BAYKAL: 'BAŞBAKAN'A ATLANTİK ÖTESİNDE BAŞARILAR'
DERİN BİR AYRIŞIM
Ne yazıkki Türkiye kendi içinde derin bir ayrışmaya gidiyor. Derin bir ayrışmanın tohumları atılıyor. Türkiye kendinden korkar kendi insanlarına güvenemez bir konuma sürükleniyor. Bunun altında açıkça Türkiye'yi sorumsuzca tehlikeli bir yola sokmuş iktidarın politikası yatmaktadır. Bu hiç bir şekilde kabul edilebilir bir tablo değildir. Cumhuriyet tarihinin hiç bir döneminde derin bir ayrışma ve birbirine karşı kuşku duyulduğu bir döneme girilmiştyir. Açılım politikası diye diye Türkiye'yi birbirine katıyorlar.
GEREKLİ UYARILARI YAPTIK
Bakınız bu işin ta başlında gerekli uyarıları yaptık. Nelere dikkat edilmesi gerektiğini ifade ettik. Ama bi istikamete girdiler. Bu açılım dürüst samimi açık şeffaf halka geçreklerin söylendiği bir açılım olarak ortaya atılmamıştır. Gizli saklı gölgeli gerçek hedefi itiraf edfilemeyen hazmettire hazmettire milleti bi yere taşımayı öngören içeriğinin ne olduğu bu işin sahipleri tarafından daji ifade edilemeyen bir politika Tükiye'ye dayatılmışltır.
DEVLET ACİZ KALDI
Devletin güvenlik güçleri bu olay karşısında aciz kalmıştır. Sokak hukukun kontrolünün dışına çıkmıştır. Sokağı kumanda edenler devletin meşru iradesinin güç odağı dışında ortaya çıkmıştır. Devlet hükümet aciz kalmışltır. Bu tablo hepimzi kaygılandırıyordu. Her an bir ölüm olabilir, ortaya çıkan tabloda devlet duruma el koymalıdır diye düşünürken olaylar giderek arttı. İşyerleri hedef olarak seçilmeye başlandı. Sokaklarda silah kullanmalar önce havaya olmak üzere kendini ögstermeye başlandı. Erlere saldırı kendisini gösterdi. Otobüsler minibüsler yakıldı. Cankurtaranlar saldırıya hedef oldu yakıldı. Evlerin önünde arabalar yakıldı. Derken Türkiye'ye baktık en saygın görevleri yapmak üzere ülkenin hassas bölgelerinde hizmet vermeye çalışan öğretmenler hedef halinme geldi. Saatlerce saldırılar gerçekleşti. Madımak olayları akıllara geldi. Tam bu olaylar geçti derken Diyarbakır'da bir gencimiz vuruldu. Serap Eser kardeşimiz çok zor koşullarda dershaneden evine koştururken hain bir saldırının hedefi oldu ve dün kaybettik. Bu acılar derken Tokat'ta bir tuzak 7 askerimizi şehit eden bir saldırı Türkiye'de gerçekleri görmek istemeyen görmeyen insanların gözüne gerçekleri dayatarak sokmaya çalıştı. Hiçbir yanlış yapıolmamış gibi herşey zaten olması gerkeiyormuş gibi bu yola devam etmek artık gaflet olmaktan çıkmakta ve hıyanete dönüşmektedir.
KAYIP VERMEDEN AÇILIM YAPACAKTIK
Göz göre göre Türkiye gibi bir ülkede bu olayları sineye çekmek, hazmetmek zorunda kalmak isteniyor. Bu hiçbirşekilde kabul edilebilir değildir. Bu açılım duruduk yerden tarihi bir fırsat diye ilan edildi. Tarihi bir fırsatın olduüğu ilan- edildi. Sayın cumhurbaşkanı hiçbir maddi klayıp yaşamadan sadece siyasi adımlar atarak Türkiye'yi bu beladan kurtarmanın mümkün olduğunu söyledi. Bunların söylenmesinden daha birkaç ay geçti ve şimdi geldiğimiz nokta ortadadır. Yani bu politikaları ortaya atanların çıkıp yeni druum değerlendirmesi yapmalarına tartışmaya müzakere etmeye ahlaki bir mecburiyetleri yok mudur?
