BÜLENT ARINÇ'I KIZDIRACAK BENZETME
ZAFER ÇAKMAK/ANKARA
MHP Grup Başkanvekili Vural, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında 10 Kasım'da Genel Kurul'da yapılan demokratik açılımın ön görüşmelerinde yaşanan tartışmalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç'ın, 2000 yılında yapılan ve Mavi Akım'ın görüşüldüğü kapalı oturumla ilgili birtakım iddialar gündeme getirdiğini hatırlatan Vural, 10 yıl dolmamasına rağmen gizli oturum tutanaklarının açıklanmasını istediklerini söyledi. Vural, Mavi Akım'la ilgili 2003 yılında yapılan soruşturmada Türkiye'nin formül değişikliği sebebiyle kazık yediğinin itiraf edildiğini belirterek, bu konunun üzerine gidilmesini istediklerini söyledi.
Vural, bu konuda soruşturma açılması için Genel Kurul'a grup önerisi sunacaklarını söyledi.
Meclis'te 10 Kasım'da yapılan görüşmelerde Başbakan tarafından özellikle seçilmiş bir kişinin hakaret içeren ifadeleri sebebiyle gerginlikler yaşandığını anlatan Vural, yaşanan bu olaylarla ilgili Meclis'te yazılı bir açıklama yapıldığına işaret etti. Açıklamayı yapan birimin TBMM İletişim Daire Başkanlığı olduğuna dikkat çeten Vural, İletişim Daire Başkanı'nın Genel Sekreter Yardımcısı'na bağlı olduğuna dikkat çekti.
Bu Daire Başkanı'nın, milletvekilleriyle ilgili 'üzmüştür, hoş olmamıştır' şeklinde yorumlar yaptığını belirten Vural, "Sen kimsin? Bunu kimin adına yapıyorsun? Meclis Başkanı bunu yapabilir ama bir bürokrat nasıl böyle bir açıklama yapabiliyor? Açıklamaları Meclis Başkanı'na da atfetmiyor. Bunu Meclis Başkanı'na sordum, 'Ben istedim' dedi. Milli irade bürokratik oligarşiye teslim ediliyor. Yapacaksa Meclis Başkanı yapar. Bir daire başkanının bu açıklamayı yapması, Meclis'in hükmi şahsiyetini ayaklar altına almaktır" şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın Meclis'teki pankart olayının ardından grup başkanvekillerinin toplantıya çağrıldığı Başkanlık Divanı odasına girmesini eleştiren Vural, Başbakan'ın kendisine kızdığı yönündeki iddiaların da doğru olmadığını söyledi. Vural, "Kızan benim.
Aksine İçişleri Bakanı'nı savunmak zorunda kalmıştır. Başbakan'a 'O zaman size daha ağır eleştirilerimiz olacak, bunlara cevap verin' dedim. Başbakan etten önce çömleğe şıp diye düştü. Ben bu sözlerimden sonra odadan ayrıldım" dedi.
Vural, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın bazı açıklamalarıyla ilgili değerlendirmeler de yaptı. Arınç'ın 'Gözyaşı dökmekten sorumlu Başbakan Yardımcısı' olduğunu söyleyen Vural, kafes kekliği gibi davranan Arınç'ın Diyarbakır'da kendilerini şikayet ettiğini anlattı. Vural, Meclis'teki görüşmelerin böyle bir noktaya gelmesini kendilerinin de tasvip etmediğini ama kimin kimi susturmak istediğinin de ortada olduğunu söyledi. Arınç'ın, 'Ben olsaydım bu tartışmalara izin vermezdim' dediğini hatırlatan Vural, "Gözü herhalde yine Meclis Başkanlığı koltuğunda" diye konuştu.
Meclis'te tüm milletvekillerinin konuşma hakkı bulunduğuna işaret eden Vural, "Senin 7 sülalen gelse benim sözümü söylemeye hakkım vardır. Ne yapacaktın, dövecek miydin?" ifadelerini kullandı. Vural, Başbakan Erdoğan'ın tarihi de, sözcüyü de özellikle seçtiğini iddia etti.
Vural, basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını cevapladı. Ergenekon soruşturmasını yürüten Başsavcı'nın ve Yargıtay üyelerinin dinlendiği iddialarının hatırlatılması üzerine Vural şunları kaydetti: "Dinleyen kim? Kasetleri kim alıyor? Number one mı acaba. Servis kime yapılıyor? Hakimler, savcılar herkes dinleniyor. Hukuk ayaklar altına alınıyor. Bunlarda her yol mübah, yadırgadığımı söyleyemem."