Gündem
  • 24.4.2006 10:56

BU YASA AYDINLAR İÇİN CİDDİ TEHLİKE


NEDEN? Ümit Kocasakal
<ı>Türkiye'nin yönetici kadrosu hukuku hiçbir zaman içine sindiremiyor. Gelişmiş dünyanın baskısıyla kaydetmeyi başardığımız hukuk ve demokrasi alanındaki gelişmeler bir-iki ayda neredeyse buharlaştı. Yeniden en başa döndük. Bugüne kadar ne rüşvet suçlamasına uğrayan, ne de mafyayla ilişkileri kayıtlara geçen hukukçular ceza alırken, Şemdinli'deki bombalamayla ilgili iddianamesinde askerlerin adını geçiren savcı meslekten men edildi. Üstelik bu kararı hukukçular, hukuk adına verdi. Toplumun, adalete olan güveninin sarsılıp sarsılmayacağını düşünmediler bile. Ardından hükümet, yeni Terörle Mücadele Yasası'nın taslağını açıkladı. Her zaman olduğu gibi yasa, gene terörden ziyade fikirleri ve aydınları hedef alıyordu. Bu yeni yasayla terör ne kadar önlenir bilinmez ama bu yasayla fikir özgürlüğünün çok geriletileceği açık. Galatasaray Üniversitesi ceza hukuku öğretim üyesi Doç. Ümit Kocasakal'la yasanın amaçlarını, yaratacağı sonuçları konuştuk. İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Kocasakal'ın karapara, yolsuzluk, terörle mücadele ve AB ceza hukuku alanında çalışmaları var.

Hükümet yeni bir Terörle Mücadele Yasası taslağı hazırladı. Özgürlükleri kısıtlayan maddeler var yasada. Ama ben, bana en tuhaf gelen maddeyle başlayayım sormaya. Anladığıma göre, yasanın bir maddesi, 'terörle mücadele ederken suç işleyen devlet görevlilerinin suçları ne olursa olsun tutuksuz yargılanacağını' söylüyor Gerçekten böyle mi söylüyor madde?
Taslaktaki 10'uncu madde bu. Tutuklama kararı verilebilecek hallerde, duruma göre 'adli kontrol' uygulanması imkânı getiriliyor yeni kanunla. Oysa eski kanunda, tutuklama şartlarının varlığı halinde, ancak üç yıl ve daha az hapis cezası gerektiren suçlara 'adli kontrol' uygulanabiliyordu. Yani sadece bu kişiler 'tutuksuz' yargılanabiliyordu. Şimdi ise terörle mücadelede görev alan istihbarat ve kolluk görevlilerine bir istisna getiriliyor. İsnat edilen suç üç yıldan fazla hapis cezası olsa da bu kişilere 'Adli kontrol hükümleri uygulanabilir', yani 'Bunlar tutuksuz yargılanabilir' deniyor.
Adam öldürseniz de, hakkınızda ömür boyu hapis istense de eğer güvenlik görevlisiyseniz, tutuksuz yargılanabileceksiniz öyle mi?
Tabii, tabii. Eğer yeni kanun bu istisnayı getirmeseydi, cezası üç yılı geçen suçlarda, bu kişiler tutuksuz yargılanamayacaktı. Bu kişiler bakımından cezası üç yılı aşan suçlarda böyle bir istisna getiriliyor. Ama kanun, 'Bu kişiler hakkında tutuklama kararı verilemez' de demiyor. Yani mutlaka tutuksuz yargılanacaklar diye bir hüküm yok. Eğer güvenlik görevlisi kasten öldürme suçunu işlemişse tutuklanabilir de.
Bu ülkedeki hukuk uygulamalarını, facialarını gördükten sonra, bu kişilerin daha çok tutuksuz yargılanacaklarını bugünden kestirmek hiç güç değil. Peki terörle mücadele ederken suç işleyen devlet görevlilerini tutuksuz yargılamak, terörü mü engeller? Yoksa devlet görevlilerine geniş bir suç işleme alanı mı yaratır?
Ben bu değişikliği doğru bulmuyorum. Herkes için kural, tutuksuz yargılama olmalıdır. Tutuklama da bir istisna olmalıdır. Ve genel kurallar da herkes için geçerli olmalıdır. Genel kurallara göre tutuklamanın şartları belli. Devlet memurları için veya terörle mücadelede görev alanlar için bu genel kurallardan ayrılmaya gerek yok. Çünkü bu, acaba devlet suç işleyen, suç isnat edilen görevlilerini koruyor mu' diye kafalarda soru işareti yaratır. Ama şu da var. Devlet görevlilerine bu tür bir imkân getirmekle bence onlara suç işleme özgürlüğü yaratmış olmuyorsunuz. Çünkü alacakları cezaya etkisi olmayacak bunun. Sanırım bu değişiklik yapılırken, 'Bu kişilerin ikametgâhı belli. Devlette çalışıyorlar. Kaçma şüphesi olmaz' diye düşünüldü.
