BİLİNÇSİZ KULLANILAN HORMONLAR KANSER NEDENİ...
Çağımızın korkulan hastalığı 'kanser' hakkında belleğimizi dolduran bilgiler, korkular oluşturmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu bilgi kirliliği sadece 'kanserden korunmanın' yolları hakkında... Peki kansere yakalananlar neler yaşıyor, onları nasıl bir süreç bekliyor? Bu bilgileri almak için en doğru ismi aradık, bütün yollar bizi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Medikal Onkoloji Bölümü'nden Prof. Onkolog Çiğdem Papila'ya çıkardı. Prof. Dr. Papila'yla, kendi deyimiyle günümüzde sıklıkla rastlanan tümörleri konuştuk. Yazı dizimizin ilk bölümünde kadınların korkulu rüyası 'meme kanseri'ne yer verdik. Prof. Dr. Papila, meme tümörüyle ilgili merak edilenleri anlattı: "Meme tümörü kadınlarda ölüm nedenlerinin başında gelmekte ve çok sık görülmektedir. Bu tümörü hem pre-menopoz yani gençlikte, adet görülen dönemde hem de post-menopoz dediğimiz yaşlılık döneminde görebiliyoruz.
BİRÇOK FARKLI NEDENİ VAR
Meme tümörünün birçok nedeni var. Menopoz dönemine erken girenlerin hormonal ilaçları bilinçsiz olarak çok uzun süre kullanmaları nedenlerden biri. Östrojen içerikli ilaçları progesteronla kombine etmeden çok uzun kullanıyor hastalar. Hastaların ailesinde meme tümörü varken erkenden bazı tetkikleri yaptırmamaları da meme kanserinin görülme sıklığını arttırıyor. Çünkü meme, over, uterus, kolon tümörlerinin genetik katkıları insanlara çok fazla. Ailede premenopoz dönemde birinci derecede yakını meme tümörüyse kansere yakalanma olasılığı 8-10 kat artıyor.
TÜMÖRÜ ANLAMAK ZOR DEĞİL
Meme tümörleri genelde pek ağrı yapmaz. Kadınlarımız, memelerinde gerginlik, sertlik ve kitle hissediyor. Türk adetlerindeki keselenme bu konuda yararlı oluyor. Keselenme sırasında anlaşılıyor. Bunlar hastalığın ilk başında yaşanabilecek durumlar. Bir de mesela Anadolu'da çocuklarım üzülmesin diye çok uzun süre kocaman kitleyi saklayıp bize ex-ülsere durumda yani kitle dışarı azmış halde gelenler var. Böyle memelere biz inoperable yani operasyona uygun olmayan memeler diyoruz. Ve erkenden kemoterapiye başlıyoruz. Çok hızlı gelişen meme tümörleri de olabiliyor. Enfeksiyon gibi başlıyor. İnflamatuar meme kanserleri diyoruz yani halk dilinde meme iltihabı. Bizim mastitis diye adlandırdığımız tümörlere de loğusa iltihabı deniliyor. Bu türde başlayan tümörler de var. İltihap gibi başlıyor. Meme kıpkırmızı oluyor, birkaç gün içinde ağrı ve ateş yapıyor. Doktor antibiyotik veriyor altından sonra tümörler çıkıyor. Ve çok hızlı gidişli olabiliyor bunlar.
BESİNLERE DİKKAT!
Aşırı doymuş yağ tüketimi meme kanserini tetikliyor. Kaymak, tereyağı, kırmızı et tüketimi zararlı. Alkol kadınlarda direkt östrojen miktarını arttırdığı için tümöre ortam hazırlıyor. Cerrahlar hastayı bize yönlendirirken bilinçli davranıyor. Yani hasta menopoz çağındaysa, adeti kesilmişse hormonların aktivasyonu kesildiği için daha iyi seyrediyor meme tümörü. Evre 1 ve 2'ye kadar menopoza girmiş kadınlarda kemoterapiye gerek duymuyoruz. Yalnız evre 1 veya 2 bile olsa, koltukaltı temiz bile olsa tümör çapı büyükse kemoterapi uygularız.
PATOLOJİK VERİLER ETKİLİ OLUYOR
Bunu belirlemek için kullandığımız bazı patolojik veriler var. Nedir bunlar? Östrojen reseptörü diye bir tetkik var. Eğer bu tetkikin neticesi negatif gelirse hasta hormon tedavisine cevap vermeyecektir. Reseptörün negatifliği bizi kemoterapi yapmaya yönlendirir. Tabii bunlar menopoz sonrası dönem için geçerlidir. Erken menopozda da evre 1 veya 2 bile olsa biz kemoterapiyi en az dört kür kadar uyguluyoruz.
YAŞLILARDA DURUM FARKLI
Yaşlı kadınlarda durum aynı değil. Östrojen reseptörü negatifse kemoterapiye gerek duyuyoruz. Bu tetkikin sonucu pozitifse erken evrede hormonal ajanları kullanıyoruz. Zaten meme tümörleri hormona duyarlı tümörlerdir. Buna tıp dilinde hormono-terapi diyoruz. Burada menopoz döneminde kadınlık hormonları bir miktar böbrek üstünden salgılanabiliyor. Bu bir miktar salgılanmayı bloke etmek için aromataz inhibitörleri dediğimiz bir takım ilaçlarımız var veya östrojen reseptör blokerleri dediğimiz haplar var. Bunlardan birini hastamıza verip 5 yıl süreyle takip ediyoruz.
SIK SIK KONTROL ETTİRİN!
Ailesinde meme tümörü olanlar, erken yaşta menaj görenler, 53-55 yaşına kadar hala adet görmeye devam edenler yani geç menopoza girenler, hayatının bir döneminde hormon takviyesi almış olanlar, çok obez kadınlarda, yağlı besinlerle beslenenlerde risk fazladır. Memenin durumu 40 yaş evvelinde meme ultrasonlarıyla takip edilmeli. 40 yaşından sonra memeyılda bir kez mamografi çektirilerek izlenmeli. (takvim)