'BU BOMBAYI KİM PATLATTI?'
ERTUĞRUL ÖZKÖK'ÜN HÜRRİYET'TEKİ YAZISI:Bu bombayı kim patlattı
ÖNCEKİ gece saat 22.00 civarında telefonum çaldı.Arayan Ankara Temsilcimiz Enis Berberoğlu’ydu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt Fatih Çekirge’yi aramış.
Hürriyet’in iki gündür sürdürdüğü, "PKK tuzağına dikkat" haberleri için teşekkür etmiş.
Bazı çevreler bu yayınlarımızdan dolayı bizi eleştirmişti.
Önemli değil, demokratik bir toplumda bu da olacak, o da.
Bu haberi aldıktan üç dakika sonra bu defa yazı işlerinden aradılar.
Diyarbakır’da bir parkta patlama olmuş.
Beşi çocuk, yedi ölü varmış.
"Kim yapmış" sorusunu bile sormadan ağzımdan şu cümle çıktı:
"Allah belalarını versin..."
* * *
Bu yazıyı yazdığım sırada olayın üzerinden 18 saate yakın süre geçmişti.
Hálá ruhumda ve aklımda aynı tepkiyle geziyorum.
"Bunu kim yaptıysa Allah belasını versin."
PKK yaptıysa onun.
PKK’nın bombalarına tepki duyan kendi kendine güya Türk sıfatı veren bir terör örgütü yapmışsa onun da Allah belasını versin.
Yok kökü daha derinlerde, yabancı bağlantılı bir başka örgüt ise onun da Allah belasını versin.
Veya son zamanlarda yeniden biti kanlanmaya başlayan dinci bir fanatik terör örgütü ise.
Onun da Allah belasını versin.
Benim için hepsi, aynı provokatörün soyudur.
Hepsi bu ülkede kardeşi kardeşe, vatandaşı vatandaşa kırdırma peşinde koşan iğrenç, insanlıktan nasibini almamış, aşağılık, korkak insanlardır.
Ve Türkiye, hepimiz bu aşağılık çetelerin meydan okumasına, aynı ortak duyguyla cevap vermeliyiz.
* * *
Dün gazetelerin birinci sayfasındaki duygu, sanırım sizin de dikkatinizi çekmiştir.
Antalya’da, Marmaris’te patlayan bombaları fazla büyütmeyen basın, bu defa olayı daha geniş görmüştü.
Bence bu duyguyu çok iyi okumak lazım.
Çünkü bu bakış açısı, aslında Türkiye’nin büyük bölümüne yansıyan ortak bir duygunun ifadesidir.
İtiraf etmesek de hepimizin içinde şu endişe var.
Diyarbakır’daki bu bombalar, Antalya ve Marmaris’te patlayan bombaların misillemesi olarak yorumlanmamalı.
Bu, PKK’nın en çok istediği şeydir.
PKK olayının patladığı ilk günden bu yana, Türk halkı teröre karşı duyduğu öfkeyi, komşusu, arkadaşı, aynı şehri, aynı ülkeyi paylaştığı Kürt vatandaşlarına karşı bir öfkeye dönüştürmedi.
Türk halkının 20 yıl boyunca dünyaya verdiği en büyük insanlık mesajı buydu.
Biz bunca şehit cenazesinin acısına rağmen, millet olarak kimseye ne intikam, ne misilleme taşeronluğu verdik.
O nedenle güvenlik güçlerimizden bu bombalama olaylarının faillerini bir an önce, hiçbir kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde bulmalarını istiyoruz.
Herkes şu gerçeğin herhalde bilincindedir.
Ortak tarihimizin en büyük provokasyonu ile karşı karşıyayız.
Birileri, "bombanın" coğrafyasını bütün ülkeye yaymak istiyor.
Belli ki "birileri", batıdaki şehirlerde attığı bombalara, ülkenin güneydoğusunda gerekçe hazırlıyor.
Birileri, vatandaşların bombalarla birbirine girmesini arzuluyor.
O yüzden çözüm isteyen her samimi insan, bu aşağılık meydan okumaya aynı ortak dille cevap vermelidir diyorum.
Yani insanlığın ortak diliyle.
Parkta oynayan çocuğun, annesinin, babasının, kardeşinin üzerinde bomba atacak kadar adileşen, canavarlaşan bir dimağ, hepimizin ortak düşmanıdır.
İşte burada en yüksek sesi, Türk şehit anaları çıkarmalıdır.
Yakınını PKK bombalarıyla kaybetmiş Marmarisliler, Antalyalılar, Kuşadasılılar, İstanbullular çıkarmalıdır.
Çünkü parkta oynayan çocuğunu kaybeden anneyi en iyi anlayacak olanlar onlardır.
Kürt anneleri de eğer gerçekten barış annesi ise, bu koroya katılmalıdır.
Evlat acısı diye bir şey varsa, bunun kimlik tanımadığını, pasaport sormadığını, Türkmüş, Kürtmüş, Lazmış, Çerkezmiş demediğini o kanlı şebekeye ispat etmeliyiz. Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 03:34