BAYKAL'DAN ERDOĞAN'A : DARBEYE KARŞI GETİR GEREĞİNİ YAPALIM
ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, iktidara, ''Askeri darbeyle ilgili hukuki takibat, hesaplaşma, Türkiye'yi askeri darbe arayışına sürükleyen ortamı tasfiye etme arayışı içindeysen, getir gereğini yapalım'' çağrısında bulundu.
Baykal, Partisinin TBMM grubunda, yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ''Merak etmeyin ,gerçek ortaya çıkar, gerçekler gizlenemez'' diyerek, tesellide bulunduğunu söyledi. Baykal, gerçeklerin gizlenemeyeceğini, ancak bu gerçeklerin bir an önce ortaya çıkmasını istediklerini ifade etti.
Baykal, Silahlı Kuvvetlerin, bütün birimleriyle disiplin, hiyerarşi içinde, Anayasaya, hukuka, demokrasiye saygılı bir anlayışta, Genelkurmay Başkanı'nın ifade ettiği düşünceler doğrultusunda, etkin bir çalışma yapan kurum kimliğindeyse, bu ithamın nereden geldiğini, ithamı kimin, ne cüretle, amaçla, nasıl yapabildiğini sordu. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Nerelerden güç alıyor, ona, bunu yapma imkanını kimler sağladı? Nasıl böyle etkin olabilmiştir? Bunun belgeleri, nasıl Emniyetin, yargının zirvelerinde, muteber belgeler halinde dolaşma fırsatını elde edebildi? Öbür ihtimal vahimdir; bu daha da vahimdir. Demek ki biz Türkiye'de, Silahlı Kuvvetlerimize karşı böyle tertipleri, devlet imkanlarını kullanarak, devlet gücünü değerlendirerek, devlet otoritesini yer yer bu amaca hizmet edecek şekilde kullanabilecek, faaliyet gösterebilecek noktadayız. Vah Türkiyem, vah... O mu bu mu? 'O da bu da bizi üzecek...' Ne yapalım, unutalım mı? Unutursak, bir süre sonra ne olacak? Buraya nasıl geldik zaten? Hangi görmemezlikten, aldırmamazlıklarla, geçiştirmelerle buraya geldik? Şimdi sergileyeceğimiz aldırmamazlıklar, görmemezlikten gelmeler, ihmallerle acaba nereye gideceğimizi zannediyoruz? Her iki ihtimalde de nereye gideceğimizi zannediyoruz?
-''GETİRİRSİN, DEĞİŞTİRİRİZ''
Baykal, Türkiye'nin 12 Eylül askeri müdahalesi yaşadığını anımsatarak, toplumun, askeri müdahalelerle hesaplaşma ihtiyacı hissetmesi durumunda, Yunanistan'da olduğu gibi, bunun gereğini yaptığını kaydetti.
''Eğer, Türkiye'de 12 Eylül ile ilgili bir hesaplaşmayı, siyasi iktidar, gerekli, yararlı, doğru buluyorsa, elini tutan mı var?'' diye soran Baykal, şöyle konuştu:
''Onun gereğini yaparsın. 'Anayasanın 15. maddesi var.' Değiştirme ihtiyacındaysan, getirirsin, değiştiririz. 'Artık geçmişi kurcalamayalım' diyorsan, onu da bilelim. 'Bunu kaşımakta yarar yok, bitti' diyorsan, bunun senin demokrasi ve darbelerle mücadele anlayışına getireceği kısıtlamayı, sınırları da o zaman içine sindir, kabul et. '12 Eylül'ü bıraktık, ondan sonrakilerle meşgulüz' diyorsan, onları da getir, takip edelim. 'Hazırlandı, uygulanmadı, anılar yayınlandı, kendi aralarında konuştular, yaptılar, suç' diyorsan, onu da inceleyelim. Askeri darbeyle ilgili hukuki takibat, bir hesaplaşma, Türkiye'yi bir askeri darbe arayışına sürükleyen ortamı tasfiye etme arayışı içindeysen, getir onun da gereğini yapalım. O konuda da bir sıkıntı yok.
-''DİNİ İMANI PARA OLANLAR VAR''-
Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizliğini öngören yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine bu hafta başvuru yapacaklarını bildiren Baykal, başvuruda, olayı, ''anamuhafelet'' olarak düşünmemeleri gerektiğini kararlaştırdıklarını söyledi.
Bunun, bütün Türkiye'nin sahiplenmesi gereken müracaat olduğunu dile getiren Baykal, ''MHP, DSP, bağımsız milletvekillerinin bizim başvurumuza katılmalarının uygun ve doğru olacağını, Türkiye'nin geniş dayanışma içinde, bu muhalefeti ortaya koymamız bakımından yararlı olacağını düşündük. Bu anlayışla müracaatımızı yapacağız. Bizim bu konudaki muhalefetimiz popülist muhalefeti değildir'' diye konuştu.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Azınlıklara haksızlık yapmışızdır, yine aynı anlayışla mı davranacağız. Yasa çıkarsa, İzak gelecek, işleyecek, yanında Ahmet, Mehmet çalışacak...'' diyerek, yasayı savunduğunu söyledi. Deniz Baykal, sözlerini, '' Başbakan, 'Paranın dini imanı olmaz' diyor. Doğrudur da dini imanı para olanlar vardır. Zaten ne oluyorsa dini imanı para olanlardan dolayı oluyor. Her türlü yanlışın içinde onlar çıkıyor'' diyerek tamamladı.