KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA/ MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın, AB yerine Rusya ve İran'la işbirliği arayışına girilmesi yönündeki önerisi, siyasette bomba etkisi yaptı. İki gündür Türkiye bu konuya kilitlenirken, koalisyon ortaklarından da farklı tepkiler yükselmeye başladı.
DSP ve MHP Kılınç’ın önerisini desteklerken, ANAP kanadı askere karşı taarruza geçti. ANAP Grup Başkanvekili Nihat Gökbulut, Kılınç’ın sözlerini ''abesle iştigal'' olarak nitelendirerek, ''Tabii, kişilerin beyanat verip arkasından ‘bu benim bireysel görüşüm’ demesi de bu işin biraz ucuzluğudur'' dedi. Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Şükrü Sina Gürel, AB'den Türkiye'ye somut bir çizgi gösterilmediğini belirterek, "Uluslararası ilişkilerin çok kutuplu olduğu bir dönemde yeni arayışlara yönelmeliyiz" diye konuştu. Tartışmaların alevlenmesi üzerine yazılı bir açıklama yapan Başbakan Ecevit, Türkiye’nin Avrupa ile coğrafi ve tarihi bağlarının olduğunu belirterek, “Bir yanımızla da Asyalıyız” dedi.
ANAP’TAN TAARRUZ
ANAP Grup Başkanvekili Nihat Gökbulut, AB'ye alternatif olarak İran ve Rusya ile işbirliği yapmayı ''abesle iştigal'' olarak nitelendirerek, ''Tabii, kişilerin beyanat verip arkasından (bu benim bireysel görüşüm) demesi de bu işin biraz ucuzluğudur'' dedi.
Gökbulut, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın, AB'yi eleştirerek Rusya ve İran'la ilişkiler geliştirilmesine ilişkin sözlerini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine şunları söyledi:
''MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın beyanatını analiz edersek, tespit cümlesinin doğru olduğunu görürüz. Bu cümle, AB'nin bize yardımcı olmadığı, milli sorunlarımızda menfi davrandığı kamuoyunca da kabul edilen bir tespittir.Ama bu tespite bağlı olarak hüküm cümlesi, kökten yanlıştır.Çünkü, AB'ye giriş, Türk Milleti açısından sadece son 20 yılın bir hedefi değil 1856 yılında Tanzimat reformuyla başlayan ve Atatürk'ün reformlarıyla devam eden 150 yıllık çağdaşlaşma ve Batılılaşma aşamasının son noktasıdır. Dolayısıyla AB'ye karşıt olarak Rusya ve İran ile birlikte bir işbirliği arayışı Türkiye'nin gerçeklerine, jeopolitik konumuna ve bu ülkelerle olan sorunlarımızla tamamen ters olan bir vakadır.Rusya ile Kafkasya'da çözülmesi çok zor olan sorunlarımız mevcuttur. Ayrıca İran'ın daha 15 gün önce PKK'ya lojistik destek verdiği ve PKK'yı Türkiye aleyhine kullanacağı açıkken İran ve Rusya ile bir işbirliği bana göre abesle iştigaldir. Ama İran da Rusya da bizim komşumuzdur. Dostane ilişkilerimiz devam etmelidir.AB'ye giriş kararımız siyasi bir karardır. Bu karar sadece bir partinin değil milletimizin, Hükümetimizin ve Parlamentomuzun ortak kararıdır. Detaylardaki sorunlar ve tereddütler, AB'li dostlarımızın bazı konulardaki menfi tutumları, Türk Milleti'ni bu ortak karardan vazgeçiremez.Nitekim Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, (AB jeopolitik bir zorunluluktur) cümlesiyle bu gerçeği ortaya koymuştur.Sayın Mesut Yılmaz da (AB, Türkiye'nin kaderini ilgilendiren en hayati olaydır) cümlesiyle bu sorunu noktalamıştır.''
Bir gazetecinin, Başbakan Yardımcısı Yılmaz'ın ''AB karşıtları askerlerin arkasına saklanmasın'' sözlerinden sonra böyle bir açıklama gelmesini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine de Gökbulut, ''Sayın Orgeneral beyanatını verdikten sonra (bu benim şahsi görüşümdür)demiştir, ama orada kendi beyanatı önemlidir. (şahsi görüşümdür)ifadesini kullanmıştır. Tabii, kişilerin beyanat verip arkasından (bu benim bireysel görüşüm) demesi de bu işin biraz ucuzluğudur. Ama hemen arkasından Genelkurmay Başkanı'nın beyanatı MGK genel Sekreteri'nin beyanatını örtmüştür'' diye konuştu.
