Gündem
  • 23.8.2012 03:04

Bülent Arınç : O manzarayı görünce kanım dondu

BDP'li terörist sever milletvekillerinin PKK'lı hainlere sarılma anını gördüğü anda kanının donduğunu belirten Arınç, "''Bunlara baktığınız zaman Gaziantep'teki bombalamayı görebilirsiniz. Bunlara baktığınız zaman Bingöl'de alışveriş yapan Hatice Belgin'i öldürenleri görebilirsiniz, Siirt'te dört genç kızı taksinin içinde ateşe tutarak öldürenleri görebilirsiniz''dedi.

Başbakan Yardımcısı Arınç:-''(BDP'li milletvekillerinin teröristlerle buluşması) Şu manzarayı görünce kanım dondu benim. Bunun karşılığında infial göstermemek mümkün değil'' -''Bunlara baktığınız zaman Gaziantep'teki bombalamayı görebilirsiniz. Bunlara baktığınız zaman Bingöl'de alışveriş yapan Hatice Belgin'i öldürenleri görebilirsiniz, Siirt'te dört genç kızı taksinin içinde ateşe tutarak öldürenleri görebilirsiniz'' -''Şu anda elimizdeki tüm imkanlarla biz olağanüstü hale lüzum kalmadan, Türkiye'de güvenliği sağlayabilecek bir noktadayız''

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, BDP'li milletvekillerinin teröristlerle buluşmasına ilişkin ''Şu manzarayı görünce kanım dondu benim. Bunun karşılığında infial göstermemek mümkün değil'' dedi.
     Arınç, CNN TÜRK'teki ''Ankara Günlüğü'' adlı programda soruları yanıtladı.
     BDP'li milletvekillerinin, teröristlerle buluşmasına ilişkin görüntüleri değerlendiren Arınç, bunları izleyen herkesin bunun bir tesadüf olmadığını gördüğünü söyledi.
     Arınç, şunları kaydetti:
     ''Bu, önceden düşünülmüş, planlanmış, bir kucaklaşmaya ihtiyaç duyulduğunu ve bundan ne kadar mutlu olduklarını gösteren bir fotoğraf. Benim gözlerim böyle görüyor. Eminim ki Türkiye'de binlerce insan da bu manzarayı böyle seyrediyor. Çünkü iki tarafın da bundan şikayeti yok. Hiçbir endişe yok, hiçbir korku yok. Sanki kırk yıllık ahbaplarmış gibi birbirleriyle yanak yanağa öpüşüp, koklaşıp, birbirlerinin halini hatırını sorabiliyorlar. Bu bir yol kesme değil. Bu bir esir almak veya alıp götürmek, kaçırmak niyetiyle yapılmış bir eylem de değil.''
     Siyasete çok önem verdiğini, BDP'nin siyaset hakkı olduğuna da yürekten inandığını ve en az AK Parti, CHP, MHP kadar onlara da saygı gösterilmesine inanan bir insan olduğunu belirten Arınç, ''Parlamentoda onların konuşma hakları olduğuna inanıyorum. Milletin taleplerini değerlendirme hakları olduğuna da inanıyorum. Kızdığımız, inanmadığımız, saçma bulduğumuz düşüncelerini bile bir fikir açıklaması olarak kabul ediyoruz. Siyasetçinin yapması gereken budur. Bu noktada oldukları sürece başımızın üstünde yerleri var. Kim siyaset yapacaksa parlamentodur, Anadolu'dur. Ama konuştuklarının, söylediklerinin silahla, şiddetle, öldürmekle ilgisinin olmaması gerek'' diye konuştu.
     ''Şu manzarayı görünce kanım dondu benim. Bunun karşılığında infial göstermemek mümkün değil'' ifadesini kullanan Arınç, şöyle devam etti:
     ''Üzerlerindeki kıyafete bakarsanız, ya eylemden dönen ya eyleme gidecek olan insanlar. Hatta tek tek dördünü de sorgularsanız, kim bilir bugüne kadar hangi eylemlere katılmış bir insan. Bunlara baktığınız zaman Gaziantep'teki bombalamayı görebilirsiniz. Bunlara baktığınız zaman Bingöl'de alışveriş yapan Hatice Belgin'i öldürenleri görebilirsiniz, Siirt'te dört genç kızı taksinin içinde ateşe tutarak öldürenleri görebilirsiniz. Batman'da 8 aylık karnında çocuğuyla öldürülen kadını da görebilirsiniz, imam Aziz Tan'ı öldürenleri de görebilirsiniz. Hepsi bu veya bunlar gibi insanlar. Şimdi cinayet işlemek üzere kurulmuş ve buna da kendilerine göre bir kılıf bulmuş insanlarla bir siyasetçi nasıl kucaklaşabilir, nasıl gözlerinin içi gülebilir, nasıl kadınla bir erkek terörist birbirlerinin bayramını kutlar gibi birbirlerini tebrik edebilir- Doğrusu ben bugüne kadar böyle bir manzara görmedim. Buna karşı tepki koymak, bir vatandaş olarak benim boynumun borcu. Bu çünkü bomba patlatmaktan daha kötü. Bir insan ya siyaset yapar ya şiddet dilini kullanır. Şiddeti kullanacaksanız, siyaset yapamazsınız.''
    
