İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Fatih Camii önündeki irticai gösteriye o an niçin müdahale etmediklerini Gözcü''den Sayfı Öztürk''e anlattı:
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ı şu günlerde makamından arayanlara sekreterler “sayın emniyet müdürümüz yıllık izinde” diyor. İstanbul’da Fatih Camii önündeki gösteriye müdahale edilmemesi yüzünden İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün tutumunun eleştirildiği günlerde Cerrah’ın izne ayrılması, “Acaba zorunlu olarak mı izne ayrıldı?” sorusunu akla getiriyor. Ancak, gerek Ankara’dan, gerek İstanbul’dan yaptığımız araştırmalar, Cerrah’ın 5 günlüğüne İstanbul’dan ayrıldığını ortaya koyuyor.
Fatih Camiinde korkunç bir manzara vardı. Gösterinin yapıldığı gün orada bulunan Kore gazisi olan okurumuzdan olup bitenleri ayrıntılı olarak dinledim. O, manzarayı “Menemen’deki gösterilere” benzetti. Bunların gösterisine izin verilmesi, müdahale edilmemesi de Kore gazimizi ağlatmıştı…
Bu konuda konuşan konuştu, eleştiren eleştirdi. Yaşananları CHP soru önergesiyle TBMM’ne taşıdı. İstanbul Valisi Muammer Güler ziyaret edildi ve olayla ilgili kendisinden bilgi alındı. Onlar Güler’in iyi niyetinden kuşku duymadıklarını söylediler. Ben de, Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da iyi niyetinden kuşku duymuyorum. Ve biliyorum ki, oradaki gösterilere belki o an müdahale edilmemesi Cerrah’ı da üzmüştür. Ancak mensuplarına moralsiz bırakmamak için şimdi eleştirileri göğüslemek zorunda kalıyor.
“GÖSTERİCİLERE NİÇİN MÜDAHALE ETMEDİK”
İstanbul-Fatih Camii önünde Atatürk’e hakaretler yağdırmasına rağmen polisin Hizb-Ül Tahrir örgütü militanlarına müdahalede edilmemesine tepkiler devam ediyor. Herkes konuştu, şimdi sıra Celalettin Cerrah’a geldi. Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah GÖZCÜ’ye, “eylemcileri daha önce de benzer gösteriler yaptı. Yakalayıp teslim ettik. Aynı gün serbest bırakılmışlardı” dedi. Cerrah eleştirileri şöyle cevaplandırdı:
DOKUNMAYIN EMRİ: Basın açıklamalarında, eğer büyük bir suç teşkil etmiyorsa müdahale etmiyoruz. Bu konuda İçişleri Bakanlığı tarafından geçen yıl yayımlanan bir genelge var. O genelgede, basın açıklaması yapacakların seslerini etrafındakilere duyurabilmek için ses düzeni kurulabileceği de belirtiliyor. O genelgeye uygun olarak her türlü şart var. Genelge uyarınca basın açıklaması yapan bu gruba müdahale edilmedi.
SALDIRABİLİRLERDİ: Açıklamayı caminin bahçesinde yaptılar. Caminin bahçesindeki kişilere müdahale ettiğiniz zaman, bizim müdahalemiz üzerine camii cemaatinden de bize yönelik saldırılar da olabilirdi. Caminin içinde bu tür şeylere müdahale edilmesi halinde görüntü de çok yanlış olabilir. Ön tarafta kadınlar, çocuklar var. Kadınları, çocukları bizim önümüze itecekler. Yerde bir kadının sürüklenmesi, bir çocuğun ağlaması, düşmesi iyi olmayacaktı. Maçlarda görüyorsunuz, çıkan bir olaya müdahale ettiğimiz zaman babasının kucağında ağlayan çocuk görüntüleri gazetelerde manşet oluyor. Genelde bu tür olaylarda olay biter, daha sonra biz toplama yoluna gideriz.
TUTUKLANMADILAR BİLE: Orada bildiriyi okuyan Yılmaz Çelik ile ilgili olarak Ankara’da birkaç kez işlem yapılmış. Ayrıca bu kişiler yine aynı camilerde Mayıs ve Haziran aylarında bildiri dağıtmışlar, biz de bunları toplamışız. Ama yakaladığımız kişilerin tamamı serbest kaldı. Mayıs ayında bu kişileri yakalayıp adliyeye gönderdiğimizde bu kişilerin üzerinde aynı bildiriler, aynı metinler vardı. Bu kişiler, dağıttıkları bildirilerden dolayı tutuklanmamış, ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılmış. Aynı kişilerle ilgili daha önce aynı uygulamalar yapılmış.
CAMİ AVLUSUNDA EZİP GEÇSE MİYDİK?
Böyle bir durumda cami avlusunda kadınları, çocukları ezip de mi geçmemiz lazımdı. Orada polisin görevi olayları büyütmek değil, olayı yatıştırmak. Her yerde olay oluyor. Daha büyük olaylar oluyor, bölücülük olayları yaşanıyor. Orada da yatıştırılıyor hep. Mümkün olduğu kadar sağduyulu davranıyoruz. Polisin görevi olayları büyütmek değil, ılımlı bir şekilde davranmak, suç isteyenleri daha sonra tespit eder, ondan sonra da adalete çıkartır. Fatih Camiinde meydana gelen olaylardan sonra Fatih Cumhuriyet Başsavcısıyla bizzat ben konuştum. Konuyu anlattım, toplama işlemini yapmaya başladığımızı belirttim. Daha önce bu kişiler yakalandığı zaman, suçları DGM’lik suç olmaktan çıkarıldığı için Kartal Cumhuriyet Savcılığı’na çıkarılmış. Şimdi olaya eski DGM’nin yerine geçen Yetkilendirilmiş Mahkemenin savcısının yanı sıra Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı ilgileniyor.
