseğe çıkaramıyor. Dün MÜSİAD'IN genel kurulunda Başbakan açıklamalarda bulunuyor. Borsa şöyle oldu, borsa böyle oldu diye.
Acaba borsada para kazanan bir arkadaşımız var mı? Sayın Başbakanın bir lafı vardı. Diyor ki her üniversiteliyi iş sahibi yapacağız. Bu açıklama başka bir ülkede yapılsaydı kıyamet kopardı. Herkesin çocuğu Başbakan'ın çocukları gibi şanslı değil ki. Üniversite okuyup da yıllarda iş bekleyen vatandaşlarımız var. Sadece Van'da 6 binin üzerinde öğretmen açığı var. Dışarıda atamayı bekleyen 140 bin öğretmen var. Niçin atama yapılmıyor? Bunlar kendilerini düşünüyor. Kendi çıkarları için hareket ediyor. Naylon faturacıdan, kalpazandan, çıkarcıdan milletvekili olur mu? İşte bunların olduğu mecliste halkın sorunları konuşulmaz. Bunlar mecliste kendi cebini doldurma peşindeler.
Halkı kandırma yolunu bulmuşlar. Düzce'nin sorunları yok herhalde. Öyle olsaydı bir tane Düzce Milletvekili Meclis kürsüsüne çıkıp da Düzce'nin sorunlarını dile getirmez miydi? Anayasanın 23. maddesi diyor ki herkesin seyahat özgürlüğü var. Peki Tekel işçileri Ankara'ya giderken otobüslerin önü kesilmedi mi? Otobüslere polis kamerası yerleştirilmedi mi? Bu nasıl seyahat özgürlüğüdür. Düşüncenizi özgürce ifade ettiğinizde ya hapistesiniz, ya da gözaltındasınız. İşte bunların demokrasi ve özgürlük anlayışı bu" dedi.
AK Parti'nin yeni bir Anaya çıkarmak istediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Emekliler konuşamaz. İşçiler zaten konuşamaz. Hayatınızın her anlamında baskı görüyorsunuz. Cumhurbaşkanı'nı ve meclis başkanını kim seçer. Recep Tayyip Erdoğan. Anayasayı kim değiştirir? Recep Tayyip Erdoğan. Her şeyi yapmak yasak. Bundan sonra bize bir tek şey söylemek kalıyor.
'Padişahım çok yaşa.' Siz özel uçağınızla Katar'da düğüne gideceksiniz. İnsanlar perişan, çiftçi perişan. Ama biz özel uçağımızla Başbakanın Katar'a düğüne gitmesine şahit oluyoruz. Sayın Başbakan 25 Ekim 2002 bir televizyon programında diyor ki biz dokunulmazlıkları kaldıracağız. Sayın Başbakan daha sonra dokunulmazlığı istemiyorum diye açıklama yapıyor. Halka söz verdin, meydanlarda söz verdin. Yiğit adam sözünün arkasında durur. Mert adam sözünün arkasında durur. Böyle adamlar sözünün arkasında durmazsa ona bunun hesabını sormak gerekiyor. Milletvekilini, Cumhurbaşkanını, Meclis Başkanını tayin ettin. Sıra geldi Yüksek Yargıya. Onu da kendisi tayin edecek" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın Amerika'ya yapacağı seyahati eleştirerek, "Dün Sayın Başbakan Amerikaya gideceğini açıkladı. Amerika'nın ne özelliği var? Eğer gideceksen niçin büyükelçiyi geri çektin. 17. kez gidiyor sayın Başbakan Amerikaya. Anayasa taslağını Türkiye'de açıklamadan Amerika'da açıkladı. Herhalde Başbakan Amerika'ya Anayasa değişikliğinin son halini anlatmak üzere patronlarıyla buluşmak için Amerika'ya gidiyor. Sayın Başbakan hayati ihracatçıdan, naylon faturacıdan, kalpazandan Milletvekili olur mu? Eğer oluyorsa onlar halkın değil senin Milletvekilindir.
Fındık üreticilerinin yüzde 80'inin borcu var. Fındık üreticileri sadece Düzce'de mi Giresun ve Ordu'da da mağdur. Dünya'da bir numara olacaksınız ve hak ettiğiniz değere kavuşamayacaksınız. Biz, kendi ülkemizin değil başka ülkelerin çıkarı için çalışıyoruz. Fındık bunun net göstergesidir" dedi.