     -''Milletvekilleri silahlı kişilerle nasıl kucaklaşabilir-''-
    
     Arınç, ''Şimdi bu insanlara karşı orada milletvekili sıfatını taşıyan, seçildikten sonra parlamentoda ant içerek görev yaptığını bildiğimiz bu insanlar, bu silahlı kişilerle nasıl kucaklaşabilir, onlara kendi evlatları gözüyle bakabilir, onlara başarılar dileyebilir, onları kutlayabilir- Bu mümkün değil'' dedi.
     BDP'nin, kendisini PKK'nın gölgesinde ve onun komutasında gördüğünü bildiren Arınç, buna karşı infial duymamanın mümkün olmadığını dile getirdi.
     BDP'li Gülten Kışanak'ın sözlerini de değerlendiren Arınç, ''Bu laflar, bu görüntünün karşılığı mı- Bu topu taca atmak. Söyleyecek bir şey bulamamış zavallı, onu söylüyor'' ifadesini kullandı.
     BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in de kendisini ''aklı olmamakla suçladığını'' aktaran Arınç, şunları söyledi:
     ''Benim aklım var hamdolsun. Benim aklım şiddete karşı, benim aklım silaha karşı. Sen nasıl bir sanatçısın ki nasıl bir entelektüel gevezesin ki beni akılsızlıkla suçlayabiliyorsun, bu yapılanları akılla izah etmeye kalkıyorsun- Lütfen gazeteleri aç bak. Sizin bu yaptığınız şey, bugüne kadar yapılan bütün şiddet eylemlerini kutsadığınız anlamına gelir. Siz siyasetçi değil misiniz- Eğer onların yaptığı çok da hoşunuza gidiyorsa parlamentodan gidin onlarla birlikte olun. O zaman belki davanıza daha çok hizmet edersiniz.''
     Kürtçe'nin medeniyet dili olup olmadığını sorguladığını anımsatan Arınç, Kürtçe'nin ve Kürt halkının varlığını kabul ettiğini, Kürtçe'nin de bir medeniyet dili olduğunu anladığını aktardı.
    
     -''Dokunulmazlık konusu, yeni anayasada yeniden tarif edilmeli''-
    
     MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, söz konusu milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması önerisi konusunda görüşü sorulan Arınç, bunun, Anayasa Karma Komisyonu'nun toplanıp bir karar almasının ardından Meclis'te görüşülecek bir konu olduğunu belirtti. Arınç, dokunulmazlıklar konusunun, yeni Anayasa'da yeniden tarif edilmesi ve sınırlandırılması gerektiğini kaydetti.
     Olağanüstü hali kaldırdıklarını ve bundan dolayı kendileriyle iftihar ettiklerini belirten Arınç, Türkiye'de yeniden bir olağanüstü hal ilan etmeyi çok gereksiz ve hatta konuşulmaması gereken düzeyde bulduklarını dile getirdi. Arınç, ''Şu anda elimizdeki tüm imkanlarla biz olağanüstü hale lüzum kalmadan, Türkiye'de güvenliği sağlayabilecek bir noktadayız'' diye konuştu.
     Son iki yıldan bu yana geçmişte ''girilemez'' denilen yerlere, kamplara, mağaralara ve boğazlara girildiğini belirten Arınç, güvenlik önlemleri aldıklarında ''Hükümet güvenlikçi önlemler alıyor'' dendiğini, diğer taraftan da ''güvenlik zafiyeti mi var'' yönünde görüşlerin dile getirildiğini anımsattı.
     Arınç, terörün önlenmesi konusunda yapılması gerekenler ne ise onların yapılması gerektiğini ifade ederek, bu konuda da bütün tedbirleri aldıklarını söyledi.
    
