ÇELİK: 'HASO, MEMO'NUN SİLLESİ CHP'NİN YÜZÜNDE!..'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, 1915 olaylarına ilişkin ABD ve İsveç'te alınan kararların kimseyi ümitsizliğe sevk etmemesi gerektiğini belirterek, ''Tarihle ilgili hükmü verecek olan tarihçilerdir, bilim adamlarıdır. Biz dolayısıyla hem İsveç'teki kararı hem de Amerika'daki alınmış kararı şiddetle protesto ediyoruz ve kınıyoruz'' dedi.
Çelik, ''demokratik açılım'' çalışmalarının ülke genelinde halka anlatılması amacıyla AK Parti Genel Merkezince ''Türkiye Buluşmaları'' adı altında düzenlenen toplantılar kapsamında, Denizli EGS Kongre ve Kültür Merkezi'nde konferans verdi.
Konferansın açılışında ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi ve İsveç Parlamentosu tarafından, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren karar tasarılarının kabul edilmesini değerlendiren Çelik, şunları kaydetti:
''Amerika Birleşik Devletleri Dış İlişkiler Komitesi'nde çıkan karar, İsveç Parlamentosunun aldığı karar kimseyi ümitsizliğe sevk etmesin. Sadece Amerika'daki 41 eyalette şimdiye kadar bu karar alınmış. 1919'dan bu son oylamaya kadar sekiz defa Dış İlişkiler Komitesi Adli İşler Komitesinde sözde Ermeni soykırım yasa tasarısı kabul edilmiş. Üç kere de Amerika Temsilciler Meclisinden geçmiş. Ne yazar?... Biz böyle bir şey olsun istemiyoruz, rencide edici bir durum bizim için. Bu karar geçmişte, dünyanın bir çok ülkesinde kabul edildi. Ama, hiç bir ülkenin tarihi hakkında, başka ülkenin parlamentosu söz söyleme ve karar verme hakkına sahip değildir. Tarihle ilgili hükmü verecek olan tarihçilerdir, bilim adamlarıdır. Biz dolaysıyla hem İsveç'teki kararı hem de Amerika'daki alınmış kararı şiddetle protesto ediyoruz ve kınıyoruz.''
-AÇILIM SÜRECİ-
Çelik, ''demokratik açılım'' sürecine ilişkin yaptığı konuşmada, Türkiye'de terör sorununu bitirecek, bilinçli bir hükümetin iktidarda olduğunu söyledi.
Hükümetlerinin terörü bitirmeye kararlı olduğunu belirten Çelik, şöyle dedi:
''Eğer demokratik açılım süreci planlandığı şekilde başarıya ulaşırsa MHP de BDP de İşçi Partisi gibi partiler olur. Neden? Çünkü bu iki parti birbirini besliyor. Birbirinin değirmenine su taşıyor. 12 Eylülden sonra rahmetli Türkeş'in karizmasına rağmen MHP çatışma ve kargaşa dönemleri haricinde bir varlık gösteremedi. 90'lı yıllarda terör tırmandıkça MHP prim yaptı. Şehit cenazeleri geldikçe oyu arttı. 1999 ile 2004 yılları arasında Türkiye'de terör yoktu. Sebebi de Abdullah Öcalan'ın paketlenip Türkiye'ye teslim edilmesinden dolayı, kendince moral bozukluğunda ateşkes ilan etti. O dönemdeki terörün olmamasını kendi marifetleri gibi anlattılar. Hükümetteki başarısızlıkları ve düşük performanslarından dolayı ve terör olmamasından dolayı 2002 seçimlerinde MHP barajın altında kaldı. 2007'ye doğru tekrar şehit cenazeleri gelmeye başladıkça MHP prim kazanmaya başladı. Bunun farkında olmamız lazım. Bu ülkenin çocuklarının sırtından, onların kanı üzerinden kimsenin siyasi prim yapmaya hakkı yoktur.''
Terörün bir ''fitne'' olduğunu ve terörün bitirilmesinden rahatsız olan bazı çevrelerin bulunduğunu ifade eden Hüseyin Çelik, ''Siz memleketin bir problemini ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz, ondan nemalanan sektörler devreye giriyor. Bunun bir de uluslararası bölümü var. Siz şunu biliyor musunuz? PKK'ya mayın satan şirketlerle Türkiye'ye dedektör satan şirketler aynıdır. Bu devam ederse birisi para kazanır, bu bir sektör. Avrupa'da bundan geçinen insanlar var. Aklı selim bir iktidar var Türkiye'de. AK Parti Türkiye'nin çimentosudur'' diye konuştu.
Çelik, açılım sürecinde partilerinin, terör örgütü PKK ile pazarlık yapmak veya benzeri suçlamalara maruz kaldığını ancak bunların tümüyle gerçek dışı olduğunu ifade ederek, ''Biz dedik ki, tek devlet, tek vatan, tek bayrakta iğne ucu kadar taviz yok. Taviz de vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Eğitim dili Türkçedir, Milli marşımız İstiklal Marşı'dır, başkentimiz Ankara'dır'' dedi.
