BDP'Lİ GÜLTEN KIŞANAK, ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARINA BOZULDU
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Şanlıurfa'da yaptığı konuşma ile ilgili olarak, "Sayın Başbakan bu ülkede bu kadar büyük acılar yaşamış, bu kadar büyük dramlar yaşamış kadınları tanımlarken hala 'bölücü terörü destekleyen analar' gibi bir sıfat kullanma talihsizliği göstermiştir.
MÜGE TUTCALI/ANKARA
O analar ki bu ülkede yaşanan savaş nedeniyle evlatlarını, eşlerini, kardeşlerini yitirdiler" değerlendirmesini yaptı.
Kışanak, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmaya Elazığ'daki depremi değerlendirerek başladı. Kışanak, kerpiç binaları suçlayarak bir yere varılamayacağını belirterek, "Ortada 51 yurttaşın canına mal olmuş bir deprem felaketi var. Biz de oraya gittiğimizde gördük ki, köylerimizdeki evlerin büyük kısmı kerpiç ve taş yığma binalar. Ama bu bölgenin deprem kuşağında olduğu biliniyor. Herhangi bir depremde bu yapıların dayanmayacağı da biliniyor.
Devlete düşen bu bölgelerde gerekli imar kontrollerini yapmak, bu yapıların depreme dayanıksız olduğu konusunda uyarılarda bulunmak ve depreme dayanıklı konutlar yapılabilmesi için halka destek sunmaktır. Bugün TOKİ'yi göreve çağıran Sayın Başbakan, 8 yıl önce çağırmalıydı. 8 yıl önce çağırsaydı bugün 51 yurttaşımız yaşıyor olacaktı" diye konuştu.
Konuşmasının büyük bölümünü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadın hakları ve Türkiye'deki kadın sorunlarına ayıran Kışanak, bakanlıklar içinde kadınlara sadece Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı verilerek ayrımcı, cinsiyetçi yaklaşımın kabine içinde de devam ettiğini söyledi.
Kışanak, "Hele şükür son kabinede Milli Eğitim Bakanlığı'na da bir kadın getirilerek, bu ayrımcı, cinsiyetçi iş bölümü bir parça da olsa giderilmiştir. Ancak bunun yeterli olmadığını biliyoruz. Bu nedenle biz kadın sorununun bir bütün olarak tüm bakanlıkların sorunu olduğunu, herkesten önce de Sayın Başbakan'ın sorunu olduğunu buradan ifade ediyoruz. Bizim bu kadar ağır sorunlarla baş edebilmek için bir koordinatör bakana ihtiyacımız olduğunu, bir kadın erkek eşitliği, Eşitlik Bakanlığı kurularak tüm bakanlıklarla eşgüdüm içerisinde kadın sorunlarını ele alması, çözüm üretmesi, ayrımcı politikalarla mücadele etmesi gerektiğini ifade ediyoruz" şeklinde konuştu.
BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN URFA ZİYARETİ
Kadınlar Günü dolayısıyla Başbakan Erdoğan'ın Şanlıurfa'da katıldığı etkinlikler ve burada yaptığı konuşmaları da eleştiren Kışanak, şunları kaydetti:
"Sayın Başbakan bu ülkede bu kadar büyük acılar yaşamış, bu kadar büyük dramlar yaşamış kadınları tanımlarken hala 'bölücü terörü destekleyen analar' gibi bir sıfat kullanma talihsizliği göstermiştir. O analar ki bu ülkede yaşanan savaş nedeniyle evlatlarını, eşlerini, kardeşlerini yitirdiler. Kendileri gözaltına alınıp belki de cinsel şiddete maruz kaldılar, şiddetin her türüyle tanıştılar. Ama bir gün bile olsun barış söyleminden, çözüm söyleminden vazgeçmediler. Türkiye'ye uzatılmış bir barış eliydi. Bu yaklaşım aslında çözümsüzlük politikasının da bir göstergesidir.
Bu ülkede yaşanan sorunu bir hak ve özgürlük sorunu, Kürt sorunu, bu temelde yaşanan çatışma zeminine de çekilmiş bir sorun olarak görmeyen yerden çözüm üretmek mümkün değildir. Başbakan'ın bu söylemi hem kadınların çözüm üretme yaklaşımını baltalama çabası anlamı taşırken hem de aslında bu sorunu aslında hala kendince bölücülük ve terör sorunu olarak tanımlayıp çözmek istemediğini ortaya koymuştur."
Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın kadınlara 'Empati kurun, çocuklarını yitirmiş diğer anneleri anlayın' tavsiyesinde bulunduğunu belirten Kışanak, "Sayın Başbakan öncelikle kendisi bu ülkede bu acıları yaşayan kadınlarla bir empati kursun. Bu kadınların yıllardır neler yaşadığını anlamaya çalışsın. Bu ülkede 17 bin faili meçhul var, bu katilleri bulup yargı karşısına çıkarsın. Bu analara bu borcu var. Bu ülkede 5 binin üzerinde kayıp var. Bu demek oluyor ki en az 5 bin kadının gidip mezarı başında ağlayabileceği, Fatiha okuyabileceği bir mezar taşı yok" dedi.
ERMENİ TASARISININ ONAYI
Roj TV'nin kapatılmasına da tepki gösteren Kıyanak, bu operasyonun ABD'de Ermeni Tasarısı görüşmeleri ile aynı zamana denk getirildiğini savundu. Kışanak, "Tasarının Türkiye'de yaratacağı tepki, Belçika operasyonu ile dengelenmek istenmiştir. Deyim yerindeyse, tam bir kirli pazarlık politikası izlenmiştir. AK Parti hükümeti de başından sonuna kadar bu kirli politikanın içinde yer almıştır. ABD'ye karşı dile getirilen tepkilerin içi de, altı da boştur. Tepkiler tamamen içeriye, tribünlere dönüktür. Belçika operasyonu ile AK Parti hükümetinin gönlü zaten önceden alınmıştır. İşte bu çözümsüzlük politikaları uluslararası güçler
tarafından Türkiye'ye karşı bir koz olarak kullanılmakta, Türkiye'den taviz üzerine taviz kopartılmaktadır" diye konuştu.
YENİ ANAYASA
Yeni Anayasa tartışmalarına da değinen Kışanak, şöyle konuştu:
"Yeni, demokratik, sivil, çoğulcu, eşitlikçi bir Anayasa yapılmadan Türkiye'deki sorunları çözmek mümkün değildir. Ayrıca Anayasa'dan sirayet eden, yasalarda yerini alan hak ve özgürlüklerin önünü kısıtlayan düzenlemeler mevcuttur. Bunlar da değiştirilmeden tek başına yargı mekanizmasının kendi içerisinde bağımsız ve tarafsız bir konuma kavuşması mümkün değildir. Hem Anayasa'yı hem yasaları demokratik bir öze kavuşturursak ancak yargıyla da bir bütün olarak bağımsız ve demokratik koşullarda, tarafsız bir şekilde görevini yerine getirebilecek bir duruma getirebiliriz."
Kışanak, Terörle Mücadele Yasası'nı de eleştirerek, "Terörle Mücadele Yasası mevcut olduğu sürece Türkiye'de hiçbir düzenlemeyle yargıyı bağımsız ve tarafsız bir konuma getirmek mümkün olamayacaktır. Çünkü bu yasanın kendisi devletin resmi, statükocu ideolojisini yansıtan bir yasal düzenlemedir. Bu yasa derhal geri çekilmelidir" diye konuştu.