7 KİŞİDEN 5’İ SERBEST: Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız Mehmet Ali Şahin’in açıklamalarını okudum. Örgüte dönük operasyonlar devam ediyor. Bu kapsamda 7 kişi yakaladık. Bunlardan 5’i serbest bırakıldı, 2 kişi ise tutuklandı. Değerlendirmeyi ona göre yapmışlar. Gösteriye katılanlardan 18’inin kimliğini belirledik, bunlardan İstanbul’da olanları biz, diğer illerde bulunanları da o ildeki arkadaşlarımız yakalamaya çalışıyor. Olaydan sonra yakalamalara başlasaydık orada arbede yaşanacaktı. Daha önceki olaylarda bu kişileri almaya kalkıştığımızda bazı olaylar yaşanmıştı. Bildiriyi okuyan Yılmaz Çelik kısa sürede yakalayabileceğimiz bir adam. Yakın zamanda alacağız.
AYNI ŞEYLER: Yılmaz Çelik’in okuduğu bildirinin aynısı bir dergide yayımlandı. Suçsa o dergidekiler de suç. Açıklamasının yayımlandığı dergi hakkında bir toplatma kararı verilmedi. Hiç mi o dergiyi okuyan olmadı? Ankara’da bürosu olduğunu söylüyor. Bayraklarının arkasında Türkiye Sözcülüğü yazıyor. Kendisi, örgütün Türkiye sözcüsü olduğunu Ankara’nın göbeğinde 23 Ağustos’ta söylüyor. Niçin o zaman bu kişi hakkında işlem yapılmamış, niçin müdahale edilmemiş. Okuduğu bildirideki sözlerin aynısını söylüyor. O zaman gereği yapılmış olsaydı İstanbul’a giremezdi. Demek ki orada yazılanlar için suç unsuru bulunamamış. Daha önce bu kişinin yakalanıp serbest bırakılmaları da son olayda hemen gözaltına alınmamasında etkili olmuştur.
“YASALARDAN ŞİKAYETÇİ DEĞİL, MEMNUNUZ”
Fatih Camii önündeki gösteriye polisin, yasalardaki değişikliği protesto için müdahale etmediği yolunda değerlendirmeler oluyor. Öyle bir şey olamaz. Biz, çıkarılan yasalardan bize görev verilen ve uygulanması istenenleri aynen uygularız. Aslında bu yasalar polisi zan altında bırakmaktan kurtarmıştır. Eskiden polise ‘işkence yaptı’ diyorlardı. Şimdi zan altında kalmıyoruz. Doğrudan savcının müdahale edeceği belirtiliyor. Polis şöyle sert davrandı, böyle sert davrandı gibi polisi zan altında bırakacak olaylardan yasalar polisi kurtarmıştır. Direnmek şöyle dursun, bu düzenlemeler bizim hoşumuza gitti.
SORUŞTURMA: Bu konuda açılmış bir soruşturma yok. Soruşturma olmasını gerektirecek bir şey de yok. Geçmişte de bir ton benzer basın açıklamaları var. İstanbul’da her gün 4-5 basın açıklaması yapılıyor. Örneğin bugün yasadışı sol bir örgüt, Bozüyük’te meydana gelen olayları kınayıp, PKK’yı destekleyecekmiş. Bu suç değil mi? Bu da basın açıklaması. Açıklamaları bir suç teşkil etmiyorsa müdahale edilmez. Fatih Camii önündeki göstericilerin kılık-kıyafetlerinin değerlendirmesini adliyenin yapması lazım. Türkiye’nin her yerinde benzer kıyafetle basın açıklamaları yapanlar olduğunu görüyoruz. Bazıları ellerindeki pankartı bile ters tutuyor. Provokatif bir eylem olduğunu düşünüyorum. .
TALTİF BEKLERKEN: Biz polis olarak hep eleştirilen bir teşkilatız. Kıymetimiz zor anlaşılıyor. Son günlerde örneğin PKK’ya dönük iki büyük operasyon yaptık. Güneydoğu’dan gelen 13 kilo C-4 patlayıcı ele geçirdik. Sultanahmet’te, havaalanında bazı yerlere bomba koyan kişiyi yakaladık. Ama bunlar es geçildi. Taltif edilmesi gereken İstanbul Emniyet Müdürlüğü, bir olay karşısında acımasızca eleştiriliyor. Ama biz görevimize devam ediyoruz. Hiç önemli değil.
Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah haftaya görevine başlıyor. Erdal Tayfun Ceren İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne vekalet ediyor. Son dönemlerde İstanbul Emniyet Müdürünün görevden alınacağı, yerine Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz’ın atanacağına ilişkin internet sitelerinde haberler dolaşıyor. Şu anda, Cerrah’ın görevden alınmasına ilişkin bir çalışma olmadığını öğrendim. Bazıları da bunların “kasıtlı” çıkartıldığı görüşünde…
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 11:10