Gündem
  • 6.2.2004 20:09

CEMİL ÇİÇEK :"ANNAN'IN 7 SAYFALIK MEKTUBU BİR KISIM BEKLENTİLERİMİZİ İÇERMİYOR"

ZAFER ÇAKMAK ANKARA - Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Annan'ın mektubuna verilecek cevabın yarın netleşeceğini ve 7 sayfalık mektubun bir kısım beklentileri içermediğini söyledi. Adalet Bakanı Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından bir açıklama yaptı. Çiçek, sözlerinin başında Moskova metrosunda meydana gelen ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği patlamadan duydukları üzüntüyü dile getirdi. Bakanlar Kurulu'nda Tarım ve Köyişleri Bakanı ve İçişleri Bakanı'nın Konya'da meydana gelen olayla ilgili gelinen nokta ve yapılan çalışmalarla ilgili bilgi verdiğini anlatan Çiçek, Türkiye'de bu olayların bir daha yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. İşin hukuki boyutları ve teknik boyutları bulunduğuna işaret eden Çiçek, hayatını kaybedenler ve mağdur olanlarla ilgili yapılması gereken işlemlerin de bulunduğunu söyledi. Çiçek, bu tür olaylar meydana geldiğinde her zaman cezaların artırılmasının istendiğine dikkat çekerek Türk Ceza Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarının şu anda Adalet Komisyonu'nun gündeminde olduğunu hatırlattı. Çiçek, ayrıca Bayındırlık Bakanlığı'nın da benzer çalışmaları bulunduğunu ifade ederek, "Bu çalışmalar ümit ediyoruz ki caydırıcı olur" dedi. Toplantıda, Avrupa Birliği ile ilgili değerlendirmeler yapıldığını kaydeden Çiçek, bir önceki Bakanlar Kurulu'ndan bugüne kadar müktesebat açısından hangi adımların atıldığı konusunun değerlendirildiğini belirtti. Çiçek, 3 yönetmelik yayımlandığını, bunların içinde farklı dil ve lehçelerde yayın yönetmeliğinin de bulunduğunu vurguladı. Bakanlar Kurulu'nda ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunun üzerinde durulduğunu anlatan Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün Davos, ABD'deki görüşmeler ve ondan sonraki gelişmelerle ilgili olarak kurula ayrıntılı bilgi verdiklerini söyledi. Kıbrıs konusunda kritik ve önemli bir sürece girildiğine işaret eden Çiçek, önümüzdeki günlerde Kıbrıs'la ilgili bazı kararların alınması gerektiğini bildirdi. Çiçek, "Ancak böylesine önemli ve milli bir konuda sürdürülen politikalar bir devlet politikası olarak götürülmektedir. Böyle bir politikanın tespitinde olabildiğince soğukkanlı ve Kıbrıs'ın gerçeklerini dikkate alarak değerlendirme yapılması gerekmektedir. Hükümet olarak da böyle davranıyoruz. Hepimize bu noktada sorumluluklar düşmektedir. Attığımız adımları bu sorumluluk duygusu içinde atmaya gayret ediyoruz" diye konuştu. Bu konuların iç politika malzemesi yapılmaması gerektiğini belirten Çiçek, 28 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerle bu konunun bağlantılandırılmaması gerektiğini de söyledi. Konuyu bir çıkar sonucuna bağlamanın yanlış olacağını ifade eden Çiçek, bütün partilerin, milli bir davanın Türkiye'nin gündeminde hangi boyutta tartışılması gerekiyorsa konuya öyle yaklaşmaları gerektiğini söyledi. Başbakan Erdoğan'ın Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından Davos'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la bir görüşme yaptığını, ABD'deki temaslarında da bu konuyu ele aldığını anlatan Çiçek, "Bu görüşmelerde dile getirilen hususlar neyse biz hükümet olarak onun arkasındayız. Annan'ın bize gönderdiği mektup şu anda değerlendiriliyor. Değişik kademelerde bu değerlendirmeler yapılıyor. Yarın da değerlendirilecek ve muhtemelen yarın bir karar verilecektir" ifadelerini kullandı. TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜ Çiçek, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Annan'ın garantörlük konusunda çekincelerinin bulunduğunun hatırlatılması ve Türkiye'nin bu konuda nasıl bir yol izleyeceğinin sorulması üzerine Çiçek, Türkiye'nin bu konuda nelere öncelik verdiğini Annan'la yapılan görüşmede ve Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasındaki görüşmelerde dile getirdiğini hatırlattı. Çiçek, şöyle devam etti: "Biz bu çerçevede konunun ele alınmasında fayda görüyoruz. Tabi 7 sayfalık metnin, Sayın Annan tarafından gönderilen mektubun metninin