Gündem
  • 7.3.2007 09:15

BÖLÜCÜBAŞI'NIN KIL MUAMMASI!..

15’inci Kolordu Komutanı olarak görev yaptığı 1999 yılında İmralı Cezaevi’nin Abdullah Öcalan için hazırlanması faaliyetlerini yöneten emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Öcalan’ın zehirlenmesi olasılığına karşı akla gelebilecek her türlü önlemin alındığını belirtti. Tolon, Öcalan’ın görüşmelerinde avukatlarına değil saç telini, herhangi bir evrakı dahi ancak görevliler aracılığıyla uzatabileceğini söyledi.

Tolon’un “Saç verilmez diye kural yok” demesi ise saç tellerinin görevlilerin bilgisi dahilinde avukatlara teslim edilmesi olasılığını gündeme getirdi.

Emekli Orgeneral Tolon, 1999’da Öcalan için özel olarak hazırlanan cezaevinde alınan güvenlik önlemlerini VATAN’a anlattı. Olası intihar ve zehirleme girişimlerine karşı akla gelebilecek her türlü önlemin alındığını belirten Tolon, şunları söyledi:

* KAĞIT TABAK, PLASTİK ÇATAL: Bir kere metal kaplar, metal çatal, bıçak, kaşık kesinlikle kullanılmaz. Yemeğin cinsine göre sulu yemek ve kuru yemek, ya plastik kaplar ya da karton kaplar kullanılarak verilir. Bu kaplar bir defa kullanılır, bir daha kullanılmaz. Gıda zehirlenmesinden tutun, aklınıza gelen her türlü önlem alınmıştır. Yemeği onu koruyan time emanet edilir. Tim malzemelerinin alınmasından verilmesine kadar kontrol eder. Timdekiler de aynı yemeği yer.

* AVUKATLARIYLA TEMAS EDEMEZ: Avukatlarıyla dahi teması olmaz. Avukatlarıyla görüşmesinde aralarında cam yoktur, ama temas kuramaz. Arada devamlı görevli vardır. Direkt nitelikli temas, yani tokalaşmak, sarılmak, öpmek yoktur. Birbirlerine verdikleri dilekçe, vekaletname gibi belgeler doğrudan verilip alınmaz. Hangi taraf verecekse, oradaki görevliye verir, görevli alır kontrolünü yapıp diğer tarafa verir. Karşı karşıya kesinlikle hiçbir alışveriş olmaz.

* GÖREVLİYE VERİLİR: “Saçını verdi” diyorlar... Saç verilemez diye bir kural olmaz da, doğrudan doğruya karşılıklı birbirlerine bir şey veremezler. Mesela kitap getirildi. Oradaki görevliye verilir. Görevli kontrolünü yapar. Ciltli kitap bile kabul etmez. Onu alır, kitap savcılık vasıtasıyla Bursa Bölge Komutanlığına bağlı toksikoloji uzmanlarınca incelenir, ondan sonra verilir. Her türlü giysi, çamaşır ne verilecekse onlar da aynı şekilde incelenir. Saçı bile verilecekse, oradaki görevli görür ondan sonra karşısındaki avukata verilir. Kural öyledir.

* KURULU DÜZEN: Tabii kurulu düzen öyleydi, ama 1999’dan bu yana zaman geçti. Bugün bilemem tabii.

Görüşme odası 13 metrekare ve bembeyaz
Öcalan, avukatlarıyla hücresinin yanındaki bir odada görüştürülüyor. Görüşme odası 13 metrekare ve bembeyaz bir oda. Odada iki masa ve yeteri kadar sandalye bulunuyor. Avukatlar görüşme için odaya geçtiğinde masalar birleştiriliyor. Önce avukatlar sandalyeye oturtuluyor sonra Öcalan odaya alınıyor. Görüşme sırasında bir görevli bekliyor. Avukatların Öcalan’la el sıkışmaları ve dokunmaları kesinlikle yasak. Birbirleriyle evrak alışverişi de idare kanalıyla oluyor. Yani birbirlerine doğrudan birşey veremiyorlar. Görevli konuşmalara hiçbir şekilde müdahale etmiyor, ama tüm görüşmeler kaydediliyor.

“Saç kıllarının nasıl alındığını AİHM’de açıklayacağız”
Adalet Bakanlığı’nın talebi üzerine biri Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde görevli profesör, üçü Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak Bursa’daki hastanelerde görev yapan dahiliye ve psikiyatri uzmanlarından oluşan 4 kişilik ekip, önceki gün İmralı’ya gitti. Öcalan’ı sağlık kontrolünden geçiren ekip, saç, kan ve idrar örneği aldı. Alınan örnekler analizleri yapılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

DTP, Bakanlar Kurulu’nun Abdullah Öcalan’ın zehirlenme iddialarını gündemine almasını “olumlu” bulduğunu açıklarken, Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in “Bu yalanı ortaya çıkaracağız” şeklindeki sözleriyle İmralı’ya gönderilen heyeti baskı altına almaya çalıştığını ileri sürdü. Cemil Çiçek doktorların tamamen bağımsız çalışacaklarını belirterek “Hepsi bu ülkenin haysiyetli, meslek etiğini almış doktorlarıdır. Bunun dışında kim ne demişse, onlara yanıt verecek değiliz” dedi.

“Bize kendisi söyledi”
Öcalan’ın saç kıllarının İmralı Cezaevi’nin dışına nasıl çıkarıldığı ise merak konusu oldu. Öcalan’ın avukatlarından İbrahim Bilmez, yurtdışında analiz edilen saç kıllarının kesinlikle Öcalan’a ait olduğunu belirtirken saç kıllarının nasıl alındığı sorusuna “Bu AİHM’e yapılan başvuru ve sonrasındaki süreçte açıklanabilir” yanıtını verdi. Bilmez, saç kılları üzerindeki incelemelerin devam ettiği sırada yaptıkları bir görüşmede Öcalan’ın “Zehirlenmiş olabileceği” şüphesini dile getirdiğini belirterek “Tamemen tesadüfi bir şeydi ama kendisi de böyle bir şeyden şüphelendiğini söyledi” dedi.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 21:15

İLGİLİ HABERLER