Gündem
  • 13.7.2010 12:43

CENAZEDE 'İNTİKAM' PANKARTI AÇANLARIN 'BARIŞ' DEMEYE HAKLARI YOK!

Haftalık Meclis Olağan Grup Toplantısı'nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Srebrenica temasları hakkında bilgi verdi.

ARADAN GEÇEN 15 YIL ACILARI SİLMEYE YETMEMİŞ

Bugün Bosna'nın hangi şehrine gitseniz, şehrin ortasındaki en küçük boş alanların mezarlığa dönüştüğünü üzerinde hilal veya zambak bulunan mezar taşlarını en canlı şekilde ziyaretçilerine fısıldadığını görürsünüz.

Yaşanan savaş kadar acı olan o günlerde Bosna Hersek halkının yalnızlığı ve terkedilmişliğiydi. Bu temizlik girişimi adeta bir korku filmi izler gibi sadece izlendi. Zamanında müdahale yapılmadı. Bölgeye giden barış gücü kendini bile savunmaktan korktu. Türkiye olarak o dönemde Bosna ile dayanışma adına çok büyük fedakarlıkta bulunduk. Doğrudan yardımları ile mültecilere kucak açması ile adeta oradaki kardeşlerinin umudu haline geldi. Savaş sırasındaki insani dayanışma hayırla yad ediliyor. Savaşa ilişkin en acı haberi bizler 1995 yılının Temmuz ayı ortalarında aldık. 10 Bin nüfusu olan bu küçük kasaba komşu illerden gelen mülteciler ile 60 bin kişilik nüfusa ulaştı. Bu 60 bin kişi güvenli bölgelere ulaşmak için yollara düştü. Yollardaki, dağlardaki, hatta ve hatta Hollandalı barış gücü askerlerinin komuta ettiği 10 binden fazla kişi bir kaç gün içinde toplu olarak katledildi ve iş makinaları ile kazılmış toplu mezarlara gömüldü.

Bugün bile nerede olduğu, nereye gömüldüğü belli olamayan hala bir mezar taşı bulunmayan binlerce kayıp var. Orada da ifade ettim. İnsanlık onurunun çok ağır bir yara aldığı yerdir. Srebrenica altını çiziyorum sorumluları adalete teslim edilinceye kadar insanlığın kanayan yarası olmaya devam edecektir. Merhum Begoviç kendisini ziyarete gelen Srebrenica annelerine şunu söylemişti 'Gücüm zalim ve hainlere yetmedi. O gece ellerimi Allah'a kaldırıp şehitlere dua ettim. Sizi görünce utanıyor ve kahroluyorum. Hakkınızı bana helal etmenizi istiyorum'. Eminim ki bölge insanı bu bilge insana hakkını helal etmiştir. Bu vesile ile bizlerde kendini rahmetle anıyor hakkımızı helal ediyoruz. Savaşta büyük zulme uğradınız, zalimleri affedip affetmemede serbestsiniz. Ama soykırımı unutmayın. Unutulan soykırım tekrarlanır. Onun için Srebrenica'yı unutumyacak unutulmasına da asla izin vermeyeceğiz. Bu tören esnasında bir annenin oradaki tavrı çok daha anlamlı idi.

Geldi ve Sırbistan Cumhurbaşkanı'nın yanına gitti, elini uzattı ve elini sıkarken 'Benim kocam şehit oldu, 2 de yavrumu kaybettim. Bundan sonra bunlar devam etmeyecek değil mi?' dedi. Bu annenin gözlerinde bir asalet vardı. Kin yoktu, bunda nefret yoktu sadece bir asalet vardı. O tesirini de icra etmişti.

BOSNA HERSEK'İN HUZURU İÇİN TER DÖKMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Bosna Hersek, Sırbistan ve Türkiye arasında kurulan 3'lü mekanizma son toplantısını İstanbul'da yaptı. Pazar günü 15. Yıl anma etkinliğine Sırbistan Cumhurbaşkanı'nın bir kez daha katılması önemli bir adım oldu. Türkiye'nin Başbakan düzeyinde ilk kez temsil edildiği anma törenlerinin ardından heyetimizle birlikte Belgrad'a geçtik. Burada birebir ve heyetler arası görüşmeler yaptık. Bu görüşmelerneticesinde aramızdaki vizeleri kaldırdığımız ülkeler arasına Sırbistan'ı da ekledik. Şeirlerine aşina olduğumuz Sırbistan'a da artık cebimize pasaportumuzu koyarak gitme şansına kavuştuk.

