Dünya
  • 16.11.2002 13:23

BELÇİKA GAZETESİ TÜRKİYE'Yİ TARTIŞTI

KAYNAK : Haber Vitrini Belçika'nın ''Le Soir'' gazetesi, ''Türkiye Avrupa'ya katılabilir mi?'' başlığı altında düzenlediği bir tam sayfada, Türkiye'nin AB'ye katılımından yana ve buna karşıt olan iki ayrı görüşe yer verdi. Karşıt görüş, Avrupa Parlamentosu'nun eski üyelerinden ve ''Hıristiyanlar'' isimli bir kitabın yazarı olan Fransız Max Gallo tarafından dile getirildi. Türkiye'nin tarihi ve coğrafi açıdan Avrupalı olmadığını savunan Gallo, AB'nin bir ''Hıristiyanlar kulübü'' olarak tanımlandığını, bunun, ''AB tarihinin bir parçası'' olduğunu anlattı. Türkiye ile ''işbirliği ve konfederasyon'' oluşturulmasını öneren, tam üyeliğe kesinlikle karşı çıkan Gallo, aksi halde Kuzey Afrika ülkelerine, Ukrayna ve Rusya'ya da kapıların açılması gerektiğini ileri sürdü. Türkiye'nin AB'ye katılımını kabul etmenin, güçlü bir Avrupa fikrinden vazgeçmek anlamına geleceğini, bu katılımla, siyasi açıdan ve savunma alanında Avrupa'nın zayıflayacağını söyleyen Max Gallo, ''AB'nin güçlü olmasını istemeyenlerin sınırsız bir genişlemeden yana tavır koyduklarını, zaten 25 üye ile bile siyasi güç sağlanamayacağını'' anlattı. ''Türkiye'nin katılımının AB'nin sonu olacağı'' görüşünü savunan Avrupa Konvansiyonu Başkanı Valery Giscard d'Estaing'e hak veren Gallo, bazı AB'li politikacıların, ABD'nin lobi ve baskısı altında ''korkak tavır'' izlediklerini ve sustuklarını ileri sürdü. Gallo, bir Türk köşe yazarının, ''Türkiye'yi AB'ye almazsanız, AB ülkelerindeki Müslümanların tepkilerini görürsünüz'' diye yazdığını iddia ederek, böyle bir şantaja boyun eğilemeyeceğini belirtti. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) iktidara gelmesinin ve ''ılımlı İslamcılar'' ifadesinin kendisini çok endişelendirdiğini anlatan Gallo, ''En yoğun nüfuslu, en genç, askeri açıdan en güçlü ve üstelik İslamcı bir ülkeyi bünyeye alarak Avrupa inşa edilemez'' dedi. Gallo, din unsurunun göz ardı edilemeyeceğini, Avrupa tarihinde Hıristiyan boyutun önem taşıdığını söyledi. Brüksel Üniversitesi Profesörü Robert Anciaux da, Türkiye'ye önyargılarla yanaşılmaması gereği üzerinde durarak, Giscard d'Estaing'in görüşünü benimsemenin, Hıristiyan medeniyetini miras almış bir dünya görüşüne katılmak anlamına geleceğini, bunun, laiklik karşıtı bir tavır olacağını anlattı. Türkiye'de ''İslamcıların'' seçim kazanmalarının, Türkiye karşıtlarının işini kolaylaştırdığını belirten Anciaux, oysa AK Parti'nin AB yandaşı olduğunu ve seçim kampanyasında propagandasını sosyo-ekonomik temelde gerçekleştirdiğini kaydetti. Türkiye'ye diğer adaylarla aynı kriterleri uygulamaya hiçbir engel bulunmadığını ifade eden Anciaux, Türk ekonomisinin Romanya, Bulgaristan ve Polonya gibi ülkelerinkinden çok daha gelişmiş olduğunu, Türkiye'nin dünya pazarıyla bütünleşmeyi başardığını, sosyal sorunlarının Bulgaristan veya Romanya'nınkilerden daha ağır olmadığını bildirdi. AB güvenliği açısından da önemli olan Türkiye'nin dışlanmasının, bu ülkedeki AB yandaşlarını zayıflatacağını, Orta Asya'ya ve İslam ülkelerine dönmek isteyenlere güç kazandıracağını belirten Prof. Anciaux, ''AB, siyasi açıdan ne yapacağına karar vermelidir. Hıristiyan mirasının kapalı bir kulübü olup, uluslararası düzenin yönetimini ABD'ye mi bırakacaktır?'' dedi. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:40

İLGİLİ HABERLER