Gündem
  • 15.6.2015 22:24

Bülent Arınç'tan istifa sorusuna cevap

Başbakan Yardımcısı Arınç, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun PM öncesi açıklamaları hakkında, 'Büyük bir eksiklik tespit ettim. Bir ana muhalefet partisi lideri böyle kapsamlı bir konuşma yaptığı zaman nasıl oluyor da çözüm süreciyle ilgili bir cümleyi sarf etmiyor' dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu'nda 2015 yılı için Anadolu kırmızı sert buğdayın müdahale alım fiyatının ton başına 862 TL olarak belirlendiğini açıkladı. 

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç, Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirilen ve 7.5 saat süren Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. 9 Haziran'da geçici seçim sonuçlarının açıklandığını belirten Arınç, bu süre içerisinde seçim değerlendirilmelerinin yapıldığını söyledi. Seçimlerden 1 hafta sonra Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın yapıldığını dile getiren Arınç, "Bundan sonra her Pazartesi günü bakanlar toplantılarımız yapılacaktır. Takriben 50 gün sonra tekrar Bakanlar Kurulu Toplantısı’nı yapmış oldu, daha doğrusu seçim sonrası yapılan ilk Bakanlar Kurulu Toplantısı’dır. Anayasal süreçler tamamlanıncaya kadar hükümetimiz görevine devam etmektedir. Kesin sonuçlar açıklanacak, sayın milletvekilleri and içecekler, Meclis Başkanlığı seçimi yapılacak, Meclis Başkanlık Divanı teşekkül edecek ve yeni hükümet kurma çalışmaları süratle devam edecektir. Umarız hükümet kurma çalışmaları başarıyla sonuçlanır ve ülkemiz yeni bir dönemde yeni bir hükümetle devam eder" ifadelerini kullandı.

"SURİYE SINIRI ÖNCELİKLİ OLARAK ELE ALINDI"

Bakanlar Kurulu'nda önemli bir konuyu öncelikli olarak görüştüklerini belirten Arınç, Suriye sınırındaki son gelişmelerle ilgili öncelikli bilgi sunumu yapıldığını açıkladı. Arınç, konunun askeri yönden açıklamasının Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar ve ilgililerin katıldığı toplantıda bir sunum olarak gerçekleştirildiğini vurguladı. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un AFAD'dan sorumlu olması sebebiyle mülteci veya sığınmacılarla ilgili kapsamlı bilgi verdiğini bildiren Arınç, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun ise dışişleri veya dış politika açısından meseleyi yorumladığını, dışişleri açısından yapılacak çalışmalar konusunda Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun talimatlarına uygun olarak neler yapılabileceğini kapsamlı olarak açıkladığını bildirdi.
Arınç, ele alınan ikinci konunun "seçim sonrası güvenlik değerlendirmesi" olduğunu vurgulayarak, bu konuda İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk'ün sunum yaptığını belirtti. Seçim sonrasında ekonomik gelişmelerin de değerlendirildiğini açıklayan Arınç, bu konuda Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ilgili bakanların sunum yaptığını kaydetti.

"2015 YILI İÇİN ANADOLU KIRMIZI SERT BUĞDAYIN MÜDAHALE ALIM FİYATI 862 TL OLARAK BELİRLENDİ”