     -''Ağır eleştiri olmalı''-
    
     CHP'li Hüseyin Aygün'ün, teröristler tarafından kaçırılmasına da değinen Arınç, örgüt bu eylemi propaganda amacıyla yaptıysa bu amaca uygun davranılmaması gerektiğini ifade etti.
     Aygün'ün açıklamalarının, kendi partisinin milletvekillerinden de tepki gördüğünü hatırlatan Arınç, ''Umarım ki ben, bu rıza ile olan bir şey değil, milletvekilimizin rızası dışında kaçırılmış olmasıdır'' ifadesini kullandı.
     Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''CHP ve BDP'nin aynı çizgide olduğunu'' söylemesinin ağır eleştiri olduğunu kaydeden Arınç, ''Ağır eleştiri olmalı. CHP de bizi ağır eleştiriyor. Ağır eleştirmeli, hakaret olmamalı'' dedi.
     Arınç, ''Şemdinli'de sıkıştı terör örgütü. BDP yoluyla mesaj veriyor; 'Kendinizi canlı kalkan yapın, orada şunlar şunlar oluyor, Meclis'i toplantıya çağırın'. BDP'liler Meclis'i toplantıya çağırmak için konuşuyorlar. CHP bunu fiile döküyor, 110 imza ile Meclis'i toplantıya çağırıyor. Şimdi bunu yan yana getirdiği zaman Sayın Başbakan bence doğru söylüyor'' görüşünü dile getirdi.
     CHP'nin, BDP'ye ağır eleştiriler yöneltmesini, ''Bu başladıysa çok güzel'' diye değerlendiren Arınç, ''Bu noktada, eğer gerçekten bir yanlışları ortaya koymak, eleştirmek, hatta karşıda tutmak, yan yana gelmemek, bunlardan CHP'yi soyutlamak gibi bir gayretleri olursa bunu takdirle karşılarım. O zaman Sayın Başbakan da bu eleştirilerinden vazgeçer'' diye konuştu.
    
     -''Propagandaya alet olmadık''-
    
     Arınç, ''O gün Meclis toplansaydı, BDP'nin ve PKK'nın belli amaçla 'İşte biz o kadar etkili eylemler yapıyoruz ki o kadar istediğimizde bile bu Meclis'i toplayabiliriz' sözü bir propagandaya dönüşecekti. Onu gördük biz. Dolayısıyla bu propagandaya alet olmadık. Sadece biz değil, MHP de sağduyulu davrandı ve onlar da buna alet olmadı'' dedi.
     Terörün önlenmesi veya Suriye olaylarıyla ilgili görüşlerin çeşitli platformlarda dile getirilebileceğini kaydeden Arınç, şunları söyledi:
     ''Biz 'ikimiz yapalım' dediğimizde Sayın Kılıçdaroğlu niye bize gelmiyor da Meclis'i toplantıya bir başkasının isteğiyle topluyor- Bunu da ona soralım. Bekliyoruz kendisini. Sayın Başbakanımızın daveti var. Hatta biz gideriz. İkimiz bu işi yapacaksak, iki parti yüzde 76... Müthiş bir şey. Hemen hemen Türkiye'nin pek çok seçmenini temsil ediyoruz. Neyse söyleyeceğiniz, biz dinlemeye hazırız. Doğru bulduklarımızı yapmaya hazırız. Hatta bunu ilan da ederiz. 'CHP bu teklifte bulundu, çok doğruydu, çok haklıydı. Biz de bunu yapıyoruz' deriz. Yeter ki bu işin şerefi onlara ait olsun. Ama gelmiyorlar.''
    
     -''Birbirimizin düşmanı değil, rakibiyiz sadece''-
    
     Sadece şehit cenazelerinde bir araya gelmenin veya nezaketen el sıkışmanın yeterli olmadığını belirten Arınç, ''Bunun için bence çok önemli adımlar atılması gerekir. İktidar kanadından da muhalefet kanadından da olabilir. Birbirimize sırtımızı dönmek doğru değil'' diye konuştu.
     CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Rize'de, Başbakan Erdoğan'ın vefat eden teyzesinin ailesini ziyaret etmesini çok insani bulduğunu ifade eden Arınç, ''Ne kadar güzel bir şey. Ne kadar insani bir şey. Keşke bunu ben de yapabilsem. Yapmaya da çalışıyorum. Ama bu o karenin içinde kalmamalı'' dedi.
     ''Birbirimizin düşmanı değiliz, rakibiyiz sadece. Yarışacağız. Nerede- Seçimlerde yarışacağız'' diyen Arınç, dostluk çevresindeki tablolardan herkesin istifade edeceğini kaydetti.
     Arınç, ''Toplumun en kronik meselesi çözülebilecek olsa, bundan 75 milyon insan mutlu olmaz mı- Hepimiz bundan mutlu oluruz'' ifadesini kullandı.

 

Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 15:47

İLGİLİ HABERLER