Yine bu ziyaretimiz sırasında Sırbistan'ın SancakBölgesi'ne de ziyarette bulundum. Oradaki soydaş ve akraba toplulukları ile biraraya geldim. Sancak bölgesinde bir Türk Kültür Evi'nin açılışını gerçekleştirdim. Belediye Başkanları ile istişareler yaptık. Bölgede yeni bir dönem başlıyor. Tarihi husumetlerin giderildiği, acıların olgunlaştığı yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Balkanların daha fazla istikrar ve huzura kavuşması için de aynı yoğunlukta gayretlerimizi sürdüreceğiz. Vefatının arefesinde Merhum Begoviç bana 'Bosna'yı bırakmayın, ihmal etmeyin' demişti. Osmanlı'nın torunları olarak burada sizin üzerinizde önemli görevler var demişti birlikte ağlaşmıştık ve ardından da vefat haberini almıştık. Bizler nefes aldığımız sürece Bosna Hersek'in huzuru için ter dökmeye devam edeceğim ve devam edeceğiz' dedi.

Türkiye'nin ekonomik büyümesine de değinen Başbakan Erdoğan, ilk çeyrekte yaşanan rekor düzeyindeki büyüme için ise memnuniyet verdiğini ancak bazı kesimler büyümeye değil, rekor kelimesine takıldıklarını kaydetti.

TÜRKİYE YÜZDE 11,7 ORANINDA BÜYÜYEREK DÜNYA GENELİNDE EN HIZLI BÜYÜYEN 4. ÜLKE OLDU

Hala AK Parti iktidarı ne yaptı ne yapıyor diyenlere tabi benim halkım çok iyi biliyor ama şu rakamları ulusal ve uluslararası bazda açıklamak sureti ile bunu teyit etmek istiyorum. Atalarımız der ki 'Tekrar'da fayda var. 180 Kez de olsa tekrarda fayda var' der. Yüzde 11,7 büyüyerek dünya genelinde en hızlı büyüyen 4. ülke. Avrupa'da ise en hızlı büyüyen ülke konumuna gelmiştir. Arkadaşlar buraya durup dururken gelmedik. Buraya durup dururken gelinmedi. Bu işi ne kadar sıkı tuttuğumuzun alametidir. Türkiye OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olmuştur. AB'nin de üyesi olduğu ve dünyanın en önemli 19 ülkesinin bulunduğu Çin'den sonra en hızlı büyüyen ülke olmuştur.

Büyümenin özel sektör ve iç taleple desteklendiğini görüyoruz. Son açıklanan GSYH rakamlarını şöyle yıllık hale getirdiğimizde bu şekilde değerlendirdiğimizde Milli Gelirimiz 1 Trilyon TL'ye. Yani 988 milyar TL'ye, dolar bazında ise milli gelirimiz 652 milyar dolara ulaşmıştır. 2010 Mayıs ayında ihracatımız 2009'un aynı ayına göre yüzde 34,5 artış gösterdi. Sanayi üretim endeksi ise Mayıs ayında yüzde 15,6 oranında artış gösterdi. 2010'un birinci çeyreği itibari ile son iki aydaki kamu net borç stokunun milli gelire oranı yüzde 45'te tutulmuştur. Ekonomik güvenilirliğin en temel göstergesidir.

Biraz ekonomi mürekkebi yalamış olan bunu gayet iyi bilir. Küresel krize rağmen borç oranını bu kadar düşük seiyelere çekmiş olmamız ülkemiz, ekonomimiz ve milletimiz adına takdire şayan bir gelişmedir. Seçim ve Referandum'un ekonomiyi etkilememesi için gereken tüm tedbirleri aldık.