Tüm bunlar ortaya atıldığında durun bakalım hele bir bunları bize de anlatın dedik. Bize anlatan olmadı. Nasıl güzel bir ortamın oluşturulacağı hakkında bir model dinlemedik. Tamam tamam dediler o da var bu da var diyerek milleti ayağa kaldırıp yola çıktılar. Bizi de yola sokmaya çalıştılar biz girmedik. Biz bilmediğimiz yola girmedik. Rotasını bilmediğimiz bir gemiye siz davet ediyorsunuz diye binmeyiz dedik.
Değerli arkadaşlarım Kandil'den gelenler o saatte o gün oraya kimin talimatıyla geldiler? Kendileri söyledi Öcalan'ın talimatıyla geldiler. MİT müsteşarı kimin talimatıyla gitti? Valiler kaymakamlar kimin talimatıyla giti? İşte biz bunu söylüyoruz. Siz bununla müzakere ediyorsunuz dedik. Bu açılım süreci PKK ile AK Parti'nin iş birliğiyle yürürlüğe koyulmuş bir projedir.
Ortaya çıkan gerçek şudur PKK Öcalan Talimatla o insanları göndermiştir. O insanlar PKK'dan koparak mı gelmiştir? O iş yanlış bunu gördük Silahla bir yere varamayacağımızı anladık yeni birt dönem açmak için geliyoruz demek için mi gelmişlerdir? Biz buraya Öcalan'ın talimatıyla geldik. Barış elçisi olarak geldik. Barışsa o silah niye var? PKK niye var? Peki PKK kapatacak mı kendisini? Hayır silaha devam. AK Parti PKK'la müzakere ediyor.
PKK belki projesini değiştirdi. Pkk belki hedefilni değiştirdi. PKK artık TÜrkyie'yi bölmekten vazgeçti. Bunları deme imkanı var mı?
Pek çok insan kendisini burda aldatmayı seçiyor. PKK eski PKK değil. Açıkça söylüyorlar.
Biz bu devleti oluşturan milletin bir parçası olmayı seçmiyoruz biz kendi ırkımızı temel alan ayrı bir devlet ayrı bir millet olarak kendi devletimizi kurma projesindeyiz diyorlar. Açıkça görünen bu.
Dağdan inmenin bu anlamda olmadığı çok kısa bir süre içinde açık bi şekilde ortaya çıkmıştır.
Bugün geldiğimiz noktanın altında yatan budur. Dünyada bu ülkelerin çeşitli iç çatışmaların yaşandığı kaydedilmiştir.
***
İlk kez Türkiye'de bizim hükümet bir elinde kaleşnikof karşında müzakere etmeye gelenlerle uzatmayın bu bir ayrıntıdır anlayışı içinde müzakerelere başlamıştır.
PKK projesini değiştirmemiştir. Ayrıştırmadır onun projesi. Bölmeye gücü yetmiyor. Türkiye'deki Kürt kökenli çoğunluk bölünmek istemiyor. O yüzden bölemiyor. Türkiye'deki insanların ezici çoğunluğu yaşamaktan mutlu olduğunu hissediyor. Bu yüzden bölünmek istemiyor.
***
Bakınız arıtk bu politikayı bu ülkede sürdürmenin bi anlamı bir yararı kalşmamıştır. Çok açıktır AK Parti umutla bu istikamete girtmiştir PKK'nın projesinin değişmediğini bile ible girmiştir bu yola. PKK'nın projesine açıköça bir tutum göstermeye çalışarak girtmiştir. Bu iş bir yerde bitmeyecek. Uzun vadede anayasa değişikliği masadadır demiştir. Bu anlamda anayasa değişikliğinin anlamı PKK'nın üzerinde durduğu anayasanın temel anlayışını yani Türk Milleti anlayışını ortadan kaldırmayı müzakerede deiştir.
