Medya
  • 3.5.2004 16:13

ÇGD: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ GERÇEK ANLAMIYLA KUTLANABİLMELİ

İŞTE ÇGD'nin açıklaması: 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, Türkiye’de ne yazık ki, yine özgürlük ihlallerinin yaşandığı bir döneme denk geldi. Basın emekçileri bu anlamlı günde basının daha özgür koşullarda çalışmasını sağlayacak yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesini umarken, uygulamada ortaya çıkan çarpıklıklar bu eksikliklerin giderilmesinin “elzem” olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de basın 3 Mayıs 2004 itibariyle önemli sorunlarla karşı karşıyadır. · İfade özgürlüğü önündeki engeller yasal reformlarla gevşetilse de milli güvenlik, devlet sırrı, Türk Ceza Kanunu’nun 312, 159 ve 169. maddeleri ile Terörle Mücadele Yasası’nın 7. maddesi hala basın özgürlüğünü olumsuz etkilemeye devam ediyor. Sözkonusu ceza kanunları gazetecilerin yazılarında yeralan görüş ve eleştiriler nedeniyle cezaevlerine konulması yolunu açık tutmaktadır. Yasalardaki boşluklar ve uygulamadaki çarpıklıklar nedeniyle cezaevindeki gazetecilerle ilgili sağlıklı bilgi toplamak imkansız hale gelmiştir. · Olağanüstü Hal uygulamasına son verildiği halde, bölgede gazetecilik yapma önündeki engeller sürüyor. · Akreditasyon uygulamalarıyla basın yayın kuruluşları, gazeteciler kabul edilemez bir ayrımcılığa tabi tutuluyor. · Basın çalışanları, işveren karşısında haklarını aramakta zorlanıyor; işten çıkarmalar, kadrosuz çalıştırmalar, sendikal hakların gasp edilmesi uygulamaları bütün acımasızlığıyla devam ediyor. · Medya kuruluşlarının büyük sermaye gruplarında “yoğunlaşması”, tekelleşme editoryal bağımsızlığı, ifade özgürlüğünü olumsuz etkiliyor, tehdit ediyor. · Yerel Basın, basın tarihinde görülmemiş uygulamalarla, yüksek para cezalarıyla, cezaevi tehdidiyle eleştiri hakkını kullanamaz hale getiriliyor. Kaymakamların, valilerin il-ilçe savcılarının elindeki olanaklar, yasal boşluklar eleştiriye “papuç bırakmayarak” hayatı yerel basına zindan etmeye yetiyor. Datça’lı gazeteci Sinan Kara’nın adliye-idare ittifakıyla ortaya çıkan cezalar nedeniyle Datça’yı terketmek zorunda bırakılışı bu açıdan “kara bir leke” olarak belleklere yer etti. Edremit’te yoksullara kömür dağıtılmasına ve mültecilerin geceleri salıverilmesine ilişkin iddia ve eleştirilerini ''Körfezin Sesi'' İnternet sitesinde duyuran Genel Yayın Yönetmeni Doğan Doğan’ın başına gelenler ibret vericidir. Muş Haber Gazetesi Yayın Koordinatörü Faruk Aktaş ile Sorumlu Yazıişleri Müdürü Berna Aktaş, sendika açıklamalarına yer verilen haberler nedeniyle, açıklamadaki iddiaları “üzerlerine alınan” yerel yöneticilerin açtığı davalar karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor. Üç örnekte de idarenin hoşuna gitmeyen haberler dava konusu yapılıyor, adliye de bu davalarda peşpeşe mahkumiyet kararları veriyor, yüksek para cezalarını ödeyemeyen gazetecilere cezaevi yolu görünüyor. Üç örnekteki “tek tip” uygulama, para cezaları, gözaltı ve hapis uygulamaları, basın özgürlüğü gününde Türkiye’de ne yazık ki “klasik” haline dönüşüyor. Yargı kararlarının gerekçelerinde Muş Haber Gazetesi’ne yönelik davalarda olduğu gibi gazete yöneticileri idarecileri “zan altında bırakmakla” suçlanıyor. Yasalarda, Anayasa’da değişiklikler yaparak “basın özgürlüğünü” güçlendirdiğini iddia eden hükümet, TBMM’de alt komisyona havale edilen Basın Yasası Tasarısı’nı, basın özgürlüğünü gerektiği gibi güçlendirerek, biran önce yasalaştırmalıdır. Aksi takdirde Türkiye’de her 3 Mayıs’da Dünya Basın Özgürlüğü Günü gerektiği gibi kutlanamayacaktır.

İLGİLİ HABERLER