CHP olarak iktidara geldiklerinde siyasi ahlak yasasını çıkartacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu şunları söyledi; "Milletvekili hesap vermekten korkmayacak. Milletvekili dokunulmazlığını sınırlayacağız. Milletvekilleri hesabını gidip Bağımsız Yargıya verecek. Yargıya müdahale edilmeyecek. Yargı siyasallaşamayacak. Yargı siyasallaşırsa toplum bedelini ağır öder. Bir şey daha yapacağız. Taşeron uygulamasına devlette son vereceğiz. Adam çalıştıracaksan alır çalıştırırsın. Niye araya başka şirketleri sokuyorsun. İşçinin evine ekmek götürmesini sağlayacağız. Sanayicileri destekleyeceğiz. Düzce bir parça teşvik kapsamına alındı ve daha sonra çıkarıldı. Düzce'nin günahı neydi. Çünkü Düzce itiraz etmedi. Önümüzdeki seçimlerde göreceğiz. Düzceli bu durumdan memnun mu? Tabi ki değil. Herkesi kucaklayacağız. Bir birlik yaratacağız."
Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin ötekileşme politikasına son vereceklerini belirterek, "Bir dönem türbanı bayrak yaptılar konuştular. AK Parti'nin başörtülülere sahip çıktığını gördünüz mü? AK Parti bunları sömürecek ama biz onları kazanacağız. AK Parti toplumu bölerek almayı kendisine ilke edilmiş bir partidir. Birilerinin isteği üzerine çalışan bir partidir. Dubai'de anlaşma imzalandı. Irak'a girmemenin karşılığı olarak bir milyar dolar bağış verildi. Ülkesinin çıkarlarını düşünen bir parti bir milyar dolara ülkesini satmaz.1930'larda biz kardeştik. Ama şimdi biz bölünüyoruz Amerika birleşiyor. Taşeron iktidar diye bu nedenle diyorum. Ülkeyi birleştiren değil bölmeye çalışan bir iktidar var önümüzde. Bu tuzağa düşmememiz lazım. İnançlara da etnik kimliğe de saygılı olacağız" diye konuştu.
AK Parti'nin aynı zamanda din istismarcısı olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Sağ elin verdiğini sol el görmez bizim dinimizde. Peki bunların yaptığı ne. Yoksulluğu teşhir etmek. Yoksul, bizim toplumumuzun onurlu bir kesimidir. İnsanın yoksulluğunu siyasi bir alet etmemeliyiz. Kendilerine Adalet ve Kalkınma Partisi diyorlar. Hangi Adalet? Hangi Kalkınma? Birde kendilerine AK Parti diyorlar. Nasıl AK'sa. Bir insan kendinde olmayanı arar. Herhalde bunlarda öyle davranıyor. Sayın Başbakan senin yatacak yerin yok. Yıllarca Deniz Feneri yöneticilerinin sen sırtını sıvazlamadın mı? Bunları yapan bir Başbakan sanki bunları yapmamış. Bunların yatacak yeri yokmuş. Asıl senin yatacak yerin yok. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kim yemişse ondan hesap soracağız. Uçakla düğüne gidersin sen mağdursun. Çocukların Amerika'ya gidersin sen mağdursun.
Peki bu mağdur. Sokaktaki adam ne. 7 yıldızlı otellerde tatil yaparsın. Çocuğunun birini götürürsün beş yıldızlı otellerde kalırsın sen mağdursun. Öbür tarafta bir anne bin lira kurs parasını ödeyemez ama mağdur değildir. Hala KEY'ler verilmedi diye şikayetler var. Keyifleri yerine gelirse öderler. Türkiye raydan çıkmış bir tren gibi gidiyor. Nerden gideceği belli değil. Onu tekrar düzene oturmak bizim görevimizdir. Yolsuzluklar var Başbakan kulaklarını tıkıyor. Bunlarda vicdan dahi yok. Düzce'den bir CHP Milletvekili çıkmıyorsa Düzce'nin parlementoda sesi çıkmıyor görüyorsunuz.
Eğer CHP'den bir milletvekili çıksaydı. Düzce böyle olmazdı" dedi.
Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın medyayı ve yargıyı eleştirirken herkes kendi kümesinde yumurtlasın dediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Hayati Yazıcı medyayı ve yargıyı eleştirirken herkes kendi kümesinde yumurtlasın diyor. Bildiğim bir şey var düşünce özgürlüğü var ise bunu sonuna kadar kullanır. Kendisi yumurtlamadan bahsediyor kendisi bunu kendi kümesinde halledebilir" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, kongre sonunda Düzce'den ayrıldı.