Bir kaç gün önce AK Partili bir vekil anayasadaki Türk milleti sözünü değiştirebiliriz diyorlar. Bunlar kendilerini ne zannediyorlar. Hanımefendi anayasadan Türk milleti sözünü klaldırabilirmiş. Bir bak bakalım onun arkasında ne var. O söçz oraya nasıl girmiş. Bak bakalım İngiltere'de Fransa'da anayasada ne var. Almanya'da anayasada kaç tane alman lafı geçiyor. Bir bak bakalım. Fransa'da fransız vatandaşlarına Cezayir'lisi dahil Zidan dahil hepsi anayasanın gözünde fransızdır. İtalyan kökenli olan da Fransız dır. Orada bu insan hakları problem çıkarmıyor. Burda niye çıkarıyor. Orda bu Fransız olmaları sorun çıkarmıyor. Ama AK Parti zihniyeti Türkiye'de Türk milleti olmaktan utancı var.
Bu Türk milleti lafı ırkçı bir laf değil. Bİzim devletimiz bir ırk devleti değil. Bir kafatası devleti değil. Bir siyasi bilinç devleti. Bİzim anayasamızdaki bu niteleme tarihin içinden gelmiş. Yüzlerce yıldan beri dünyanın değerlendirmesiyle genel kabule mazhar olmuş. Hiçbirimizin kompleks yapma gereksinimi hissetmediğimiz bu tarihi kabbulenen bir tanım. Hepimiz bu milletin bir parçasıyız. Aşiretimiz Kabilemiz mezhebimiz ne olursa olsun hepimiz bu milletin parçasıyız. Hataydaki Arap kökenli vatandaşımız da bu milleitn parçasıdır. Afyondaki gürcü vatandaşım da bu milletin bir parçasıdır. Bu gidişatı iktidar nasıl destekliyor. İktidarın anlayışı el veriyor olmasa hükümet bu noktaya gelinir miydi? ordan kaldırılması gerkeen de iktidarın kendisidir.
Ne cambazlıklar yapıyorlardı. hazmettire hazmettire kabul ettireceğiz. Neyi kabul ettireceksin? 7 Şehitin ölümü de hazmettirmek istedikleriniz arasında mı? Serap'ın araksından bütün türkiye gözyaşı döküyor. O 7 şehitin arkasından bütün Türkiye gözyalşı döklüyor. Bu iş yanlıştır. çok tehlikeli bir olaydır. Derhal gereğini yapmak laızmdır. İçişleri bakanı diyor ki 7 şehitr olmuş Türkiye yangın yeirne dönömüş İçişleri bakanı diyor ki açılım aynen devam ediyor. Derğerli atrkadaşalrım bu tabloyu milletimiz en iyi şekilde değerlendirecektir. Bu gidişe öyle anlaşılıyor ki milletin sesiyle dur diyeceğiz. Bütün isnanlarımızı kucaklayan özlediğimiz bir politikayı iktidara taşıyacağız.
Cumuhriyet merak etmeyin üstesinden gelecektir bunların.
Geride bıraktığımız haftada önemli başka gelişmeler yaşandı. Komutanlar Türkiye'de emekliye ayrılmış olan 2004 yılundaki okmuta kadrosuy ifade vermey eçağırıldı onlar da gittiler ifade verdiler. BU tabi Türkiye'nin nasıl bir büyük tamva yaşadığını gösteren bir olay. Elbette hukuk herşeyin üstündedir. Herkes hesabını yargının karşısında vermek zorundadır. Hukuk işleyecektir. Türkiye'de kim olurs aolsun kimsenin parası diploması üniforması asaleti nesi varsa var herkes hukukun karşısında eşittir herkes hesabını verecektir. O bakından kuşku yoktrur.