Ben rekor bir büyümeden bahsettim. Rakamlar açıklanınca malum çevreler büyüme oranlarını bir kenara bırakmış rekor kelimesine takılmışlar. Hayatlarında rekor yok. Rekor AK Parti'ye ait birşey. Avrupa'da rekor kırmışız bunları tatmin etmiyor, OECD'de rekor kırmışız bunları tatmin etmiyor. Yani bu uluslararası finans krizi bütün bunlara rağmen burada olan bir Türkiye var. Adam kalkar bir teşekkür eder bunların kitabında bu da yok.

Bir televizyon kanalında vatandaşla söyleşi yapıyorlar. Bir vatandaş dedi ki 'Ben dedi dört yıl önce zeytinyağını hangi rakamla alıyorsam bugünde aynı rakamla alıyorum daha ne isteyeceğim' dedi. 4 Yıl önceki fiyatlarla bugünkü fiyatları bir karşılaştır ne kastettiğimizi göreceksin' dedi.

Meclis grup toplantısında gündeme sürekli getirilen erken seçim tartışmalarına da açıklık getiren Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

KİMSE ERKEN SEÇİM BEKLEMESİN

Kimse erken seçim merken seçim beklemesin. Bizim kitabımızda bu yok. Türkiye artık o geri kalmış ülkelerin kültüründe olan bir ülke değil. Yıllar yılı ortalamaya bir bakıyorsun Türkiye 16 ayda bir iktidar değiştirmiş.

Her yatırımcı bunun hesabındadır. Acaba seçim olur mu diye. Şimdi buna da tuz biber olmaya gayret ediyorlar. Her an bir seçim olabilir deniyor. Referandumdan hemen sonra erken seçim yapın diyorlar. Akıl verenler var bu şekilde. İnanıyorum ki benim halkım bir defa bu darbe anayasasını evet ile tarihe gömecektir. Burada neleri söyleyeceğimizi inşallah 81 vilayeti il ilçe hep birlikte dolaşacağız bunu gece gündüz demeden halkımıza anlatacağız. 2010'un ilk çeyreğinde Türkiye rekor düzeyde büyümeseydi, küçülseydi bunlar zil takıp oynarlardı. Türkiye küçülüyor bunların umrunda değil. Bunların ekonomi, Türkiye, Büyüme ilerleme diye bir derdi yok. Bunların tek derdi AK Parti'yi iktidardan nasıl indiririz. Bunlar hiçbir zaman gerçekleri söylemez saptırırlar. AK Parti başarısız olsun da Türkiye'ye ne olursa olsun. Biz milletimizi sevindirmeye onları da üzmeye devam edeceğiz.

BİZ 7 YILDIR KOMPLEKS YAPMADAN HERKESLE GÖRÜŞTÜK, KİN GÜTMEDİK KÜSMEDİK

Hangi başarı olursa olsun seviniyorlar. Onların sevinç mantığı bu. Yeterki milletimiz hayal kırıklığı yaşamasın diyecek ve yolumuza devam edeceğiz.

AK PArti'nin en önemli felsefelerinden bir tanesi istişare ve diyalog menakizmasıdır. 7,5 Yıl boyunca bize kapılarını açan siyasi partiler, STK'lar, Kanaat önderleri ile hiçbir tereddüt içerisinde olmadan görüştük ve görüşmeye devam ediyoruz. Kin gütmedik, sırtımızı dönmedik, görüşülmesinde millet adına yarar bulunan herkes ile görüştük. Söylenenleri not ettik. AK Parti'nin istişareden kaçtığını söyleyenler AK Parti'ye haksızlık ederler. 7,5 Yıl boyunca toplumun çeşitli kesimleri ile görüştük görüşmeye devam ediyoruz. Türk siyasi tarihinde eşi benzeri olmayan hakaretlere maruz kaldık. Gözümüzü yummadık, kulağımızı tıkamadık. Sadece son bir kaç yıl içinde topumun değişik kesimleri ile görüştük ve hala görüşmeye devam ediyoruz.