Karar verilmesi gereken önemli bir konu olduğunu söyleyen Arınç, bu konunun Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in açıklamalarıyla sonuçlandığını belirtti. Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları kaydetti:
"Desteklerle ilgili olarak çiftçimizin eline geçecek miktarın açıklanmasına yönelik bir çalışmaydı. Herkesin bunu beklediğini özellikle düşünüyorum. Bu yıl hububat rekoltesinin geçen yıla göre önemli oranda artması bekleniyor. Geçen yıl 19 milyon olan hububat rekoltesinin bu yıl 22.5 milyon ton olması bekleniyor. Bereketli bir yıl idrak ediyoruz. Bunun her bakımından faydası var. Ülkemizdeki buğdayın yüzde 8.7'si hasat edilmiş durumda, piyasaları takip ediyoruz. Üreticinin gerek yüksek rekolte gerekse piyasa şartları açısında mağdur olmaması için Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) hububat piyasaları için müdahale alım fiyatlarını belirliyor. Son yıllardaki uygulamalarımız budur. Başarılı bir uygulama olduğunu biliyorum. Bu yıl için Anadolu kırmızı sert buğdayın müdahale alım fiyatı 2015 yılı ürünü için ton başına 862 TL olarak belirlendi. Bu yüksek bir rakamdır. Gerekçesini de açıklayacağım. Şimdiden özellikle hububat ekimi yapan çiftçilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. En son 2013 yılında belirlenmiş olan müdahale alım fiyatı ton başına alım fiyatı 720 TL'ydi. Buna göre yüzde 20'lik bir artış söz konusudur. Ama bu artışa ayrıca ton başına verilen 50 TL prim, mazot primi, gübre, tohum ve diğer destekler dahil değildir. Ton başına yaklaşık 127 lira olan bu destekleri 862 lirayı ilave ettiğimizde Anadolu kırmızı sert buğday için ton başına çiftçimiz 989 TL gelir etmiş olacaktır. Şüphesiz diğer ürünlerimiz arpa, makarnalık buğday gibi bu ürünlerdeki artışlar da her yıl uygulanan pariteye göre verilecek, değerlendirilecektir."

Konuyla ilgili ayrıntılı açıklamayı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in yapacağını söyleyen Arınç, Bakanlar Kurulu'nda bu konulara ilave olarak Türkiye'yi ilgilendiren iç ve dış gelişmeler, seçim sonuçlarının değerlendirilmesinin yapıldığını, bundan sonrası için neler olabileceği konusunun ele alındığını belirtti.  

"BU HABER DOĞRU DEĞİL"

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, YPG güçlerinin Tel Abyad'ı ele geçirdiği haberlerine ilişkin, "Bu haber doğru değil. Bakanlar Kurulu'nda konuşulmadı. Buna yönelik gelen haberler de teyit edilmedi" dedi.

Suriye'den gelen göç dalgasına ilişkin nasıl tedbirler alınacağının sorulması üzerine Arınç, "Alınan önlemler, icra edilen faaliyetler var. Ama son gelişme bildiğiniz gibi PYD, YPG ve diğer bazı unsurların bölgedeki Arap ve Türkmenlere yönelik bir göç dalgası meydana getirme arzusu var. Kısmen de DEAŞ işin içerisine giriyor. Güneyimizde, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'yi tehdit edecek oluşumlara izin vermemek gerektiğini baştan beri söylüyoruz" karşılığını verdi.

Esed rejiminin silahını kendi halkına doğrultmasından sonra yaklaşık 5 yıldır Suriye'de bir trajedi yaşandığını söyleyen Arınç, "Bu trajedi sonunda ülkeye dışarıdan giren güçler bir kaos ortamını meydana getirdiler. Bu kaos ortamı içerisinde de silahlı çarpışan güçler, elde ettikleri mevziler var. Bu sebeple insanların can kaybına uğradıklarını, Suriye'den farklı ülkelere sığınmak zorunda kaldıklarını, Suriye içerisinde de maalesef toprak ve yer değiştirdiklerini biliyoruz. Bu kaosun sebebi bombalarla, uçaklarla, helikopterle şehirleri bombalayan, maalesef kadın, çocuk ve insanların şu ana kadar tespit edilebildiği kadarıyla 300 binden fazlasının hayatına son veren ülkedeki eli kanlı yönetimin olduğunu biliyoruz. Ülkeye dışarıdan sızan ve muhaliflerin güçsüzlüğünden istifade ederek kendi ideolojileri doğrultusunda hareket eden güçlere karşı da bir hareket yürütülüyor" açıklamasında bulundu.