Bunların suçlu olduğu çok sağlam bir dosyayla belli edilmişti. Gereğini yapacaz itham bu yargı bu mesela yok. Ama gidildi ifadeler verildi arkasından çaylar içildi. Sohbetler yapıldı ve klomutanlar serbest bırakıldı. Önce bi açıklama yapıldı kaçma şüphesi bulunmadığı için delilleri karartma imkanı bulunmadığından serbest bırakıldı dendi. Hepimiz düşündük Mustafa Balbay'ın kaçma şüphesi mi vardı? Yakalandı serbest kaldı tekrar çağırıldı tekrar gitti. Kaçma şüphesi olmadığı önceden zaten görülmüştü. Daha sonra dediler ki kaçma şüphesi değil tekrar soruşturma açılmışi. Bu kadar önemli bir konunun bu şekilde ele alınmış olması ister istemez aklımıza bundan önce gerçekleştirilen yargının nasıl bir anlayışla gerçekleştiği konusunda soruları getirdi. Soruşturmaların insanların mahsumiyetini esas alan delillere dayanmadan kimsenin götürülmesi çağdaş hukukun icabıdır.
Türekyie'de başbakanlarında savcının önüne çıkıp hesap vereceği günlerin gerçekleştirilmesi. Nasıl kuvvet komutanları mahkemeye çıkıyorsa inşallah günün birinde başbakanlarında savcının önüne çıkıp hesap vereceği günlerin özlemi içindeyiz.ç Herkes hesap vermeli. Türkiye'de herkes hesap veriyor mu? Komutanlar yargıçlar hesap veriyor. Hatta bir başsavcı 26 yıl hapisle mahkemeye verildi. Neymiş lojmanlarda bir kamerya kurarak imar kirlenmesine yol açmış. Başka ne yapmış derseniz başka ne yapmış derseniz orayı karıştırmayın. Bunlar neyi gösteriyor. Türkyie'de yargının çok sakıncalı bir biçimnde parçalanmış olduğunu toplum önünde beklenen güveni verebilir olmaktan hızla çıkmış olduğuınu gösteriyor. BUnlar çok acı olaylar. ama malesef bütün buınlar gerçek. Elbette herkes hesap verecek fakat yargı kurallarıyla doğru işleyecek. Ona bu türlü buna bu türlü olmayacak. gerken neyse o yapılacak.
Davalar yıllarla sürmektedir. İnsanların bir kısmı içerde yılalrca bu süreci beklemektedir. Sonra aklansanda aklanmasanda yargı artık bir gerçeği tespit edebilir hale döçnüşmekten çıkmış durumdadır.
Bir süre önce bütün Türkyie bir belgeyi konuşuyordu. Noldu bu belgeye? Bu belgeyle ilgili kıyamet koptu: Başbakan meydan meydan nutuklar attı. Davalar açtı. Bu belge kilidi açacak dedi. Noldu o belgeye? Albay iki defa götürüldü getirildi Türkiye iki defa ayağa kaldırıldı. Nodlu? Canım karuıştırmayın bu işler böyle olur. Olmaz işte. Bu işlre böyle olma zhuku bu değildir. Şimdi o belge İstanbuL'a gitti belge fotokopi dediler. Fotokopiye dayalı dava olmaz dediler. Sonra bir adam belgeyi zarfa koyup gönderiyor. Niye bu adam ortaya çıkmıyor. Niye bunun ifadesini almıyorsunuz:? hani ıslak imzaydı? Noldu? Adli tıbba gönderdik evet o imza olabilir. Bir hafta önce kargolaşma anlayışlı içinde Ankara'dan Nevşehire gelmiş. Hadi seni istanbul'a gönderelim deyip İsntanbul'a göndermişler. İmzanın sahibi olduğu iddia edilen insana belgeyi uzatıyorlar incele diyorlar eldivenimi geitrin diyo. Onun üzerinde parmak izim olur tutarsam. İnceleyin o belge benimse parmak izim vardır. İnceleyin diyor. Hayır biz incelemeyiz 3e 2 bu iş böyle. Bir gönder bakalım incelesinler baksınlar. Hayırr oldu bitti bu. Ankara'da mahkeme diyor ki gönderin şu belgeyi inceleyelim hayır göndermeyiz diyolar. Böyle hukuk olur mu? Olursa bu ülkede güven olur muı? E oluyo işte böyle. Onun işi bitti çünkü ıslak imza diye kıyameti kopardılar. Suçladılar ettiler işte böyle . o bitti sonra başka belge. O bitti sonra başka belge. Böyle hukuk olur mu? Türkiye'de işimdi bu işliyor. Değerli arkadaşlarım Türkiye buna razı değildir. Türkiye Türkyie'nin layık olduğu günleri mutlaka yaşayacaktır.