Bu ülkede ilk kez bizim dönemimizde değişik etnik unsurlarla, inanç grupları ile bunların görüşmeler yaptık yapıyoruz. Azınlıklar ile bizzat kendim görüşmeler yaptım. Devlet tarafından muhatap alındılar ilk kez. Bizzat kendileri de bunu ifade ettiler. Sanatçılarımızdan, sporcularımıza kadar hiçbir görüşü alınmayan kesimleri aldık görüştük. Bizimle dalga geçtiler. Onların demokrasi adına söyleyecekleri yok muydu? Milli birlik ve kardeşlik adına söyleyecekleri yok muydu? Muhalefete göre yoktu ama bize göre vardı ve biz dinledik. İstişare ve diyalog bize rehber oldu.

17 Ekim 2009'da Kırşehir'de Ahilik kutlamalarına katıldım. Hemen ertesindeki grup toplantısında da 'Gelmeyene sen gideceksin' dedim. Biz ülkemiz adına milletimiz adına geleceğimiz adına ısrarla görüşme taleplerimizi samimi bir şekilde dile getireceğiz. Hep reddettiler. Terör gibi 73 milyonu çok yakından ilgilendiren ulusal bir meselemiz var. Üzülerek söylüyorum terör ulusal bir mesele iken ne yazık ki hükümetleri yıpratmanın bir aracı olarak görüldü. Terörün terör örgütünün siyasetteki bu zaafı görerek kendi lehine çok iyi değerlendirdiğine de şahit oluyoruz.

BU İKİSİ İLE GÖRÜŞMEK TERÖRE DESTEK OLMAK DEMEKTİR

Türkiye ne zaman güçlendi ise, demokratikleşmenin önü ne zaman açılsa terör tırmandırıldı. Türkiye'nin büyümesi ertelendi. Terörün iç politikayı şekillendirmesine özellikle izin verenler, terör örgütü ile birlikte bu vebali taşırlar. Terör çukurca'dan vururken Ankara'dan da eş zamanlı hükümete vurmak fırsatçılıktır, terörün değirmenine su taşımaktır. Terör huzuru tehdit ederken Ankara'dan istikrarı tehdit etmek terörün hizmetine gayesine yardımcı olmak demektir. Bizim gençleri, çocukları, anneleri babaları Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren böyle hayati bir meselede MHP ile istişaremiz daha en başında reddedilmiştir. Biz elimizi uzattık, demokratikleşme noktasında iş birliği önerdik, gelir bir çay içersiniz gidersiniz gibi laubali gayri ciddi yaklaşımlar gördük.

Ama iş adam asmaca oyununa gelince son derece iştahlı bir şekilde gel beraber oynayalım diye bize çağrıda bulunuyorlar. Yasal değişiklikler olmadığı zaman halat elindeydi. Neden gereğini yapmadın. Şimdi kalkıp anayasal olarak yasal olarak herşey ortada iken sıkılmadan şunu söylüyorlar 'İktidar anasayal değişiklik yaparsa biz destek veririz. Ne akla ziyan bir yaklaşımdır. O aklı kendine sakla belki bir gün lazım olur.' Ülkenin siyasi sorunları, ekonomik sorunlarında MHP yönetimi MHP zihniyeti diye bir anlayış yok. Ben MHP tabanına saygı duyuyorum. Ancak yönetimin anlayışı ile ben MHP tabanının özellikle bureferandum sürecine örtüştüğüne inanmıyorum. İnanıyorum ki bu referandum sürecinde de her ne kadar yönetim demokratikleşmede yoksa da MHP tabanı demokratikleşmede yerini alacak ve inanıyorum ki 'Evet' diyecektir. Gençleri yaşatmada MHP yok ama söz konusu kendilerinin kaldırdığı idam olunca orada kayıtsız şartsız işbirliğine hazırlar.

BDP'Yİ HALKA HAVALE EDİYORUM

Ben MHP ile birlikte aynın paralelde siyaset üreten BDP'yi aziz milletime havale ediyorum. Onun desteğinin nerede geldiğini benim aziz milletim iyi biliyor. Yaptıkları konuşmalarda, yaptıkları açıklamalarda bunu görüyoruz ve terör örgütünün temsilcisi olarak neleri yaptığını bizzat görüyoruz. Terörden nemalanan bu iki parti ile görüşmeyi bizteröre destek olarak gördük ve ikisi ile de görüşmüyoruz.

