'BİR ANAYASA SUÇU DA BEN İŞLEYEYİM BARİ!..'
MEHMET Y. YILMAZ'IN HÜRRİYET'TEKİ YAZISI:
Bir ‘anayasa suçu’ da ben işleyeyim bari!
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Prof. Dr. Yücel Aşkın ve Orhan Pamuk davalarına ilişkin görüş açıklayanları ‘Anayasa suçu işlemek’ ile suçladı.
Mesele Erdoğan usulü ortaya konduğu vakit, Anayasa’da yazılı olan her türlü hak ve hürriyete aykırı hareketleri yapanların da Anayasa suçu işlediklerini varsaymamız gerekecek. Mesela ‘cinayet’ suçları böyle. Çünkü Anayasa’nın 17. maddesi herkesin yaşama ve maddi-manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu emrediyor. Bu durumda kapkaç suçunu işleyenler de ‘anayasa suçu’ işlemiş olacaklar. Anayasa, tanımı gereği milletin egemenliğini kullanış biçimini ve devletin niteliğini, kişisel hak ve ödevleri, toplumsal hak ve ödevleri, siyasi hakları, cumhuriyetin temel organlarının genel çerçevesini çizer.
Anayasa’nın teminat altına aldığı temel haklara ve ödevlere karşı fiillerin hangi şartlar altında suç oluşturdukları, cezalarının ne olacağı, bu kişilerin nasıl yargılanacağı gibi hususlar yasalarda düzenlenir.
Yani Başbakan Erdoğan’ın tarif ettiği suç, söylenirken kulağa hoş gelse bile ‘anayasa suçu’ olarak nitelenemez. Bu suçlama, ancak suçlama sahibinin hukuk bilgisinin kıtlığı hakkında bir fikir verebilir.
Öte yandan Anayasa’nın 19. maddesinin 3. paragrafında şöyle bir hüküm de var: ‘Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtiler bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hákim kararıyla tutuklanabilir.’
Prof. Aşkın davası ile ilgili eleştiriler de esasen buna dayanıyor. Bu olayda, iddianame yazılıp dava açıldığına göre delillerin yok edilmesinden veya değiştirilmesinden söz etmek mümkün değil. Yargılanan kişi bir rektör, kaçmasından söz etmek de olası değil, öyle olsaydı tutuklanmadan önce bunu yapabilirdi. Kaldı ki yurtdışına çıkma yasağı koymak gibi ek önlemler de alınabilirdi. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 100. ve 101. maddelerinde de hangi durumlarda şüphelinin tutuklanabileceği ayrıntılı olarak yazılı. Prof. Dr. Aşkın’ın durumuna uyan tek husus ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’. Yani bir tek kişinin tutuklu olduğu, ‘örgütün’ öteki elemanlarının tutuksuz yargılandığı bir garip durum.
Kamu vicdanını rahatsız eden ve eleştirilere neden olan konu budur, rektörün yargılanması değil!
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:24