Gündem
  • 17.8.2005 02:14

BÜYÜK FELAKETİN ÜZERİNDEN 6 YIL GEÇTİ AMA!..

Marmara Depremi’nin üzerinden 6 yıl geçti. Konutların depreme dayanıklı hale getirilmesi için ciddi bir çalışma yapılamadı. On binlerce kişi hasarlı binalarda oturuyor. 1999’daki Kocaeli ve Düzce depremlerinde 17 bin kişi hayatını kaybetti. Aradan 6 yıl geçmesine rağmen gereken dersler çıkartılmadı. Topraklarının yüzde 93’ü deprem riski altında olan Türkiye’de afetlere karşı yapılan hazırlıklar yetersiz kalıyor. Ürkütücü manzaranın bir türlü silinemediği Sakarya’da 25 bin kişi hasarlı binalarda oturuyor. İlde, 2 bin 191 ağır hasarlı bina yıkılmayı, orta hasarlı 4 bin 622’si de onarılmayı bekliyor. Kocaeli’nde bin orta hasarlı konut bulunurken, bu rakam Yalova’da 300. 2004’te ‘Deprem Şûrası’ düzenleyen Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, orta hasarlı binaların onarılması için yıl sonuna kadar son kez süre uzatımında bulundu. Kocaeli’ndeki 780 prefabriğin yüzde 38’inde yeşil kartlılar, yüzde 21’inde emekliler, yüzde 10’unda ise işgalciler oturuyor. Konut satışlarında ve ruhsat alırken zorunlu olan deprem sigortasına halk ilgi göstermiyor. Türkiye’deki 20 milyon 201 bin 165 adet konuttan sadece 2 milyon 193 bin 798’i zorunlu deprem poliçesine sahip. Doğal Afet Sigortaları Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar, hazırlanan kanun hükmündeki kararnamenin çıkmasını beklediklerini söyledi. Kanunlardaki boşluk sebebiyle mahkemeler etkili bir şekilde çalışamıyor. Sakarya’da 600 ceza davasından sadece 4 mahkumiyet kararı çıktı. Mağdurların davalarını takip eden avukat Sebahattin Yılmaz, davalarda 1 yıl 8 ay ceza verildiğini söylüyor. *** 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Marmara Depremi’nin üzerinden 6 yıl geçti. Ancak deprem bölgesi sorunlardan kurtulmuş değil. 3 bin 891 kişinin hayatını kaybettiği Adapazarı, onarılmayan hasarlı konutlar sebebiyle korku şehri görüntüsünü üzerinden atamadı. Sakarya’da 2 bin 191 ağır hasarlı konut yıkılmayı, 4 bin 622 orta hasarlı bina da onarılmayı bekliyor. Kocaeli'nde 1000 orta hasarlı konut bulunuyor. Bu rakam Yalova'da ise 300. Depremden sonra 2 kata indirilen imar durumu göz önünde bulundurulduğu takdirde çok katlı hasarlı binaların ne denli büyük bir tehlike oluşturduğu ortada. 25 bin insanın hâlâ hasarlı konutlarda oturduğunu söyleyen Adapazarı İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Lütfi Uçar, “17 Ağustos’ta yaşandığı gibi bir deprem olursa bu binalar yerle bir olacak. Bu insanlar beton tabutluklarda ölüme gidiyor. Hasarlı binalar, elektrik ve suyu kesilerek iskana kapatılmalı.” diyor. Uçar’ın verdiği bilgilere göre hasarlı konutlarda daha çok kiracılar oturuyor. Belediyeler ise hasarlı konut sorununu kendilerinin çözmelerinin mümkün olmadığını belirtiyor. Adapazarı Merkez Belediye İmar İşleri Müdür Yardımcısı Faruk Dalkılıç, vatandaşlara hasarlı konutlarını boşaltmaları yönünde birkaç kez tebligat gönderdiklerini belirterek, “Vatandaşları zorla sokağa atamayız.” diyor. Dalkılıç, vatandaşların gidecek yerleri olmaması sebebiyle hasarlı konutlarda oturduğunu ifade ediyor. Sakarya Barosu avukatlarından Sebahattin Yılmaz da, doğacak bir felaketten öncelikle Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile diğer ilgili kurumların sorumlu olacağı görüşünde. Yılmaz, Sakarya’da