"TÜRKİYE'NİN SURİYE'DE TÜRKMENLERE SİYASİ DESTEĞİ BULUNUYOR"

Arınç, Türkiye'nin kendi iç ve dış güvenliği bakımından hem bölgesel hem kendi sınırları itibarıyla gereken her türlü tedbirleri aldığını vurgulayarak şunları söyledi:
"Türkiye, dış politikamız açısından da, iç güvenlik açısından da diğer koalisyon ülkeleri ve ABD olmak üzere gelişmeleri yakinen takip ediyor. O güçlerin kendi öncelikleri veya çıkarlarıyla Türkiye'nin öncelikleri ve çıkarları arasında bazen farklılıklar olabiliyor, bazen de örtüşen konular olabiliyor. Mesela Eğit-Donat konusunda ABD, Ürdün ve Katar'la Türkiye'nin işbirliği söz konusu. Ancak bu faaliyetin ne denli etkili olabildiği ve Suriye'deki tabloyu değiştirecek güçte olup olmadığı herkesin bilgileri dahilindedir. Yine Türkiye'nin Suriye'de hem Türkmenler hem de diğer yasal muhalif unsurlara karşı bir siyasi desteğinin söz konusu olduğunu da biliyoruz. Ancak son gelişmeler maalesef farklı noktalarda Türkiye için aciliyet göstermeye başladı. Bu konuda özellikle harekat planları içerisinde Suriye'de cereyan eden olaylar ve 910 kilometre sınırımızın olduğunu bildiğimize göre, Türkiye'nin sınır güvenliğinin sağlanması konusunda alınacak askeri tedbirler masaya yatırıldı. İkinci açıdan iç güvenliğimiz konusunda alınacak tedbirler baştan sona konuşuldu. Bunların bir kısmı zaten uygulanıyor. Sığınmacıların ne kadarının kabul edilebileceği, ne kadarına kadar bir gelişme olabileceği de gözden geçirildi."

BAŞBAKAN DAVUTOĞLU'NDAN DIŞİŞLERİ BAKANI VE AB BAKANI'NA SURİYE TALİMATI

AFAD rakamlarına göre Türkiye'ye 18 bin civarında Suriyeli sığınmacının kabul edildiğine dikkat çeken Arınç, "Bekleyenlerin sayısı az ama olası bir göç, olası bir zorlama konusunda bunun ne noktalara çıkabileceği de takdir edildi. Dış politikamız açısından Dışişleri Bakanımıza ve Avrupa Birliği (AB) Bakanımıza Sayın Başbakanımız talimat verdi. Bir kısmını kendileri yürütüyor, bir kısmını da her iki bakan arkadaşımız yürütmek üzere görevlendirildi. Dışişleri Bakanımız şu an itibarıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri, BM Güvenlik Konseyi Başkanı ve üyelerine ayrıca BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne durumu anlatan kapsamlı bir mektup yazdı" ifadelerini kullandı.

Arınç, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun İslam Konferansı Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katılmak için Bakanlar Kurulu'ndan erken ayrıldığını belirtti. Arınç, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Tusk ile AB Komisyon Başkanı Juncker'e Suriye konusunda mektup gönderdiğini bildirdi.

TÜRKİYE'NİN SURİYELİ KABUL ETME KAPASİTESİ

Türkiye'nin kaç Suriyeli'yi kabul etme kapasitesi olduğuna yönelik soru üzerine Arınç, "Bu çok arzu ettiğimiz, istekli olduğumuz bir konu değil, meseleye insani açıdan bakıyoruz. Suriye'de ilk sığınmacılar geldiğinde belli rakamlar konmuştu ama bu rakamların yanlışlığı sonradan ortaya çıktı. Çünkü öylesine bir zulüm oldu ki çocuklar, kadınlar, yaşlılar, hastalar başta olmak üzere hayatlarını kurtarmak için sınıra geldiler. Türk milletinin karakterinde aman dileyen, yardım isteyen, hayati tehlikede olduğunu söyleyene kapılarımızı kapatamayız. Belki bazı Batı ülkeleri böyle bir durum karşısında sağır, kör, dilsiz olabilirler ama Türkiye böyle bir şey yapamaz. Dolayısıyla kapılarımızı açmak mecburiyetinde kaldık. Bir kısmını konteyner kentlere ve diğerlerine yerleştirdik, bir kısmı da şehirlere kendi istekleriyle gittiler" yanıtını verdi.