-''CHP'NİN MİLLET İRADESİYLE İKTİDAR OLMASI MÜMKÜN DEĞİL''-
Türkiye'nin demokratikleşme yolunda çok partili hayata geçiş sürecini anlatan Çelik, o yıllarda milletin yüzde 80'inin köylerde yaşadığını ancak yüzde 20'sinin şehirlerde oturduğunu kaydetti.
Çelik, 1946'ya kadar milletin büyük bir bölümünü oluşturan köylünün, çiftçinin, Ankara'da Kızılay'a, Ulus'a girmesine ''CHP zihniyeti tarafından 'bizim çağdaş imajımıza zarar verir' diye yasak getirildiğini'' söyledi.
Milletin 1950 yılında CHP'yi iktidardan uzaklaştırdığını ve yüzünün ondan sonra güldüğünü savunarak, şöyle devam etti:
''CHP'lilerin o Haso, Memo diye küçümsediği, aşağıladığı, hor ve hakir gördüğü o vatandaşlar, 14 Mayıs 1950'de CHP'ye öyle bir sille çektiler ki sesi Bağdat'tan duyuldu. 60 senedir halkın parmak izi yüzlerinde ve 60 senedir CHP iktidar yüzü görmüyor. O vatandaşın parmak izi hala suratlarında duruyor. 50 ile 60 arasında vatandaşın yüzü güldü. Vatandaş, insan olduğunu hissetmeye başladı. Sonra 60'ta darbe yapıldı. Dönemin Başbakanı, Dışişleri ve Maliye Bakanı idam edildi. Bir ülke düşünün ki kendi başbakanını, maliye bakanını, dışişleri bakanını asmış... Sonra 'pardon, yanlışlık oldu' diyerek devlet töreni ile anıt mezara gömsün. Böyle bir şey var mı yeryüzünde? Ama bu bizim tarihimiz maalesef. Tarihimizle yüzleşmek zorundayız.''
CHP'nin bu darbe sonrası ''asker zoruyla yeniden iktidara taşındığını'' dile getiren Çelik, ''Milletin kendi iradesiyle CHP'nin iktidar olması mümkün değil. Birilerinin itmesi lazım'' dedi.
Konferansa, AK Parti Denizli Milletvekilleri Salih Erdoğan, Mithat Ekici, Mehmet Yüksel, İl Başkanı Bilal Uçar ve partililer katıldı.
CHP'NİN YAPTIĞI ANORMALİN ÜSTÜ ANORMALLİKTİR
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP İzmir Mİlletvekili Ahmet Ersin'in Erzincan'da bir gizli tanıkla görüştüğü iddiaları ile ilgili olarak, ''Ultra anormal, anormalin üstü bir anormalliktir. Eğer bir AK Partili milletvekili yapmış olsaydı, CHP şimdi bunu meydanlarda kıyamete dönüştürmüştü'' dedi.
Çelik, Denizli'de demokratik açılım çalışmalarına ilişkin verdiği konferansın ardından soruları yanıtladı.
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Erzincan'da gizli tanıkla görüştüğü yönündeki iddianın sorulması üzerine Çelik, delil karartmanın, adalet üzerinde siyasi baskı oluşturmanın ''kesinlikle tevessül bile edilmemesi gereken bir şey'' olduğunu söyledi. Çelik, şöyle devam etti:
''Erzincan'daki bir gizli tanıkla bir CHP milletvekilinin görüşmesi, tabii ben söylentilerden hareket etmek istemiyorum, ispat edilmiş bir durum varsa söz söyleme hakkına sahibim. Bu, tek başına kabul edilebilecek bir durum değildir. Tenhada, kenarda birilerinin birilerini etkilemeye çalışması, kabul edilebilir ve savunulabilir tarafı olmayan bir şeydir. Bırakalım adalet yerini bulsun. Milletvekilinin yapması normal değil, ultra anormaldir. Anormalin üstü bir anormalliktir. Eğer bir AK Partili milletvekili yapmış olsaydı, CHP şimdi bunu meydanlarda kıyamete dönüştürmüştü.''
Hüseyin Çelik, anayasa değişikliğiyle ilgili soru üzerine de bu konuda bir hazırlık yapıldığını, Mecliste grubu bulunan partilerle Meclis dışında yüzde 1'den fazla oy almış muhalefet partilerine gelecek hafta çalışmanın gönderilmesinin planlandığını belirterek, şöyle konuştu:
''Onların desteğini isteyeceğiz. Eğer TBMM'de 367'yi bulursak zaten bir sorun yok. Bulamazsak 330 ile 367 arasında bir rakama ulaşırsak, o zaman da referanduma gidecek, halkın kendisine gidip diyeceğiz ki 'Sizin adınıza bu anayasa değişikliklerini yapmak istiyoruz. Kabul ediyor musunuz' diyeceğiz. Millet kendi iradesiyle buna oy verecek. Referanduma gerek kalmadan Meclis zemininde çözülmesini umut ediyorum.''