BOSNA-HERSEK'TEKİ SANATÇILAR VE DERNEKLER MEMNUN
SARAYBOSNA - Yönetmen Emir (Nemenja) Kusturica'nın Antalya Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle Antalya Kültür Sanat Vakfınca düzenlenen 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivalinin jüri üyeliğinden çekilerek Sırbistan'a dönmesi, Bosna-Hersek'te çok sayıda ünlü sinema sanatçısı ve yönetmenle soykırımın yapıldığı Srebrenitsa'daki kadın dernekleri tarafından memnuniyetle karşılandı.
Bosna-Hersek'te 1992-1995 yılları arasında 300 bine yakın insanın katledildiği, sistematik tecavüz ve soykırımın yapıldığı, tarihi eserler, kütüphaneler, köprüler ve camilerin yıkılıp yakıldığı bir dönemde Çetnikleri destekleyen açıklamaları hafızalarda yerini koruyan Kusturica'nın Altın Portakal Film Festivaline jüri üyesi olarak davet edilmesi, Bosna-Hersek'teki sanat camiasının ve soykırım mağduru kadınların tepkisini çekmişti.
Srebrenitsa soykırımında kocasını, oğlunu, kız kardeşini ve akrabalarından 22 kişiyi kaybeden Srebrenitsa ve Zepa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subaşiç, Kusturica'nın aslında festivale jüri üyesi olarak davet edilmesinin yanlış olduğunu belirtti.
Türkiye'de Kusturica'ya gösterilen tepkileri çok iyi anladığını ifade eden Subaşiç, ''Tepki gösterilmemesi Srebrenitsa annelerinin, kurbanlarımızın küçük düşürülmesi anlamına gelirdi. Bunu da zaten Türk halkından beklemezdik. Müslümanları aşağılayan bir kişinin, Müslümanların kalbi olan ülkeye gitmesini, orada ne söyleyebileceğini zaten anlamamıştım'' dedi.
-SİNEMA SANATÇILARININ GÖRÜŞLERİ-
Bosnalı sinema yönetmeni Mirza Paşiç, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile ''Bal'' filminin yönetmeni Semih Kaplanoğlu'nun ekibiyle birlikte festivale katılmama kararını ve Kusturica'nın da jüri üyeliğinden ayrılmasını çok olumlu bulduğunu belirtti.
''Şimdi, Kusturica'yı festivale davet edenler kendi hikayelerini anlatmaları gerekir'' diyen Paşiç, ''Çünkü bu insanın sadece sinema dünyasında değil de siyasi görüşlerini de göz önünde bulundurmaları gerekiyordu. Bu topraklardan eğer bir film yönetmeni isteseydiler, Oscar ödüllü Danis Tanoviç'i çağırabilirlerdi'' dedi.
Paşiç, tecavüz mağduru kadınların hikayesini anlattığı ''Grbavica'' filmiyle Berlin Film Festivalinde ''Altın Ayı'' ödülünü alan Jasmila Jbaniç ile, savaş yıllarında kaybolan eşlerini bekleyen kadınların hikayesini anlattığı, Amerikalı oyuncu Angelina Jolie'nin Bosna'daki savaşla ilgili çekimlerine başladığı filme ilham kaynağı olan ''Kar'' filmiyle Cannes Film Festivalinde ödül alan Aida Begiç'in de jüri için çok isabetli adaylar olduğunu belirterek, ''Ancak nedense bunlar görülmüyor, soykırım destekçisi çağrılıyor. Bu sanatla bağdaştırılamaz. Karaciç'i destekleyen Kusturica hareketleriyle, konuşmalarıyla Boşnakları, savaş mağdurlarını ve insanlığı birçok kere aşağıladı'' şeklinde konuştu.
Bosna-Hersekli tiyatro ve sinema oyuncusu Ermin Siyamiya da Kusturica'nın 47. Uluslararası Antalya Film Festivaline davet edilmesine en başından bu yana anlam veremediğini söyledi. Siyamiya, ''savaş sırasında katliamı yapanların yanında duran'' Kusturica'nın festivalin jüri üyeliğinden ayrılmasından mutlu olduğunu söyledi.
-''GÜNAY'IN BOŞNAK HALKININ KALBİNDEKİ YERİ BİR KAT DAHA ARTTI''-
''Kusturica, iyi bir sinemacı olmakla birlikte, Balkan savaşı sırasında, sadece kendi halkına karşı değil, savaş karşıtı olan herkese karşı incitici tavırlar geliştirdi. Bunun bir bedelinin olması gerekir herhalde'' diyerek Antalya Portakal Film Festivaline katılmayacağını açıklayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın bu tavrı bir kez daha Bosnalıları mutlu etti.
1995 yılında ''Bosna İçin İnsanlık Girişimi'' hareketinin organizatörlerinden o dönemde Bosna-Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Sekreterliği yapan Selim Yusufoğlu da Günay'ın festivale katılmama gerekçesini çok iyi anladığını vurguladı.
Halen Saraybosna'da yaşayan Yusufoğlu, Bosna'daki savaşın en ağır koşullarda yaşandığı bir dönemde, Günay'ın 1995 yılında yaklaşık 100 aydına önderlik ederek kuşatma altındaki Saraybosna'ya geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
''Kurşunların sağanak gibi kente yağdığı bir dönemde Bakan Günay ve beraberindekiler, kuşatmayı yarmayı başardı. Ölümü göze alarak kente girdiler, katliamlara tanık oldular. Bakan Günay, savaşı ve yaşanılan katliamları en iyi bilen bir siyasetçidir. Onun tavrını çok anlamlı buluyoruz. Boşnak halkının kalbindeki yeri bir kat daha artmıştır.''