BAYKAL'I İKİ DİZİNDEN VURMASI İÇİN 300 BİN DOLARA ANLAŞTI!.
ANKARA - Sav, CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleriyle yaptığı basın toplantısında, Baykal'a suikast düzenleneceğine ilişkin İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yapılan ihbarla ilgili değerlendirmelerini aktardı.
İhbarı katkıda bulunmaksızın okuduğunu dile getiren Sav, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün Baykal'a yönelik ''vur'' emri verdiğinin ifade edildiğini, Belediye Başkan Yardımcısı Osman Şevket Aslan aracılığıyla aralarında daha önce husumet bulunan ya da öyle olduğu sanılan organize suç örgütü lideri Mithat Yılmaz'a, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı her iki dizinden vurması için talimat verildiğinin belirtildiğini söyledi.
Sav, ihbarda belirsiz kaynaklı 300 bin dolar nakit paranın belediye kasasından alınarak Osman Şevket Aslan tarafından Yılmaz'a avans olarak verildiğinin aktarıldığını belirterek, ihbar mesajına atfen şunları kaydetti:
''İşin bitiminde 450 bin dolar daha ödenmek üzere 750 bin dolara anlaşma hazırlanmıştır. Osman Şevket Aslan ile Mithat Yılmaz, yüzyüze olmadığı durumlarda kriptolu telefonlar ile bağlantı kurmaktalar. Mithat Yılmaz'ın iki adamında daha bu kriptolu telefonlardan bulunmaktadır. Telefonlar, Avukat Ayhan Kızılöz tarafından sivil bir istihbarat kurumundan sağlanmıştır. Osman Şevket Aslan, Mithat Yılmaz'a eylemle ilgili talimatı şu şekilde verdi. 1 numaralı Baykal'ın, 13 Nisan 2010 saat 18.30'da Avrupa Parlamentosunda Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Stefan Füle ile görüşeceğini, bu görüşmeyi engellemelerini ve Baykal'ı her iki dizinden vurmaları talimatını vermiştir.''
Mithat Yılmaz'ın adamlarıyla operasyon planını en ince ayrıntısına kadar yaptığının ihbarda yer aldığını Sav, mesajı gönderen kişinin iddialarını şöyle aktardı:
''Sonra ne olduysa 13 Nisan 2010 saat 16.15'te Osman Şevket Aslan, suikast planını ertelediğini telefonla bildirdi. Can güvenliğim nedeniyle kimliğimi deşifre etmiyorum. Ancak bu kişi ya da kişilere yapılacak operasyonlarla birlikte, ses ve görüntü kayıtlarını özel bir televizyon kanalına ya da en çok ücreti ödeyene satacağım. Hayatımı garanti altına almak ve kendi güvenliğimi sağlamak için bu benim hakkımdır. İhbarımı değerlendirip değerlendirmemenizin benim için pek bir önemi yoktur. Ama canı yanan insanlar olursa, bu bilgileri teyit etmediğiniz için sizler de bir nebze sorumlu olacaksınız. Bu yüzden, bu ihbar e-mailini yazarken ve gönderirken ekran görüntüsünü kaydediyorum.''
-''YILMAZ ATEŞ İSTANBUL'A GİTTİ''-
Bu ihbarın 15 Nisan 2010 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yapıldığını, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün bir gün sonra Ankara Emniyet Müdürlüğünü haberdar ederek bu bilgileri verdiğini ifade eden Sav, şunları kaydetti:
''Emniyet içindeki bu işlemler böyle sürerken bizim de haberimiz oluyor bir haksızlık yapmayalım. Emniyet, bizim bir yetkilimize böyle bir olayın gerçekleşmekte olduğu bilgisini veriyor. Onun üzerine Genel Sekreter olarak ben Emniyet Genel Müdürü ile temasa geçtim, telefonla konuştum. Sonra onun da talimatı üzerine Ankara Emniyet Müdürü beni aradı. Konuyla ilgili bilgileri bölüştüler. Ama yeterli bir bilgi, yeterli verilerden uzak olduğunu saptadık bu bize aktarılanların, Genel Başkan Yardımcımız Yılmaz Ateş bu konuda görevlendirildi ve İstanbul'a gitti. Esas işin kaynağı olan yerde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkilileriyle temaslarını yaptı.
Alınan bilgiler ilginç, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, bu ihbar geldikten sonra sadece Ankara'ya bilgi vermekle yetinmemiş, ihbarın yapıldığı kaynağa inmeye çalışmış, ihbarın yapıldığı yerin internet kafe olduğu, kafenin kamerasının çalışmadığı, bunun bir hard diske kaydedildiği belirtildi. Sonra Şişli Savcılığı işe el koyuyor, bunun bir özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığının görevi olabileceğini var sayarak onlara bu evrakı havale ediyor, onlar da 'bu bizim işimiz değil' diyerek tekrar Şişli Savcılığına evrakı gönderiyorlar, savcılıkta şimdi inceleme sürüyor.''
Konuyu hassasiyetle takip ettiklerini ifade eden Önder Sav, ''Ancak bu zamana kadar bize göre yeterli bir incelemenin yapılmış olduğunu gözlediğimizi söyleyemem. Bu kadar yaşamsal bir olayda daha değişik bir bilgi, çabukluk beklenebilirdi. Hukukun gereği de budur, bu tür olaylarda acelenin gereği de budur. Bunların yapılmadığı gözleniyor'' dedi.
-SORULAR-
Sav, bir gazetecinin, ''bugüne kadar ihbarla ilgili bilgilerin neden açıklanmadığının'' sorması üzerine de, ''Açıklamama nedenimiz, yeterli veriye ulaşmadık'' dedi.
''İnternet sitelerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Baykal'a yönelik suikastla ilgili yurtdışından gelen bir kişiyi yakaladığı haberleri yer alıyor'' denilmesi üzerine de Önder Sav, şunları kaydetti:
''Bize henüz bir haber intikal etmedi. Böyle bir haber gelmedi, gelirse de bunu değerlendiririz ama CHP'ye yönelik çok sistemli bir karalama kampanyasının, sindirme kampanyasının sürdüğü anlaşılıyor. Biz Cumhuriyet tarihiyle özdeş bir partiyiz. Hiçbir siyasal iktidar bugüne kadar bizi sindirememiştir, yıldıramamıştır. Bundan sonra da bu siyasal iktidarın her türlü tertibine hazırlıklıyız. Hiçbir şekilde gerilemeden CHP olarak yolumuza devam edeceğiz.''