Şehit cenazelerini istismar edenlere en güzel cevabı demokratik yollardan vereceğiz. Bizim camilerimizin önünde intikam naraları atılamaz. Bizim kültür ve medeniyetimiz bunu asla kabul etmez. Böyle milli bir meselede kapılarını bizlere açtıkları için diğer partilere şimdiden şükranlarımı sunuyorum. Görüşme talebimize olumlu cevap veren DSP ile bugün öğleden sonra görüşüyoruz. Ben bu görüşmelerin terörle mücadelede ortak bir tavır belirlenmesi, muhalefete yaptıklarımızı anlatırken muhalefetin de bu noktadaki tavsiyelerini dinleyeceğimizi belirtmek istiyorum.

Hükümet anlatsın biz dinleyeceğiz denmesinin hiçbir faydası olmaz. Biz zaten gerekli tüm açıklamaları yapıyoruz. Burada da bunları yaparız. Ama biz en katkıda bulunaacaklar bizim önemli olan bu. Madem icraa biziz, yürütmeyiz dolayısıyla tavsiyeleri olacak ki bunları alıp uygulamaya koyalım. Biz bu güzel tablonun Türkiye'nin heryerinde olmasını arzu ediyoruz. Bundan sonra da illa bizden bir talep gitsin diye bir formata bağlamaya gerek yok.

Oturur konuşuruz, bunu ikili yaparız ama kalkıp hemen Çankaya'ya top atmak bana göre bu tür görüşmelerden kaçmaktan başka birşey değildir. Çok yoğun bir yasama yılını geride bırakıyoruz. Öncelikle hepinize yaptığınız çalışmalardan dolayı ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Türkiye ekonomisi büyümede rekorlar kırıyorsa bu sizlerin eseridir. Ülkelerle aramızda kalkan her vize sizlerin eseridir. Ortadoğu'dan Balkanlara her yerde her yörede bizim barış çağrılarımızın yankılanması sizin eserinizdir. Sizler fedakarca yüreğinizi ortaya koydunuz işte biz de milletçe meyvelirini almaya başlıyoruz. Anayasa değişikliğinde Meclis olarak üzerimize düşeni yaptığımızı ama işimizin bitmediğini ifade etmiştim. Omuzlarımızda çok büyük sorumluluk taşıyoruz. Bu 73 milyonun sorumluluğudur. Bu Türkiye'nin ayağa kalkışını yakından takip eden ezilmiş mağdur insanların sorunudur. Genel Kurul çalışmalarının tatile girmesi ile birlikte hepimiz dağılacak ve 12 Eylül'e kadar milletimize Anayasa değişikliğini anlatacağız. Sizler için 40 sual 40 cevap isimli kitap hazırladık. Neden 'EVET' bunu tek tek cümleler halinde göreceksiniz. Bunu da anlatacağız. Türkiye'nin kaderini değiştirecek bir referanduma gidiyoruz. Muhalefet partileri bu büyük değişimi engellemek için her yola başvuracaktır. Bizim AK Parti'nin ulaşabildiği yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz.

İnanın CHP'nin MHP'nin bazı kurum ve kuruluşlar var bunlar hep beraberler. değişime karşı çıkan tüm kurum ve kuruluşların seçmen kitlesi Anayasa değişikliğinin ne kadar isabetli olduğunu görüyor. Nasıl olsa evet oyu çıkacak diye rehavet içerisinde olmayacağız. Her türlü yöntem ile her bir vatandaşımıza ulaşacak ve gerçekleri onlarla paylaşacağız. Bugün aramıza değerli bir milletvekili arkadaşımız katılıyorlar. Kendilerinin katılım törenini yapacağız' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan meclis toplantısının ardından partisine yeni katılan Pehlivan'a rozetini taktı.

Rozet sonrası kürsüde kısa bir konuşma yapan Pehlivan ' Niçin buradayım sadece onu söylemek istiyorum. Vicdanım sorumluluğum neticesinde buradayım Allah utandırmasın diyorum' dedi.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 05:48

İLGİLİ HABERLER