bir kısım beklentilerimizi içermediği ortadadır. Bütün bunların değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmeyi bugün de yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz, yarın da. Netice itibariyle 10 Şubat verilen tarihtir. Hangi konularda kararlı olduğumuzu, hangi konuların müzakere konusu olabileceğini daha önce kamuoyuna açıkladık. O çerçevede müzakereleri sürdürme kararlılığındayız." "Denktaş'la görüş ayrılığı giderildi mi" sorusuna ise Çiçek, "Sayın Denktaş'la Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak Milli Güvenlik Kurulu bildirisinde de ifade edildiği gibi ortak hedefler noktasında bir ayrılığımız yok" karşılığını verdi. "Annan'ın davetine mektupla mı cevap verilecek" şeklindeki soru üzerine Çiçek, bu konunun işin şekliyle ilgili olduğunu belirterek, önemli olanın müzakerelerin başlaması, Türkiye'nin iyi niyeti ve kararlılığı olduğunu vurguladı. Çiçek, "Neyi nasıl söyleyeceğinin mektupla ya da şifaen söylenmesi bence işin özü değildir" dedi. Annan'ın, davetin kabulünün şartların da kabulü anlamına geleceğini belirttiğinin hatırlatılması üzerine Çiçek, şunları söyledi: "O yorum meselesidir. Böyle anlayan var, böyle anlamayan da var. Müsaade ederseniz işin ayrıntısına fazla girmeyelim. Türkiye'nin yapacağı çalışmalar varsa bunlara ayrıntıya girerek bir kısım zarar verebiliriz." Çiçek, referandum şartına ilişkin bir soru üzerine henüz oraya gelmediklerini, önce müzakerelerin başlaması gerektiğini bildirdi. Çiçek, şartların gerçekleşmesi ve anlaşmanın sağlanması halinde referandumun 21 Nisan'da yapılacağını hatırlattı. Müzakereleri kimin yürüteceği ve Türkiye'yi kimin temsil edeceği yönündeki soruya Çiçek, şu karşılığı verdi: "O konu daha önce açıklığa kavuşmuştu. Biz hükümet olarak da kamuoyu olarak da bu müzakerelerin sayın Denktak yerel seçimlerle bu konunun bağlantılandırılmamasaş tarafından yürütülmesini arzu ediyoruz. Bunu hep ifade ettik. Şu anda bu kararımızda da herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Evvela müzakerelerin bir asli tarafı var. Bu sayın Denktaş'tır ve onun beraberinde gidecek olanlardır. Sayın KKTC Başbakanı'dır ve Başbakan Yardımcısı'dır. Tabiatıyla danışman olarak, gözlemci olarak ya da heyette bulunması gereken birisi bizden de bulunur." Denktaş'ın istifadan döndüğü yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Çiçek, "Ben onu bilmiyorum, onu siz söylüyorsunuz. İstifa edeceğini söylemedi. Havaalanına giderken sordunuz, bu konuda net bir cevap vermedi. Olmayan bir konu üzerinde benim cevap vermem de söz konusu olamaz" ifadelerini kullandı. Pişmanlık Yasası'ndan faydalananların ulaştığı rakamın beklentileri karşılayıp karşılamadığı yönündeki soru üzerine Çiçek, DGM Başsavcılıklardan gelen rakamlara göre bu yasadan yararlananların sayısının 3 bin 537 olduğunu söyledi. Yarın akşama kadar bu rakamların değişebileceğini kaydeden Çiçek, yasadan yararlanmak izin belli şartların gerektiğine işaret etti. Çiçek, "Hedefimiz bu yasadan olabildiğince çok kişinin yararlanabilmesidir. Biz o insanları kazanmak istedik. 3 bin 537 kişi istifade etti. Beklenti tabi ki daha fazladır. Umudumuz yasanın şartlarını yerine getiren herkesin istifade etmesidir. Bundan sonra gereği neyse yapılacak" diye konuştu. Çiçek, Konya'da yaşanan olaydan sonra müteahhitlik karnesi verilmesiyle ilgili tartışmaların yeniden başladığının hatırlatılması ve Yapı Denetim Yasa Tasarısı ile ilgili çalışmaların ne aşamada olduğunun sorulması üzerine bütün meselelerin yasa eksikliğinden kaynaklanması halinde bunu yerine getirmenin zor olmadığını ancak Türkiye'nin bütün meselelerinin sadece yasa çıkarmakla çözülmediğini ifade etti. Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı: "Yasalarımız birçok şeyi yasakladığı halde maalesef zaman zaman bunlara riayet edilmiyor. Kendi hayatımızda bile bunun gereğini yapmıyoruz. Benim samimi kanaatim, Türkiye'de bir çok konuda yasa eksikliği yok. Birçok konuda belki gerekenden çok da yasa var ama onun dışında bir takım faktörler bir kısım sıkıntıların meydana gelmesine sebebiyet veriyor." Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:35

İLGİLİ HABERLER