Yapmayın. Biz nelere şahit olduk. İşkenceden yargılanan polislerin ikametgâhları bulunamadığı için, onlara mahkeme celbi ulaştırılamadı bu ülkede. Siz bir hukukçu olarak bu yorumunuzu yaşananlara dayanarak mı yapıyorsunuz?
Hayır... Öyle düşünülmüş olsa gerek diyorum. Böyle bir hükmün getirilmesi hukuk mantığıma aykırı zaten.
Adam öldürmek de dahil ağır bir suç işlerken yakalanan devlet görevlisi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırsa bu davranış insanlarda adalet duygusu uyandırır mı? Yoksa insanlarda, 'Hukuk, devlet görevlisi karşısında beni çaresiz bırakıyor' duygusu mu yaratır?
İnsanlarda adalet duygusunu yaralar bu. Böyle bir özel hüküm getirmek eşitlik ilkesi açısından da doğru değil.
Özellikle Güneydoğu'daki kitlesel terörü yaratan en büyük nedenlerden biri, insanların hukuk karşısında çaresiz olduklarını düşünmeleri değil miydi?
Bence bu, terörü yaratan sebep olmaktan çok, terörün artmasında bir etken. Eğer insanlar adalete güvenir, hukukun ve adaletin taraf tutmayacağına, herkese eşit uygulanacağına inanırlarsa, bu güven, insanları terör örgütüne yönelmekten caydırır. İnsanların teröre desteğini azaltır kuşkusuz.
Bu madde yasalaşırsa Şemdinli'de bir dükkâna bomba atarken suçüstü yakalanan jandarma astsubayları da tutuksuz yargılanacaklar. Bu madde onları serbest bırakmak için çıkarılıyor olabilir mi?
Bilemeyiz. Ama Türkiye'de kişiye özel bazı hukuki düzenlemeler yapılmasına rastlanıyor tabii. Daha yeni, bir siyasi partinin eski başkanı için infazın evde çekilmesiyle ilgili olarak bir kanun çıkarıldı. Yalnız şu var. Bu değişiklikle, astsubaylar mutlaka serbest kalacak diyemeyiz. Evet, serbest kalabilirler ama burada hâkimin takdir yetkisi vardır, tutuklulukları devam da edebilir.
Astsubaylar serbest bırakıldığında Şemdinli halkı ne düşünecek?
Hukuka, adalete güven zedelenecek. Çünkü bunlar genel kurallar uygulanıp tutuklandı. Şimdi yasayla getirilen hükümden yararlanarak serbest kalırlarsa, sadece yöre halkında değil, herkesin kafasında soru işareti uyanacak.
'Terörle mücadele ederken' tam olarak ne demek? Şemdinli'de dükkân bombalamak terörle mücadele kapsamında mı mesela?
Konuyu böyle koyarsak bir yere varamayız. Yürürlükteki Terörle Mücadele Kanunu'nun ilk maddesi terörün tanımını veriyor. Terörle mücadele bu tanımdaki fiillerle mücadele etmektir.
Şemdinli'de dükkân bombalamak terörle mücadele kapsamında mı diye sorarak, niye bir yere varamayız? İşkenceler, adam öldürme, hak ihlalleri hep terörle mücadele ediyoruz diye yapılmadı mı? Bunlar AİHM'ye gitti ve Türkiye tazminat ödemek zorunda kalmadı mı?
Sizin saydığınız fiiller ve dükkân bombalamak tabii ki terörle mücadele kapsamında değil. 'Terörle mücadele ederken' demek, 'TMY'nin üç ve dördüncü maddelerinde yazılı suçlarla mücadele ederken' demektir. İngiltere, Fransa gibi demokratik ülkelerde terörle mücadeleye örnekleriyle baktığımızda, tabii ki terörle mücadele edilecek. Ama bir hukuk devleti terörle mücadele ederken kendisi bizatihi terör yaratmayacak, hukukun dışına çıkmayacak. Olay bu kadar basit. Var olan hükümler neyse onları uygulayacak. 'Bunlar devlet görevlileridir' deyip suçların üstünü örtmeyecek. Kötü misaller yargılanacak. İşte hukuk devleti budur.
Avrupa ülkelerinde terörle mücadele konusunda sert yasalar çıktı. Bizdeki gibi bir maddeyi yasalaştırmış bir AB ülkesi var mı?
