ÇALIŞANIN PARASINI NİYE DEVLET KULLANIYOR?
Yeni ÇTTH mi yolda?
Manidar olan, paranın yönetiminin yani nemalandırma işinin kamu eliyle yapılacak
olması.
Kıdem tazminatı, çalışanın işyerinde yıpranmışlığının karşılığı olarak, işten
ayrılırken aldığı, ‘ertelenmiş kazanç’ olarak tanımlanıyor. Yani çalışanın
hakkı. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, kıdem tazminatlarıyla ilgili olarak
hükümetçe hazırlanan yeni sisteme ilişkin bilgileri perşembe günü Vatan’dan
Gülümhan Gülten’e anlatırken, ülkemizde çalışanların sadece yüzde 7’sinin kıdem tazminatını alabildiğini söylüyordu.
Bakan Yılmaz’ın anlattığı ve istihdam paketi içinde yer alacak yeni sistemle
işverenler, işten ayrılan çalışana toplu ödeme yapmayacak, kurulacak bir
tazminat fonuyla her çalışan adına açılacak bireysel hesaplarda toplanacak bu
para. Belli bir kurala göre tahsilat ve ödeme yapılacak, biriken para da
nemalandırılacak. Hesapta biriken tutarlar ‘yeri geldiğinde, şartlar
oluştuğunda’ kullanılabilecek. Çalışanların ‘hesabını, kuralını bildiği’ bir
yapı olacak. Kişisel bir hesap olacak. Kıdem tazminatı yerine kurulacak yeni
sistemde işverenler, çalışanları için belirlenecek bir bedeli çalışanların
kişisel hesaplarına yatıracaklar.
Sistemin henüz ayrıntılı çalışma ilkeleri açıklanmış değil. Hesapta birikecek
paraların belirli aralıklarla yapılacak kesintilerden oluşmasının öngörülmesine
karşın henüz kesintilerin kaynağı, biçimi ve miktarı belirlenmemiş.
Para çalışanın
Ancak Bakan Yılmaz’ın, kıdem tazminatı sisteminin bir tazminat fonuna çevrilerek
oluşacak toplu fonların nasıl kullanılacağı, nasıl nemalandırılacağına ilişkin
şu düşüncesi oldukça manidar: “Kendi hesabınızda biriken tutarları yeri
geldiğinde, şartlar oluştuğunda kullanabileceksiniz. Kurallara bağlanmış şekilde
kullanabileceksiniz. Hesabını, kuralını bildiğiniz bir yapı olacak. Bu, kişisel
bir hesap olacak. İşveren, çalışanı için belirlenecek parayı onun kişisel
hesabına yatırmış olacak. Bu parayı, kuracağımız bir fon yönetimi olacak, o
yönetecek. Bu yönetim, kamu yönetimi olacak.”
Manidar olan, şeffaflığı değil tabii ki; paranın yönetiminin yani nemalandırma
işinin kamu eliyle yapılacak olması. Para çalışana aitse nemalandırılmasına
neden kamu karışıyor? Hangi kamu görevlisi niteliği olan fon yöneticisi, hangi
yönetim ilkeleriyle karar alacak? Hangi varlık yönetim deneyimiyle yönetecek bu
paraları?
Özetle durum şöyle; kanun hâkimiyetini sağlayamadığımız için kıdem tazminatı
sistemi çalıştırılamıyor, bunun yerine kurulacak sistemde ise işverenden çalışan
namına kamu eliyle alınan paralar yine kamu yönetiminde tutuluyor. Para
bireysel, ama yönetimi kamusal! Eski hastalık yeniden depreşmiş görünüyor.
Devlet, yurttaşı için en iyisini bilir; parası için de!
Çalışanları teşvik etmiştik
Geçmişteki ‘Zorunlu Tasarruf’ ve ‘Konut Edindirme Yardımı’ gibi hesapların,
çalışanlar aleyhinde kötü biçimde işlediği örnekler ve deneyimimiz var. Oradaki
sistem de ilke olarak çalışanlar namına biriken paraların kamu tarafından
‘yönetilmesi’ esasına dayanıyordu. Ne şeffaf olabildi ne de profesyonelce
yönetilerek sağlanacak nemadan yüksek bir nema sağlanabildi. Ayrıca tasfiyesi ve
geri ödemesi de yıllar aldı. Geri ödemenin mali yükünü de bu hükümetin
sırtlandığını biliyoruz.
Madem yeni kurulacak tazminat fonunda hesaplar çalışanlar namına bireysel esasa
göre olacak; bu fonların nemalandırılmasının özel portföy yönetim şirketlerine
yaptırılması da en doğrusu.
Bu fonların nasıl değerlendirileceği, hangi varlık yönetim şirketine
yönettirileceği kararını paranın sahibine, yani çalışana bırakmak en doğrusudur.
Bu fonların tahsilatının da, ödenmesinin de kamu denetiminde ve gözetiminde
olması yeterlidir.
Madem ki kıdem tazminatı ücretin bir parçasıdır, nasıl nemalanacağı da hak
sahibinin tasarrufunda olmalıdır. Yeni bir ÇTTH (Çalışanların Tasarruflarını
Teşvik Hesabı) ya da KEY (Konut Edindirme Yardımı) macerasına hiç girmeden.
UĞUR GÜRSES - RADİKAL
Güncellenme Tarihi : 23.3.2016 13:56