Gündem
  • 12.6.2002 10:49

ÇATLI’NIN İADESİ AĞCA’YA İDAM KARARI VERİLEREK ENGELLENDİ

KAYNAK : Haber Vitrini 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında kurulan Danışma Meclisi üyesi emekli Albay Ertuğrul Alatlı, Abdullah Çatlı’nın yakalandığı İsviçre’den iadesi sırasında İtalya’da bulunan Mehmet Ali Ağca’nın idamının onaylandığını belirtiyor. Alatlı’ya göre, idam kararı, Çatlı’nın iadesine engel oldu. Avrupa Birliği üyeliği için idam tartışmaları yaşanırken, 12 Eylül döneminde idamın kaldırılması girişiminde bulunan emekli Albay Ertuğrul Alatlı, bir dönemin perde arkası ile ilgili açıklamalarda bulundu. Ölüm cezasının kaldırılması için 20 yıl önce Danışma Meclisi’ne yasa teklifi sunan Alatlı, söz konusu teklifinin son günlerde kamuoyunda tartışılan Rudolf Hess formülüne benzediğini dile getiriyor. Alatlı, 1982 yılında İsviçre’de yakalanan Bahçelievler katliamı sanığı Abdullah Çatlı ve Abdi İpekçi suikastı sanığı Mehmet Şener’in tam iade edilecekleri sırada İtalya’da cezaevinde bulunan İpekçi ve Papa suikastlarının sanığı Mehmet Ali Ağca hakkında verilen idam kararının onanmasını hatalı bir karar olarak değerlendiriyor. Söz konusu dönemde Danışma Meclisi’nde idam cezasının kaldırılmaması için ‘psikolojik harp’ yapıldığını savunan Alatlı, yaşananları Susurluk skandalının bir parçası olarak yorumluyor: “Çatlı ve Şener, İsviçre ikna edilip iade edilse birçok olay aydınlanırdı. O sıralar İsviçre bizde idam cezası olduğu için iade etmek istemiyordu. Tam o sırada İtalya’da cezaevinde yatan Ağca hakkındaki idam cezası kararı Meclis’e getirtildi. Ve karar onaylandı. Sanki İsviçre’ye ‘iade etmeyin’ mesajı verilir gibiydi.” 27 Mayıs 1960 ihtilalinde Milli Birlik Komitesi üyesi Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri olarak görev yapan Alatlı, aynı yıl içinde ihtilali gerçekleştiren kadro ile ters düşerek kendi isteği ile emekliye ayrıldı. Yazar Alev Alatlı’nın babası olan Alatlı, 1981’de Danışma Meclisi’ne kontenjan üyesi seçildi. Alatlı’nın diğer Danışma Meclisi üyelerinden farklı bir konumu bulunuyordu. Çünkü ihtilalin bir numaralı ismi Kenan Evren Paşa ile Kore Türk Tugayı’ndan dostlukları vardı. Milli Güvenlik Konseyi üyesi Nurettin Ersin, Alatlı’nın harbiyeden sınıf arkadaşıydı. Yine dönemin Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun, Alatlı’nın Tokyo’da yardımcısıydı. Kısacası Milli Güvenlik Konseyi’nin üç üyesi Ertuğrul Alatlı’nın yakın arkadaşıydı. Danışma Meclisi üyeliğine seçilen Alatlı, Montesquieu’nun kuvvetler ayrılığı prensibine dayalı demokratik hukuk devletinin tesisini ve ölüm cezasını kaldırmayı amaç edindi. Bu amaçla ilk önce Devlet Başkanı Kenan Evren Paşa ile görüşmek istedi. Görüşme Evren’in Genelkurmay Başkanlığı’ndaki makam odasında gerçekleşti. Evren Paşa’ya ölüm cezasının kaldırılmasının gerekliliğini anlatan Alatlı, 27 Mayıs ihtilalini örnek gösterdi: “27 Mayıs’ın bütün tarihi unutuldu. Akıllarda tek kalan şey üç tane insanın öldürülmesi. Şimdi siz de aynı durumdasınız, hatta daha kötü durumda.” Alatlı’nın anlattıklarını dinleyen Evren Paşa, klasik cevabını verdi: “Asmayalım da besleyelim mi!” Gerek Evren Paşa’dan gerekse diğer devlet erkanından olumlu yanıt alamayan Alatlı, yasa teklifi vermeye karar verir: “Teklifimi Meclis’e okudum. Kanun teklifi imzaya açıldı. Çünkü Danışma Meclisi’nde bir kanun teklifi en az on kişi tarafından verilebilirdi. Tuba Tunçbay, Nermin Öztur, Lütfullah Tosyalı, Kamer Genç ve ben imzaladım. Ancak yeterli çoğunluğu sağlayamadık.” Alatlı, hazırladığı kanun teklifi ile 647 sayılı ‘Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 2. maddesini değiştirmek istiyordu. Kanun teklifinde, ‘idam cezasının infazı’ buna hükümlü kimsenin ölünceye kadar hapsedilmek suretiyle ‘özgürlüğünün izalesi’ şeklinde değiştiriliyordu. Hakimler yine idam cezasını verecek, savcılar idam cezası isteyebilecekti. Ancak infazın şekli değişiyordu. Ölüm cezası hakkındaki düşünceleri sebebiyle Alatlı’ya baskı kurmak isteyen bazı Danışma Meclisi üyeleri boş durmazlar. Meclis’te idam cezalarının açıktan oylanması için düzenleme yapılır. Mahkemelerin vermiş olduğu idam kararları için soyisme göre üyelerden görüş sorulacaktı. Alatlı, soyismi nedeniyle ilk sıralardaydı. Ve ne diyeceği merakla bekleniyordu: “Solcusuna da sağcısına da adi suçlusuna da hayır diyordum. Kendi kazdıkları kuyaya düştüler. Çünkü önceden kimin ne oy verdiği belli olmazdı. İlerideki siyasi geleceklerini düşünerek sola veya sağa kıyak yapanlar vardı. Solcu oylanıyorsa sola kıyak yapanlar, sağcı oylanıyorsa sağcılar kayboluyordu. Görüşülen 36 oylamaya da katıldım ve hepsine ‘hayır’ dedim. Ölüm cezası ile ilgili çalışmalarımız sonuç vermedi, ama direnmemiz sonucu 2 bin civarıdaki idam kararından sadece 36’sı onaylanabildi.” Alfa Yayınları arasında ‘Müdahale’ isimli bir kitabı çıkan Ertuğrul Alatlı, ‘Demokrasi İçin Darbe’ isimli kitabının hazırlıklarını tamamlamak üzere. 27 Mayıs darbesinde Ankara Cuntası içinde yer alan Alatlı, bu kitabında ihtilale götüren günleri ele alıyor. (Zaman) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:10

İLGİLİ HABERLER