Sağlık
  • 25.1.2026 16:00

COVID-19 aşılarından sonra ortaya çıkan kalp kası iltihabının nedeninin belirlendi

Stanford Üniversitesi'nden yapılan bir çalışma, mRNA tabanlı COVID-19 aşıları aldıktan sonra bazı genç yetişkinlerde ve ergenlerde nadir görülen miyokardit vakalarının nedenini açıklayan kesin bir mekanizmayı ortaya koydu.

Stanford Kalp ve Damar Enstitüsü direktörü Dr. Joseph Wu liderliğindeki araştırma, bu nadir komplikasyonların, bireylerin çok küçük bir alt kümesinde aşılar tarafından tetiklenen bağışıklık tepkilerinin zincirleme reaksiyonundan kaynaklandığını göstermektedir.

Dr. Wu, haberci RNA (mRNA) aşılarının "sayısız hayat kurtardığını" ve COVID-19'dan kaynaklanan ciddi hastalık ve ölüm oranlarını önemli ölçüde azalttığını vurguluyor. Dünya çapında milyarlarca doz uygulandı ve bu aşıların güçlü bir güvenlik profili var. Bununla birlikte, herhangi bir ilaç veya aşıda olduğu gibi, belirli popülasyonlarda nadir görülen yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu nadir yan etkilerden biri de miyokardittir; araştırmaya göre, ikinci dozdan sonra yaklaşık 16.750 genç yetişkinden (30 yaş altı) birinde görülmektedir. 

En önemlisi, Wu'nun da belirttiği gibi, "COVID-19 enfeksiyonu, aşılamaya kıyasla miyokardit oluşma olasılığını on kat artırıyor."

Araştırma ekibi bu mekanizmada iki temel bileşeni tespit edebildi:

1. Birinci aşama: Makrofaj adı verilen bağışıklık hücreleri aşıyla reaksiyona girerek CXCL10 adı verilen bir proteini büyük miktarlarda salgılar.

2. İkinci aşama: CXCL10 proteini, başka bir bağışıklık hücresi türü olan T hücrelerini kendine çeker ve bu da onları "interferon gama" (IFN-gama) adı verilen başka bir proteinin aşırı miktarda üretilmesi için uyarır.

Bu "ikili" bağışıklık molekülü bir dizi olaya yol açar: kalp kası hücrelerinin doğrudan iltihaplanması, kalp dokusuna daha fazla bağışıklık hücresinin (nötrofiller gibi) çekilmesi ve kardiyak troponin gibi kalp hasarı belirteçlerinin salınması. 

Araştırmacılar, laboratuvar modellerinde ve farelerde bu iki molekülün aktivitesini engellemenin, aşıya karşı faydalı bağışıklık tepkisini korurken kalp hasarını önemli ölçüde azalttığını buldu.

Stanford ekibi, gelişmiş teknolojiyi kullanarak insan deri hücrelerini başarılı bir şekilde kök hücrelere dönüştürdü ve ardından bu hücreleri, normal bir kalbin işlevini taklit eden üç boyutlu mikroskobik küreler oluşturan atan kalp hücrelerine (kardiyomiyositlere) dönüşmeleri için yönlendirdi. 

Bu "mini kalpler" CXCL10 ve IFN-gamma karışımına maruz bırakıldığında, belirgin stres ve hasar belirtileri gözlemlendi ve kasılma verimlilikleri azaldı. Yine, bu iki molekülün inhibitörlerinin kullanılması kalp hücrelerini korudu.

Şaşırtıcı bir gelişmeyle, araştırmacılar soya fasulyesinden elde edilen östrojen benzeri bir madde olan genistein adlı doğal bir bileşiği test ettiler. Bu bileşiğin konsantre ve saflaştırılmış dozları, aşı veya iki zararlı molekülle uyarılmadan önce farelerin kalp hücrelerine verildiğinde, kalp hasarının büyük bir kısmı önlendi.

Dr. Wu, denemelerde kullanılan genisteinin piyasada bulunan takviyelerden daha yüksek konsantrasyon ve saflıkta olduğunu doğruladı.

Dr. Wu, aşırı iltihaplanma tepkisinin sadece kalple sınırlı kalmayıp karaciğer ve böbrekler gibi diğer organlara da yayılabileceğini ve genisteinin daha geniş bir koruyucu rolü olabileceğini belirtiyor. 

Ayrıca, IFN-gamma molekülünün viral DNA gibi yabancı genetik materyale karşı birincil savunma hattı olduğu göz önüne alındığında, aşırı sitokin aktivasyonu mekanizmasının mRNA teknolojisinin ortak bir özelliği olabileceğine de dikkat çekiyor.

Wu, önemli bir açıklamayla sözlerini şöyle tamamlıyor: "Vücudunuzun virüslerle savaşması için bu sitokinlere ihtiyacı var; bunlar hayati önem taşıyor. Sorun ancak çok büyük miktarlarda salgılandıklarında ortaya çıkıyor." 

Bu çalışmanın önemi, yalnızca bilimsel bir açıklama sunmakla kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki aşıları herkes için daha güvenli hale getirebilecek potansiyel önleyici stratejilere de kapı açmasında yatmaktadır; bu durum, mevcut aşılama yöntemlerinin faydalarının nadir görülen risklerinden çok daha fazla olduğunu vurgulamaya devam etmektedir.

Kaynak: scitechdaily

Güncellenme Tarihi : 25.1.2026 15:57

İLGİLİ HABERLER