Hukuktan söz ederken mahkemede bir dava var. Bugün galiba görüşülüyor. DTP'le ilgili bir dava. Bizi ilgilendiren bir konu değil. Hukuk konusu. Ama ne görüyoruz. bu konuda açıktan tehditler, şantajlar, kararı baskı altına alma girişimleri. Sebestçe yapılıyor. Yani değerli arkadaşlarım eyer bir ülkede hukul işleyemezse şu veya bu nedenle hukuk çalışmıyorsa o ülkede barışın istikrarın düzenin geleceğinden hiçkimsenin emin olması mümklün değildir. Arkadaşalr yani Türkiye' yansalarını işletemez hukukuna sahip çıkamaz bir noktaya sürükleniyor. Bunu çok vahim bir gelişme olarak görüyorum. Elbette huku saygısını hertürlü tehidide şantaja karşı ayakta tutan insanlar varıdr. Önümüzdeki dönemde elimizde kalmış olan saygınlığını hiç olmaz sa onları koruma konusunda bir duyarlılık sergileyeceğini umudediyoruz.
Türkiye'de ekonominin gelişmesini çok temel bir konu olarak inceliyoruz. bu konuda sıkıntılar aynen varlığını sürdürüyor. İlginç bir paradoks yaşanıyor. Bir yandan var olan ekonomi içind einsanlarımızın bir çoğu güçlükler yaşarken geçim zoruluğu yaşarken çoluüğunu çocuğunu besleyip okutamazken Türkiye'de olağanüstü bir zenginleşmenin bir fırsatçılığın yaşandığına tanık oluyoruz. Son 10 ayda dolar bazında sağlanan kazanç %157'dir. yani 10 ay içinde ihçbişley yapmadan birikiminizi borsada tutarak 157% kazanç sağlama imkanınız var. Birileri buradan nemalanıyor. Olağanüstü bir durumla karşı kaşıyayız. Aynı anda Türkiye işsizlikte rekor kırıyor. Küçük ortaboy işletmeler kapanıyor. Ekonomi 6,5% daralıyor. esnaf çiftçi sanayici bunalım içinde. Sanayici intihar ediyo. Emekli zaten en büyük sıkıntıyı yaşıyor. Emekli böyle işsiz böyle esnaf böyle ama 157% birileri kazanç sağlıyor. Bunu milletimizin takdirine sunuyorum. Ayrıca CHP grup yönetimini kutuluyorum. Son ekonomik dönemin bir kitabını çıakrdı. gerçekleri çarpıcı bir şekilde ortaya çıakrdı. Elinize bu geçerse belli ailelere mensup insanların nasıl zenginleştiğini görebilirsiniz. Basınında dikkatine sunuyorum.
Böyle bir sıkıntılı haftanın içinden geçiyoruz. Başbakan Meksika'ya geçmek üzere yada geçti. Kendisine Atlantik ötesinde başarılar diliyorum. Biz burda sıkıntıları üstlenerek devam edeceğiz. Hepinize saygılar sevgiler sunuyoruz.