yıkılan binalarla ilgili müteahhit, mühendis, fenni sorumlu ve diğer ilgililere açılan 600 ceza davasından sadece 4 mahkumiyet kararı çıktığını söylüyor. Bu davalarda genelde 1 yıl 8 ay hapis cezası veriliyor. Şu an deprem davalarıyla ilgili tutuklu kimse bulunmuyor. Hasarlı binada oturmanın yasak olduğunu dile getiren Yılmaz, konutların hasar durumlarına ilişkin itirazların hâlâ sürdüğünü anlatıyor. Mecburiyetten oturuyorlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın orta hasarlı binaların onarılması için yıl sonuna kadar süre uzatımına gitmesiyle bina sahiplerinin endişeli bekleyişi sürüyor. 5 katlı orta hasarlı bir binada dairesi bulunan A.K. “Binamızdan kat alınarak onarılıp güçlendirilmesi gerekiyor. Ancak kimse yıllarca çalışıp aldığı katını vermek istemiyor. Katı kesilen hak sahiplerine kalıcı konutlardan verilirse bu sorun halledilebilir.” dedi. Öte yandan Sakarya Valisi Nuri Okutan, Adapazarı’nda sorun yokmuş gibi davrananlara “kazın ayağı öyle değil” şeklinde tepki gösterdi. Orta hasarlı binaların büyük bir tehdit olduğunu kaydeden Okutan, sürekli süre uzatımı yerine kalıcı çözüm bulunmasını istedi. Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, az hasarlı ve hasarsız binaların da büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı ve ilk sarsıntıda yüzlerce binanın yerle bir olacağı uyarısında bulundu. *** Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Zeki Tutkun, İzmit ve çevresinin 250 yıl boyunca Türkiye’nin en güvenli bölgesi olacağını, çünkü burada yaşanan depremin ardından zeminin yerine oturduğunu söyledi. Prof. Dr. Tutkun, 17 bin kişinin hayatını kaybettiği Marmara depreminden, Türkiye’de yaşayan herkesin büyük ders çıkardığını ifade etti. Depreme karşı her an tetikte olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tutkun, şöyle konuştu: “İzmit ve çevresi 250 yıl boyunca Türkiye’nin en güvenli bölgesi olacak. Burada yaşanan depremin ardından zemin yerine oturdu. Ayrıca, depremin ardından yapılan binalar aynı şiddette bir depremi kaldırabilecek konumda inşa edildi. Marmara Denizi’nde ise en son 1766 yılında deprem meydana geldi yani 2016 yılında bu bölgede bir deprem yaşanma olasılığı yüksek.’’ Öte yandan İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan, Marmara Bölgesi’nde 2006-2028 yılları arasında büyük bir deprem olacağını söyledi. İzmit Bekirpaşa Belediyesi ile Türkiye Jeofizik Kurumu tarafından düzenlenen panelde konuşan Ercan, “Marmara bölgesinde 2006 ile 2028 yılları arasında 7’nin üzerinde 1 veya 2 deprem olacaktır. Sakarya çukurunda ve Marmara bölgesindeki bütün depremler Kocaeli’yi etkileyecektir. Kocaeli’nin 100 km ilerisinde ve 100 km gerisindeki depremler Kocaeli depremidir. Kocaeli depremi İstanbul’u yıktıysa, İstanbul depremi de Kocaeli’yi yıkacaktır. Kötü binaları yıkacak. Kocaeli merkezde bir deprem beklenmiyor ama etrafında alanda etkileyecek.” dedi. *** 17 Ağustos 1999 depreminin ardından kurulan geçici prefabrikeler kalıcı hale geldi. Depremin üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen Kocaeli’nde 780 prefabrike bulunuyor ve bu konutlarda çok sayıda aile barınıyor. Kocaeli Kriz Merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre prefabrikelerin yüzde 38’inde sosyal güvencesi olmayan yeşil kartlılar, yüzde 21’inde emekliler, yüzde 10’unda ise