Fransız ve Belçika mevzuatlarında görmedim. Ama İngiltere'de olabilir. İngiltere öyle bir yasa çıkardı ki, eğer şu anda AB'ye aday ülke olsaydı bu yasayla AB'ye giremezdi. Düşünebiliyor musunuz, 28 gün gözaltı süresi getirildi. Fransa ise gözaltı süresini bu suçlarda, ilk üç gün avukatla görüşmesiz yedi güne çıkardı. Avrupa benden katbe-kat vahim şeyleri gerektiğinde uygularken, bana sen şunları yapıyorsun dediklerinde, adalet duygum inciniyor.
Benim adalet duygum, Avrupa ülkeleriyle aramızdaki yasaları uygulama farkından ötürü inciniyor. Bu ülkede insanlar Kürtlere yapılan baskıyı eleştirdikleri için yargılandılar. Aydınlar, 'Öldürmeyin, işkence yapmayın' dedikleri için Kürt bölücüsü olmakla, terörü övmekle suçlandılar. İngiltere'deki uygulamada devletin uygulamalarını eleştirdikleri için terörist olarak yargılanıyor mu insanlar?
İngiltere'nin yeni getirdiği kanunda terörü övmek, terörün propagandasını yapmak, dolaylı da olsa terörü cesaretlendirmek, bunların hepsi suç.
Bütün dünyada terörü, şiddeti övmek suçtur, suç olmalıdır. Bizde aydınlar, devletin baskısını eleştirdikleri için teröristlikle suçlanıyor.
Uygulamada çıkan sorundur bu. Fransa'da bir Fransız gazeteci, Korsika'da devletin baskı yaptığını yazdığı için terörü övmekten mahkûm oldu. Sadece Türkiye'de olmuyor bazı şeyler.
Terörle mücadele yasaları hep düşünceyi vurur Türkiye'de. Gerçeği yasaklamak ister. Yeni yasa, terörü azaltmayı mı yoksa devlet terörünü özgürleştirmeyi mi amaçlıyor?
Bu, bir tepki yasası olarak çıkıyor. Avrupa'da da 11 Eylül saldırılarından sonra tepki yasaları çıktı. Tepki yasaları sert, baskıcı ve kısıtlayıcı olur. Bizde de böyle. Bu kanun, henüz terörde bir artış olmadığı bir dönemde serinkanlılıkla ele alınsaydı çok daha iyi bir tasarı çıkabilirdi. Ama öyle olmadı. Terör artınca tepkiyle sert önlemler getirildi. Bu yüzden bu kanunda çok yerinde hükümlerin yanı sıra, gerçekten kısıtlayıcı hükümler de var. Bir konunun yanlış kaleme alınması, sizin amacınızın çok ötesinde sonuçlar yaratabilir.
Yani yeni Terörle Mücadele Yasası devlet terörünü artırabilir.
Tabii. Ama bu maksatla hareket edilmedi. Terörle mücadele ederken yapılması gereken ilk şey, teröristle, terörist olmayanı çok iyi ayırmaktır.
İngiltere hükümeti gözaltı süresini 28 güne çıkardı yeni yasayla. Ama İngiliz Yüksek Mahkemesi bu yasayı 'adalete hakaret' olarak niteledi. Bizde de hukukçulardan böyle bir tepki bekliyor musunuz?
Bizde de hukukçulardan tepkiler gelecektir. Ben bu yasanın bu şekilde çıkmayacağını umut ediyorum.
Terörle mücadele ederken, 'Güvenlik, özgürlükten önemlidir' anlayışı ortaya çıkıyor. Hükümetler, askerler, asayiş güçleri böyle bir anlayıştan yana olabilir ama hukukçular bu 'güvenlik-özgürlük' dengesinin tümden bozulmaması için çaba göstermek zorunda değil mi?
Kesinlikle. Çünkü bir devleti hukuk devleti yapan şey güvenliği sağlarken olabildiğince hak ve özgürlükleri korumak, güvenliğin özgürlüğü boğmasına izin vermemektir. Güvenliği hukuka uyarak sağlamak zorundasınız. Bu yüzdendir ki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 'Demokratik bir devlette her türlü kısıtlamayı gerekli ve orantılı olduğu ölçüde yapacaksınız' diyor. Gereklilik ve ölçülülük kuralına uymak zorundasınız. Bizim yeni yasada güvenlik-özgürlük dengesi tam kurulmuş değil.