"Bugün Türkiye'nin her tarafında Suriye'den sığınmacı olarak gelen 1 milyon 600 bin civarında sığınmacı olduğunu biliyoruz" diyen Arınç, şunları kaydetti: 

"Türkiye 5 yıldan beri insani amaçlarla bu insanların hayati ihtiyaçlarını karşılıyor. Daha sonra Kobani'den, orada IŞİD'in saldırıları karşısında Türkiye'ye sığınmak isteyen Kürtlere karşı da kapılarımızı açtık, takriben 200 bin civarındadır. Daha sonra IŞİD saldırıları bitince zannediyorum yarıya yakını kendileri Kobani'ye dönmek zorunda kaldı. Gönül ister ki orada hayati tehlike kalmamışsa Türkiye'ye sığınan bu insanların tamamı kendi topraklarına, şehirlerine gitmelidir, gidebilirler. Zaman zaman da en son örneğini birkaç gün içerisinde gördüğümüz yine saldırılar karşısında maalesef bunların bir kısmı da ABD uçaklarının bombaladığı köylerden kaçıp gelenlerdir. Yani DAİŞ'e karşı koalisyon güçlerinin hava saldırılarından maalesef bazı Sünni, Arap köyler de zarar görmüştür. İnsanlar hayati endişe ile koşuyorlar ve geliyorlar. Bir sınır, rakam koymak elbette mümkün değil. Bu tehlike devam ettiği sürece Türkiye çok arzu etmemekle birlikte eğer çok hayati durumda kalınırsa bugün örneğinde olduğu gibi 16-17 bin kişiyi birkaç gün içerisinde kabul etti ama bu sürdürülebilir bir şey değil. Türkiye bu durum karşısında mağdurlara, mazlumlara kucak açan tek ülke oluyor. Bunun maddi yönü bir tarafa bütün bu insanların Türkiye'ye gelmesiyle toplumda bir takım değişimler olumsuz anlamda da görülmesi gerekiyor. Dolayısıyla dünyanın dikkatini çekmek için dış politika atağında bulunmamızın bir sebebi var. Bu sürdürülebilir bir şey değildir. Özellikle hür dünyanın, Batı ülkelerinin, demokrasiye, insan haklarına inanan ülkelerin kendilerine görev düştüğünü bilmeleri gerekir."

'BÜYÜK BİR EKSİKLİK TESPİT ETTİM'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun PM öncesi açıklamalarına değinen Arınç "Ben dikkatle açıklamasını okudum, siyasi değerlendirmeler yapıyor, bunların hepsine saygı duyabiliriz. Ama çok büyük bir eksiklik tespit ettim. Bir ana muhalefet partisi lideri böyle kapsamlı bir konuşma yaptığı zaman nasıl oluyor da çözüm süreciyle ilgili bir cümleyi sarf etmiyor" dedi.

'HER FIRSAT BULDUĞUMDA GÜL’Ü ZİYARET ETMEK VE ONDAN YARARLANMAK İSTERİM'

Arınç, Abdullah Gül ile İstanbul’da geçen hafta yaptığı görüşmeye ilişkin bir soruya da şu cevabı verdi: "Doğrudur İstanbul’a çok sık gidemiyorum. Ama bu cuma gitmiştim. Uluslararası insan hakları kurumları bir araya geldi onların çalışmasını yaptık. Sonra bir Ermeni lisesinde mezuniyet törenine katıldım. Cuma günü olması hasebiyle de Sayın Gül’ün hangi camide namaz kılacağını sordum. Gerçi ben yetişemedim, o başka bir yerde kılmış herhalde. Sonradan da aradığımı bildiği için kendisi yeni ofisinde beni çay içmeye devam etti. 40 yıllık arkadaşlar olarak çok şükür aylar sonra bir çay içimi için bir araya geldik. Bunda garip bir durum yok. Bundan sonra da her fırsat bulduğumda Sayın Gül’ü eğer imkanım olursa ziyaret etmek, ondan yararlanmak isterim."

'İSTİFAYI DAHA SONRA SORUN CEVAPLIYAYIM'

Arınç’a son olarak kitapta kendisine ilişkin yer alan bir iddia, kendisini istifadan Abdullah Gül’ün vazgeçirdiği iddiası soruldu. Arınç, kısa konuştu: "Kitabı okuyayım da ondan sonra özel bir görüşme sırasında bunu bana sorun, ben de cevaplandırayım."

Güncellenme Tarihi : 18.3.2016 19:51

İLGİLİ HABERLER