Belçika'nın muhafazakar ''La Libre Belgique'' gazetesi, bugünkü baskılarında, ''İstanbul Boğazı Avrupa'dır'' başlıklı ilginç bir değerlendirmeye tam sayfa yer verdi.
Joseph Henrotin, Alain De Neve ve Tanguy Struye adlı üç siyaset bilimci araştırmacının ortak imzasını taşıyan yorumda, Batılı devletlerin Türkiye'yi yalnız bıraktıkları belirtilerek, terörizmin gerçek hedefinin Batı olması nedeniyle bu hatalarının sonucuna katlanmaları gerekeceği kaydedildi.
Terör örgütü El Kaide'nin, Milat'tan Önce 5. yüzyılda Çinli stratejist Sun Tze tarafından belirlenmiş ''Savaş Sanatı''nı uyguladığını anlatan yazarlar, söz konusu terör örgütünün kendisi açısından güvenlik içinde ve geniş bir hareket alanına sahip olduğunu, bunu çok iyi kullandığını belirttiler. Yorumda, şöyle denildi:
''Sun Tze'nin stratejisinde ilk kural, rakibin müttefiklerine saldırmaktır. El Kaide, Ortadoğu stratejisinin zayıf halkası olan Türkiye'ye saldırdı. ABD ile ilişkileri zayıflayan Türkiye, tam üyelik için çıtayı en yüksek düzeye taşıyan AB'ye de güvenemez. Türkiye yalnızdır ve müttefiklerin oyun alanında yalpalamaktadır. Oysa Türkiye ve özellikle İstanbul, Avrupa'nın Asya kapısıdır. Veya, tarihinden gelen özellikleriyle Orta Asya'nın en derinlerine kadar uzanan konumuyla Asya'nın Avrupa kapısıdır.
Türkiye, El Kaide bağlantılı örgütlerin stratejik zincirinde de önemli bir halkadır. Aşırı dinci gruplar, Suudi Arabistan'dan Çeçenistan'a kadar her yerde faaliyete geçirildiler ve istikrarsızlık yaratmayı hedefliyorlar. Laik Türkiye, iktidarda AK Parti olsa bile, onların mantığına göre (kafir devlet)tir.'' El Kaide'nin stratejisinde ikinci kuralın, ''rakibin planlarını bozmak'' ve ''yanıt vermeye hazırlıklı olmadığı yöntemler kullanmak'' olduğunu belirten yazarlar, Türkiye'deki saldırıların olağanüstü hal ve ordu müdahalesi olasılıklarını gündeme getirebileceğini, ülkenin bu tür gerginliklere ihtiyacı olmadığını anlattıktan sonra, özetle şu görüşleri savundular:
''El Kaide'nin daha farklı hedefleri de var. ABD'nin müttefiki İngiltere'nin yanı sıra Avrupa da bu hedefler arasındadır.
Kendini tanımlamaya çalışan, küresel terörizme karşı savaş konusunda fikir ayrılıklarını aşamamış olan Avrupa, şimdi tavır belirlemek durumundadır. Çünkü, bu savaşın liderliğini ABD üstlenmiş olsa bile, yeni yüzyılın en büyük küresel tehdidinin terörizm olduğu unutulmamalıdır. Bu tehdide, uygun olanak ve yeteneklerle yanıt verilmesi gerekmektedir.'' Yazarlar, Avrupalı devlet adamlarının, terörizme yanıt verecek olanaklar konusunu çok dikkatle ele almaları gerektiğini belirterek, ''AB, aday ülkelerinden birinin saldırıya uğradığını görmektedir. AB'nin bu saldırı karşısında verdiği yanıta bakarsak, bu yanıtın pratikte çok zayıf olduğunu, laftan öteye gitmediğini görüyoruz'' dediler ve Churchill'in, ''Tehdit karşısında yumuşaklık politikası, sizi en son yutması umuduyla timsahı beslemeyi sürdürmekten başka bir şey değildir'' sözlerini hatırlattılar.
AB ve NATO'nun terörizme karşı bazı mücadele ve istihbarat olanakları bulunduğuna dikkati çeken yazarlar, el ve işbirliği gereği üzerinde durdular ve yazıyı şöyle bitirdiler:
''Terörizm, stratejik bir olgudur ve Türkiye'ye saldırarak, bizi yeni jeopolitik ve stratejik yaklaşımlar belirlemeye itmektedir. El Kaide, bize sorular yöneltiyor. Avrupa'daki İstanbul, bölünmesini ve çarpışmasını istemediğimiz iki dünya arasında bir köprü olduğu için, bu sorulara yanıt vermek bize düşüyor.''
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:06