Artık propaganda suçundan mahkûm etmek için 'şiddeti teşvik' unsuru aranmayacak. Siz şiddeti teşvik etmeseniz, barışçı bir mesaj da verseniz, eğer sözlerinizin bölücü bir örgütün işine yaradığına karar verilirse ceza alacaksınız. Bu, her türlü konuşmanın ve fikrin terör suçuna girebileceği bir ortam yaratmaz mı peki?
Bu, TMY'nin eski sekizinci maddesine çok benzer bir düzenleme. Madde, 'Terör örgütünün veya amacının propagandasını yapan' diyor. Tabii ki terör örgütünün propagandasını yapmak suçtur. Ama 'amacının propagandası' denince bir sıkıntı doğabilir. Diyelim ki siz bir fikri savunuyorsunuz. Terör örgütü de o fikri savunuyor olabilir. Bu madde, 'terör örgütünün ve kullandığı yöntemin propagandası' olmalıydı. Ya da maddenin başına, 'Terör örgütünü ve yöntemlerini haklı kılmak maksadıyla bu örgütün amacının propagandasını yapmak' konulmalıydı. Konulmamış. Eğer hâkim ve savcılarımız maddenin lafzından ziyade, kanunun sevk amacından hareket ederlerse fikir açıklamasını terörden ayırabilirler.
Hukuk devletinde yasalar böyle geniş bir biçimde hâkimlerin yorumuna bırakılabilir mi? Yasaların net ve açık olması gerekmiyor mu?
Kesinlikle. Taslaktaki propaganda maddesi, propagandanın sınırını aşacak şekilde yorumlanabilir. Düşünceyi sınırlayabilecek bir madde bu. Maddeler, fikir özgürlüğünü kısıtlamaya dönük yorumlanmayacak şekilde yazılmalıdır. Böylece hâkimin aksine yorumda bulunmasının önünü tıkarsınız. Yeni TMY aceleye getirilmesin. Güvenlik-özgürlük dengesini iyi korumalıyız.
'Fikir özgürlüğü, terörü besliyor' anlayışı çok geniş bir sansüre ve yasakçılığa dönüşmez mi peki?
Dönüşebilme tehlikesi var. Ama şu da var. Terör örgütünün nihai amacı bağımsız devlet kurmaksa, Türkiye'nin bir bölüm toprağını ülke dışına çıkarmaksa, bu amacın propagandasını yapmak ifade özgürlüğü kapsamında mıdır? Bu amacın propagandasını serbest bırakmalı mıyız? İşin bu yönü de var. Bu, pek düşünülmüş bir şey değil .
Bu düşünülmüş bir şey. Terörü, şiddeti övmenin dışında bir konu bu. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 'Federasyonu da tartışabilmeliyiz' derken, her türlü ayrılıkçı düşünceyi de barış içinde dile getirebilmeliyiz demişti. AB ülkelerinde ayrılıkçı düşünce barış içinde dile getirilemiyor mu? Dile getiren terörist olarak mı suçlanıyor?
İtalya'da dile getirmek şimdi zor.
İtalya'da ayrılıkçı parti bile var. Yeni yasada bir diğer konu da şu. 'Halkı askerlikten soğutma' da terör suçu oluyor.' 'Askerlikten soğutma'nın ölçüleri ne olacak?
Ölçüsü çok zor bulunabilecek bir şey bu. Şimdi konu, TMY taslağında, 'nispi terör suçu' haline getirildi. Oysa halkı askerlikten soğutma maddesi bizim eski Ceza Kanunu'nda da vardı. Terörle Mücadele Yasası taslağında nispi terör suçlarının kapsamı çok geniş tutuldu. Evrakta sahtekârlık, çocukların cinsel istismarı bile bu kapsama alınmış. Böyle 54 tane suç türü saydım ben.
Terör tanımını bu kadar genişleten bir yasa nasıl sonuç verecek?
Eğer bu fiiller terör amacıyla işlenirse, bunlar, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde, kişinin avukatıyla görüşme hakkından tutukluluk haline varıncaya kadar pek çok kısıtlayıcı yargılama usullerine göre yargılanacak ve cezalar yarı oranında artırılacak.
Bu yasanın çıkmasından sonra bu ülkedeki Kürt vatandaşlarımız kendilerini daha güvende mi yoksa daha tehlikede mi hissedecek?
Kanunlar genel ve soyut olarak çıkarılır. Bu kanunun özellikle Kürt vatandaşlara yönelik sonuçlar doğuracağını düşünmüyorum. Ama aydınlara ciddi tehlike getirir mi derseniz... Propaganda maddesinin böyle düzenlenmiş olması nedeniyle Kürt, Türk ayrımı yapmaksızın getirir veya getirebilir. (neşedüzel-radikal)

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 07:10

İLGİLİ HABERLER