işgal edenler kalırken yüzde 31’i boş ve hasarlı durumda. *** Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkanı Tekin Küçükali, Kızılay’ın, Türkiye’nin herhangi bir yerinde meydana gelecek bir afete 2 saatte ilk ekibini gönderebilecek bir organizasyona kavuştuğunu savundu. Küçükali, derneğin depremden sonra ortaya koyduğu stratejik plan çerçevesinde “yeniden yapılanma’’ hamlesi başlattığını söyledi. Projelerin 2004 yılından itibaren fiilen hayata geçirildiğini ifade eden Küçükali, Kızılay’ın afete müdahale kapasitesiyle dünyada ilk 5’e giren yardım kuruluşu haline dönüştüğünü söyledi. Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı İsmet Cengiz ise 17 Ağustos’ta meydana gelen depremlerin ardından ülkenin farklı bölgelerinde felaketlerin yaşandığına dikkat çekerek, “Bilinçsizce verilmiş yer seçimi kararları, jeolojik ve jeoteknik verilerden yoksun imar planları düşük stardartlı yapı üretimi afete dönüşmektedir.” dedi. Yetkili birimlerin 6 yıllık süre içinde bilinen söylemlerin dışına çıkamadığını öne süren Cengiz, “Yıllardır İstanbul’da büyük bir depremin meydana geleceği, 30 bin binanın yıkılacağı, 50 bin insanın öleceği söyleniyor. Ancak karar vericiler hâlâ depremi bekliyor.” şeklinde konuştu. Afet İşleri Genel Müdürü A. Neşet Özdemir de 17 Ağustos depreminin ardından Türkiye’nin afetlerle ilgili temel politikasını ‘yara sarma yanında yara almamaya' dönük şekilde biçimlendirmeye başladığını söyledi. *** Türkiye bir deprem ülkesi olmasına rağmen, konutları hasarlara karşı güvence altına alan ‘ zorunlu deprem sigortası’ ilgi görmüyor. Türkiye’deki 20 milyon 201 bin 165 adet konuttan sadece 2 milyon 193 bin 798’i zorunlu deprem poliçesine sahip. Deprem sigortası, konut satışlarında ve yeni binalara ruhsat alımında zorunlu. Ancak satış ve ruhsat işlemlerinden sonra vatandaşlar ikinci yıl sigorta için para ödemekten kaçınıyor. Sigorta yaptırmamanın cezası ise yok. Eylül 2000 yürürlüğe giren ‘zorunlu deprem sigortasına başvuranların sayısı depremden ders alınmadığını ortaya koyuyor. DASK’ın 28 Haziran 2005 verilerine göre Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortası yaptıran konut sayısı 2 milyon 193 bin 798. Doğal Afet Sigortaları Kurumu(DASK)’nun Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar, zorunlu deprem sigortası oranının 2004 yılına oranla yüzde 13 oranında artış gösterdiğini, ancak hedeflerinin 3.5 milyon olduğunu söyledi. Serdar, ‘zorunlu deprem sigortası” ile ilgili kanun hükmünde kararnamenin yasalaşması için tasarının verildiğini, yasanın kabul edilmesi halinde toplumsal hizmetlerin artacağını dile getirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan ise zorunlu deprem sigortasının iyi bir düşünce olduğunu ancak insanları yıkıntı altında kalmaktan kurtarmadığını belirtiyor. Halkın deprem sigortasına ilgisizliğinde hükümetlere olan güvensizliğin de etkisi olduğunu ifade eden Ercan, “Kirasını ödemekten aciz insanların bir de zorunlu deprem sigortasını ödemesini bekleyemezsiniz.” diyor. Dilek Hayırlı, İstanbul DEPREM SİGORTASI YAPTIRILAN KONUT SAYISI Marmara - 1 milyon 777 bin 518 İç Anadolu - 378 bin 717 Ege - 7 bin 983 Akdeniz - bin 799 Karadeniz - 120 bin 379 Doğu Anadolu - 49 bin 293 Güneydoğu Anadolu - 34 bin 109 /ZAMAN Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 11:21

İLGİLİ HABERLER