BURSLARIN KESİLMESİ, MECLİS'İ KARIŞTIRDI!
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil'in başkanlığında saat 11.00'de toplantı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, CHP Sinop Milletvekili Engin Altay'ın gündem dışı konuşmasına yanıt verirken, Anayasa Mahkemesinin verdiği karara değindi.
Bunun üzerine Bakan Çelik'e, tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, CHP'nin, 2004 yılında çıkartılan bir yasa maddesinin, Anayasa aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurduğunu hatırlattı. Bu başvurunun yeni sonuçlandığını ifade eden Anadol, şunları söyledi:
"Bu basına, (CHP'nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, belediyelerin üniversite öğrencilerine burs verme yetkisi iptal edildi) şeklinde intikal etti. Gerçeği yansıtmayan ve sadece yüzeysel bir açıklama olarak ortaya çıkan bu durum, elbette öğrenci ve eğitim camiasında bir takım yakınmalara neden oldu. Gerçek şudur, sizin iktidarınızda o gün çıkan yasayla üniversitelerin burs verme yetkisi elinden alınmıştır ve yetki belediyelere verilmiştir. Üniversitelerin burs verme yetkisi elinden alındı. Kömür dağıttığınız gibi burs dağıtmaya teşebbüs ettiniz. Bu teşebbüs iptal oldu."
Yeniden söz alan Bakan Çelik, Anadol'un bahsettiği ve 22. Dönemde çıkartılan kanunun kapsamına ilişkin açıklamada bulunmak isteğini söyledi ve daha önce üniversitelerin, döner sermayelerinden, başarılı kabul ettiği öğrencilere burs verdiklerini hatırlattı. Üniversitelerin burs vermelerini yasaklamadıklarını, kamu adına bu durumu disipline etmek istediklerini dile getiren Çelik, "Üniversiteler şu anda, o kanun çıkmadan önce 1 burs veriyorsa, şu anda bu 6 katına çıkmıştır. Nasıl veriyor? Üniversite isimleri tespit ediyor, Kredi ve Yurtlar Kurumuna gönderiyor. Üniversiteden gelen listeyi esas kabul ederek, Kredi ve Yurtlar Kurumu, üniversitelerden gönderilen isimlere burs veriyor" dedi.
Bugün üniversitelerin hallerinden memnun olduğunu ifade eden Çelik, şöyle devam etti:
"Üniversitelerin burs vermesinin yasaklanması söz konusu değil. Belediye burs vermek istediği öğrencilerin listesini üniversiteler gibi yapar bize gönderir. Parasını da bize aktarırlar. Çünkü belediyeler genel bütçeye tabi değil. Bu parayı bize gönderirler. Biz de bu gençlere burslarını veririz. Bu açıklamamdan sonra birçok belediye başkanı beni aradı ve 'Sayın Bakan buna yasak, engel var' dediler. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı çıktıktan sonra iktidarı ve muhalefetiyle oturup değerlendireceğiz. Anayasa Mahkemesinin verdiği kararla CHP, DTP, MHP ve AK Parti'li belediyelerin verdiği burslar da iptal edilmiştir. Bundan sonra belediyeler öğrencilere burs veremezler. Benim açıklamamam budur, değerlendirmeyi kamuoyuna bırakıyorum."
CHP'li Altay'ın, gündemdışı yaptığı konuşmada, "öğretmenlerin aç ve sefil" olduğu yönündeki iddialarını yanıtlayan Çelik, Altay'ın bu sö zlerine katılmadığını söyledi. Çelik, öğretmenlere son 6 yılda ek ders ücretleri de dahil edildiğinde yüzde 145 zam aldığını söyledi.
Enflasyondan arındırıldığında bu oranın yüzde 72.55 olduğuna işaret eden Çelik, "Örneğin 100 lira alan öğretmene biz 72 lira daha katkıda bulunmuşuz" dedi.
Bakan Çelik, öğretmenlerin ek ders ücreti saatinin 10 YTL olması konusunda bir söz vermediğini belirterek, ek ders saat ücretlerinin artırılması için Bakanlar Kuruluna öneri götürdüğünü, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Çelik, şu an öğretmenlere 5.9 YTL ek ders ücreti verildiğini bildirdi.
CHP'li Altay'ın öğretmenlerle ilgili düzenleme yapılırken elinizden tutan mı oldu" şeklindeki sözlerini değerlendirirken de Çelik, "Kariyer sistemini getirdik. Uzman olanların hem kariyerlerinde hem de özlük haklarında artış oluyordu. Bunu Anayasa Mahkemesine götürdünüz ve iptal ettirdiniz. Elimizi tuttunuz" diye konuştu.
Çelik, bugün bir öğretmenin pratisyen hekim, karayollarındaki mühendis kadar maaş aldığını belirterek, "Öğretmen yetiştiren yüksek öğretim kurumlarının puanları, hukuk fakültesi, siyasal bilgiler fakültesiyle aynı düzeydedir" ifadesini kullandı.
Milletvekillerinin kendisine "Diyanet İşleri Başkanlığından kaç kişinin alındığı" yolunda soru önergeleri yönelttiğini hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:
"Diyanet İşleri teşkilatında çalışan, ilahiyat fakültelerini bitiren, pedagojik formasyonu olan, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olmak isteyenlerin bir çoğunun atamasını yaptım. Rahatladınız mı? Diyelim ki oradan atama yapmadınız. Ben bunu yapmasam, şimdi okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi dersine kimler giriyor? İlahiyat fakültesi mezunları giriyor. Ben ziraatçıları mı sokayım, bu derse. Sizin anlayışınız bu mu?"
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da Çelik'in konuşmasında öğretmen maaşlarının çok iyi durumda olduğunu ifade ettiğini belirterek, TBMM Araştırma Merkezinin, öğretmenlerle ilgili yaptığı "Türkiye ve Çeşitli Ülkelerde Öğretmen Maaşları" konulu araştırmayı örnek gösterdi.
Bu araştırmada, satın alma gücü paritesine göre, Türkiye'nin, OECD'de Meksika ve Macaristan ile birlikte en düşük maaşı veren ülke durumunda olduğunu söyledi.
Aynı araştırmanın dip notunda, Çelik'in değerlendirmelerinin de bulunduğunu bildiren Vural, Çelik'in, burada, "Türkiye'de öğretmenler ortalama 850 YTL düzeyinde maaş alıyorlar. Bu, doktor, hakim ve savcı gibi toplumun diğer kesimleriyle kıyaslandığında, azımsanacak bir rakamdır" ifadesini kullandığını kaydetti. Vural, elindeki raporu göstererek, "İşte gerçekler burada" diye konuştu.
Bakan Çelik'in, "O, 5 yıl önceydi" diye laf atması üzerine Vural, araştırmanın Aralık 2007 tarihli olduğunu söyledi.
DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan da gündemdışı konuşmasında kamuoyu araştırmalarında milletvekillerinin güvenirliğinin son sıralarda yer aldığına dikkati çekti. Tan, milletvekillerinin güvenirliliğinin sağlanması konusunda Meclis araştırması açılması önergesi hazırladığını, bunun için milletvekillerinden destek istedi.
TBMM Genel Kurulunda, Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanununda değişiklik yapılmasını öngören tasarının görüşülmesine geçildi.