Gündem
  • 2.4.2006 12:21

BATMAN'I ŞAŞIRTAN KOMİK OLAY!

Malum, Tüpraş'ın Batman ’da rafinerisi var. Üretilen yerli hampetrol burada işleniyor. Rafineri şehir için çok önemli. Zaten Batman denilince akla ilk gelen şeylerden birisi de bu..

İşte bu rafinerinin bir kulesi varmış. Yüksek oktanlı benzin üretmek için kurulmuş. Geceleri aydınlatılan kule, kısa sürede kentin sembolü olmuş. “Batman’ın Eyfel’i", “Batman’ın Pisa’sı" denilmeye başlanmış. Ancak Tüpraş yönetimi kuleye ihtiyaç kalmadığını düşünmüş ve kaldırmaya karar vermiş. Bundan sonrası tam bir komedi filmi gibi. İşçiler ve vatandaşlar ayaklanmış, konu Meclis’e kadar gelmiş. Gerisini Tüpraş'ın raporundan aktaralım:

“Batman Rafinerisi'ndeki kulenin demontajı ve çıkan hurdanın satışı ihalesi, işçi ve sendikanın engellemesi sonucu gerçekleşmemiştir. Ancak bu engelleme zorla değil, teklif verecek kişilere bu konuda ricada bulunmak ve ikna etmek suretiyle gerçekleşmiştir. Olayda zor kullanılmadığı için müdahale söz konusu olmamıştır. İkna keyfiyetinin tehdit boyutuna ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir. Hadisenin göründüğü şekliyle kabulünde, çalışma barışı açısından sosyal fayda görülmüştür. Dolayısıyla engellemeye katılan işçi ve sendika temsilcilerinin, herhangi bir işlem yapmayan rafineri yöneticilerinin disiplin yönüyle cezalandırılmaları cihetine de gidilmemiştir. Kulenin tıpkı İtalya'nın PISA kulesi gibi Batman'ın simgesi olduğu yolundaki duygu ve düşüncelerle hareket ettiklerini ileri süren rafineri çalışanlarının bu halisane duyguları nın yönlendirdiği eylemlerinin, herhangi bir spekülasyon ve provokasyona yol açmadan neticelenmesi, Tüpraş'ın kamuoyu nezdindeki itibarı açısından da olayın büyütülmemesini sağlamıştır."

Ağar hangi CHP'liyi hapisten kurtardı?

12 Eylül olduktan sonra DİSK’e bağlı OLEYİS Sendikası yöneticilerinden Yücel Artantaş, tutuklanacağını hisseder ve sırra kadem basar. Şu anda CHP Iğdır Milletvekili görevini yürüten Artantaş, hemen herkesin gözaltına alındığı ilk iki hafta hatırı sayılır, sağ görüşlü dostları nın sayesinde bir hafta Stad Otel’de, bir hafta Ankara Oteli’nde saklanır. Ancak çember her geçen gün daralmaktadır.

O günlerde gerçek dostlarını tanımaya başladığını belirten Artantaş, “Öyle ki daha önce beni yüz metre öteden gördüğünde yanıma koşarak bana sarılan insanların bir anda benden kaçmaya başladıklarını gördüm. Arandığım için kimse benimle görüşmek istemiyordu. Hatta beni gördükleri zaman masanın altına saklananlar bile oldu. İşte o zaman kendime şu sözü verdim: “Ulan Artantaş, senin sendikacılığın burada biter. Yıllarca bu mücadeleyi senden kaçan bu insanlar için mi verdin?" Kaçak ve her an tutuklanma korkusu ile yaşamak Artantaş’ı bunaltır. Çareyi teslim bulmakta bulur. O dönemde İstanbul’da bulunan Mehmet Ağar’ı arar. Dostlukları eskiye dayanır. Ağar, İstanbul’a gelmesi durumunda Artantaş’ı teslim alabileceğini belirtir. Artantaş, Ankara’da otellerde saklanmak yerine soluğu İstanbul’da alır ve Ağar’ın huzuruna çıkar. Gerisini Artantaş’tan dinleyelim:

“Ağar, bana çok büyük bir kıyak yaptı. Ne işkence, ne baskı. Hapishaneye girmemi önledi. Hapishane yerine direkt savcının karşısına çıkmamı sağladı. Savcı da tutuksuz yargılama kararı verdi. Böylece ben hiç hapis yatmadan davadan kurtulmuş oldum. Diğer yönetici arkadaşlarımız tutuklu yargılandıkları için 4 yıl hapis yatanlar oldu. Mehmet Ağar’ın o gün bana geçtiği kıyağı unutamam. Eğer o olmasaydı ben de diğer arkadaşlar gibi en az 3-4 yıl boş yere hapiste yatardım."

Şemdinli kuşkusu

TBMM Şemdinli Araştırma Komisyonu, geçtiğimiz haftayı “olay yeri” tabir edilen bölgede geçirdi. 9 Kasım’da Şemdinli’de meydana gelen Umut Kitabevi’ne atılan bombanın failini aradılar. Van, Bitlis, Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli de incelemelerde bulundular. Gezinin son gününde komisyon üyesi Hüsrev Kutlu, geziyi BUGÜN’e değerlendirdi. Söylediği sözler nedeniyle ağzı yanan ve yoğurdu bile üfleyerek yiyen Kutlu, önce gazeteci deyimiyle, “rutin” açıklamalarda bulundu. Dilinden çok çektiğini her fırsatta söylemekten çekinmeyen Hüsrev Kutlu, sonunda şu yorumu yaparak kemiksiz dilini bir kez daha gösterdi: “Bir olay araştırıyoruz. Bir bombalama olayı. “Kim yaptı” sorusuna cevap arıyoruz. İki şık var önümüzde; ya PKK yaptı,. Ya da devlet... Düşünebiliyor musunuz”? Yasadışı bir olayı kim yaptı diye sorduğunuzda iki şıktan birinin Devlet olmasının, bir milletvekili olarak bana verdiği acıyı tahmin bile edemezsiniz. Bundan sonra kimin yaptığının önemi yok. Şıklardan birinin devlet olması, en az benim kadar herkese acı vermektedir...”

GSM bombası

Şemdinli Komisyonun’un Yüksekova bölümünde ilginç bir olay yaşandı. Milletvekilleri, çalışmalarını yürütürken önce GSM operatörleri iflas etti. Sonra bilgisayar ağları. internet, sonra sabit telefonlar.. Yaklaşık 8 saat sürdü bu mahrumiyet .Sonradan sebebi anlaşıldı. Milletvekillerine düzenlenecek bir bombalı saldırı alarmına geçilmişti. Canlı bir bomba ya da düzenekli saldırı ihtimali olduğunu düşünen emniyet kuvvetleri, genelde kullanılan cep telefon düzenekli saldırıyı önlemek için bu tedbiri almıştı. Milletvekilleri, bu önlemi olgunlukla karşılarken milletvekili yakınları gece yarısına kadar tanıdık bir ses duymaya çalıştılar..

Baykal ve Ecevit

Gazeteciler açısından görev yapması en zor olan lider CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’dır Çünkü Baykal uzun soluklu konuşmaların adamıdır. İstediğini anlatmak için Baykal’a süre yetmez. TBMM Grup Konuşmaları da bunlardan biridir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşma süresi ortalaması 35 dakika, Anavatan Lideri Erkan Mumcu’nun 45 dakika iken Baykal’ın ortalaması 90 dakika üzeridir. CHP muhabirleri daha önce solun birinci partisi DSP’yi izlediği günleri hasretle anarlar. Çünkü Ecevit’in en uzun konuşması 8-10 dakikayı aşmamıştır.

(bugün)

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 09:22

İLGİLİ HABERLER