GÜREL: TÜRKİYE'NİN YENİ ARAYIŞLARA YÖNELMESİ GEREKİR"
Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Şükrü Sina Gürel, AB'den Türkiye'ye somut bir çizgi gösterilmediğini belirterek, "Uluslararası ilişkilerin çok kutuplu olduğu bir dönemde yeni arayışlara yönelmeliyiz" dedi.
Bir televizyon kanalında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Devlet Bakanı Gürel, Amerika'nın Irak'a olası bir operayonu durumunda Türkiye'nin tavrı konusunda "Diğer ülkelerle işbirliği olanaklarını aramamız gerekiyor. Ama bu bizim dış politikadaki çizgimiz değişmiş anlamına gelmez. Biz geçmişte de çok zor durumlarda işbirliği yaptık. Bu işbirliği bizim komşularımızın iç koşullarına bağlıdır. Uluslararası koşullarda geleceğe dönük bir varsayım olarak, bölgemizde sağlam işbirliği kanalları aramamız gerekir. Komşularımızla da işbirliği yollarını açık tutmamız gerek" ifadelerini kullandı.
Bakan Gürel, AB sürecinde Türkiye'nin en önem verdiği noktalardan biri olan Kıbrıs sorununa da değindi. Türkiye'nin, kendini bölgede bir istikrar ülkesi olarak tanıttığını belirten Gürel, "Bölgede refahın ve bölgesel barışın sağlanması gerekir. Kıbrıs Rum Kesimi, Türk tarafınının adım atmasını bekliyor. Türkiye ve KKTC olarak, bu konudaki girişimlerin AB tarafından yapılmasını bekliyoruz. AB'den beklediğimiz bir başka girişim de KKTC'nde uyguladıkları ambargoyu kaldırmalarıdır. Böylelikle görüşme masasında her iki taraf da daha rahat olur" diyerek, söz konusu görüşmelerde eşitliğin oluşturulmasını istedi.
ECEVİT AÇIKLAMA YAPTI
Başbakan Bülent Ecevit, Avrupa Birliği (AB)'ne tam üyeliğin Türkiye'nin yadsınamayacak ve vazgeçilemeyecek bir hakkı olduğunu belirterek, engellerden dolayı yılgınlığa kapılıp başka seçenekler aranmasının söz konusu olamayacağını belirtti.
Başbakan Bülent Ecevit, yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa'da bazı çevrelerin Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği içlerine sindiremeyebileceklerini ifade ederek, "Avrupa Birliği ile aramızda zaman zaman tartışmalar ve anlaşmazlıklar da olabilir. Fakat şu gerçek değiştirilemez. Türk ulusu, çoğrafi açıdan da, tarihsel açıdan da, kültürel açıdan da Avrupalıdır" dedi.
Türk ulusunun yalnızca Avrupalı değil, aynı zamanda Asya, Ortadoğu, Akdeniz ve Kafkasyalı olduğunu kaydeden Başbakan Ecevit açıklamasında, "Avrasya sürecinin ve Doğu-Batı yakınlaşmasının önde gelen etkenidir. Çağdaş, demokrat ve laik kimliğiyle kültürler ve dinler arasında uzlaşının da bir güvencesidir" ifadelerine yer verdi.
Geçen ay İstanbul'da yapılan ve Avrupa ile İslam alemini kaynaştıran toplantının bunun bir kanıtı olduğunu belirten Başbakan Ecevit şöyle dedi: "Öyle bir toplantı başka bir ülkede yapılamazdı. Bu eşsiz özellikleri nedeniyle Türk Ulusu Avrupa'nın ufkunun açılmasına da katkıda bulunmaktadır. Bu nedenlerle, Avrupa Birliği'ne tam üyelik Türkiye'nin yadsınamayacak ve vazgeçilemeyecek bir hakkıdır. Onunu için üyelik yolunda karşılaştığımız veya bundan sonra da karşılaşabileceğimiz güçlük ve engellerden yılgınlığa kapılıp da başka seçenekler aramamız söz konusu olamaz. Türkiye elbette bölge ülkeleriyle ve başka ülkelerle de ilişkilerini sürdürecek ve derinleştirecektir".
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 15:40