CUMHURİYET GAZETESİ HEM ORDUYA, HEM DE HÜKÜMETE BELGELERLE CEVAP VERDİ
İŞTE CUMHURİYET'İN HABERİ:
Cumhuriyet, ulusal dava Kıbrıs'la ilgili yaptığı haberlerin arkasında. Genelkurmay Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı'nın, Annan Planı'na ilişkin farklı bakışlarının raporlarını açıklıyoruz
İşte belgeler
Haberler belgelere dayanıyor
29 Aralık'ta Dışişleri Bakanlığı'nın Annan Planı'nı rötuşlarla kabul etme eğilimini yansıtan haber ve 5 Ocak'ta askerin bu planla ilgili çekincelerini açıklayan haberler tamamen belgelere dayanılarak ve araya yorum katılmadan yazılmıştı.
Devamını da yayımlayabiliriz
Haberlerimizle ilgili Dışişleri ve Genelkurmay açıklamaları araştırılmadan ve sorgulanmadan ''Cumhuriyet yalanlandı'' diye duyurulunca, belgelerin bir bölümünü yayımlamak zorunda kaldık. Belgelerin devamını da yayımlayabiliriz.
Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın, Cumhuriyet 'te yayımlanan Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki farklı yaklaşımlarını bir yandan doğrulayıp bir yandan da haberin gerçekleri ''yansıtmadığını'' açıklaması, medyanın da bu açıklamaları sadece ''yalanlama'' boyutuyla vermesi, elimizdeki belgeleri okurlarımızla paylaşmamızı zorunlu kıldı.
Gerek 29 Aralık'ta yayımlanan Dışişleri'nin Annan Planı'na rötuşlarla ''evet'' deme hazırlığı, gerekse 5 Ocak'ta yayımlanan askerin bu plan üzerindeki çekinceleri tamamen belgelere dayalı olarak yazılmıştı. Bu belgelerin bir bölümünün tıpkıbasımını yayımlıyoruz.
Gerekirse devamını da yayımlarız. Önceki gün öğle saatlerinde Dışişleri'nin, akşam saatlerinde de Genelkurmay'ın açıklamaları medyada ''haber yalanlandı'' biçiminde verilmeye başlayınca haber kaynaklarımı arayıp, ''Yarınki gazeteler de bu şekilde çıkacak. Cumhuriyet yine yalanlandı diyecekler. İzin verin, belgelerin tümünü tıpkıbasım biçiminde yayımlayalım'' dedim. Çekince koydular, ''Çok gerekli mi sizce?'' dediler. Israr ettim ve ''Gerekli. Öncelikle gazetem açısından, sonra da benim açımdan bu artık kaçınılmaz. Belgeleri aynen yayımlayalım'' dedim. Bu kez şunu önerdiler:
İşte uyu m (!) belgeleri
* Devletin iki kilit kurumu, farklı çözüm arayışlarını bir yandan doğrularken, bir yandan da gazetemizde yayımlanan haberin ''gerçek dışı'' olduğunu açıklaması, medyanın bu açıklamaları ''yalanlama'' boyutuyla vermesi, elimizdeki belgeleri okurlarımızla paylaşmamızı zorunlu kıldı. Bu belgelerin bir bölümünün tıpkıbasımını yayımlıyoruz. Gerekirse devamını da yayımlarız.
* Geçmişte Dışişleri Bakanlığı yapan pek çok siyasetçiyle konuştuğumuzda hep şunu söylerlerdi:''Ulusal güvenliğimizi ilgilendiren konularda hep Genelkurmay'la birlikte çalışıyoruz. Bu, pek çok ülkede de böyledir.'' Önceki gün yapılan iki açıklama, birlikte çalışmanın yerini, ayrı ayrı çalışıp ortak görüş üretmek için uğraşmanın aldığını gösteriyor. Bu da ayrı bir haber. Tabii yapmak, görmek isteyen olursa!
''Yarınki gazetelere bakalım. İşin salt gerçek dışı yanıyla değil de, her iki açıklamada olduğu gibi görüş ayrılıkları yanıyla da ilgilenebilirler. Eğer sizin dediğiniz gibi, herkes Cumhuriyet yine yalanlandı diye başlık atarsa, tamam belgeler aynen yayımlansın.''
Dün sabah gazetelerin önemli bir bölümü tahmin ettiğim gibi çıktı. Öyle ki, her iki açıklamada sözü edilen uyum arayışından hiç söz edilmiyor, sadece Cumhuriyet'in yalanlanmış olması haber yapılıyordu. Oysa gazeteciliği gerçekten görev edinmiş bir yayın organının, ''Bu açıklamalarda bir gariplik var. Perde gerisinde ne oluyor, araştırılmalı'' demesi gerekirdi. Dün bunu sadece Radikal 'in yaptığı dikkati çekiyordu.
Her şeyi belgelerden yazdık
Kıbrıs'ın ulusal bir dava olduğuna inanan, bunu yayınlarıyla da ortaya koyan bir gazete olarak Ankara'daki gelişmeleri okura aktarmak doğal görevimizdi.
Dışişleri Bakanlığı'nın ve Genelkurmay Başkanlığı'nın bu konudaki görüşlerini hiç değiştirmeden, araya yorum da katmadan aktardık. Merak edenler 29 Aralık ve 5 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesine yeniden göz atabilirler. Öyle ki haberlerin pek çok yerinde belgelerdeki dile sadık kaldığımız için Cumhuriyet'in geleneksel olarak kullanmadığı sözcükleri de kullanmak durumunda kaldık. Yayımladığımız belgelerin isim ve hitap bölümlerini şimdilik kapalı tutuyoruz. Haber kaynaklarımız bunda ısrar ettiler. Ama çok gerekirse onu da yapabiliriz.
Ayrı çalışıyorlar
Genelkurmay'ın ve Dışişleri'nin açıklamalarındaki kilit tümceleri paylaşalım. Genelkurmay'ınkinden:
''Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs sorununa görüşmeler yoluyla adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının önemine ve gerekliliğine inanmaktadır. Bu kapsamda ilgili kurumlar arasında, görüşlerin uyumlaştırılması ve somutlaştırılması maksadıyla, çalışma ve görüşmeler, demokratik ve modern bir ülkede olması gereken şekilde, bir süreç içerisinde devam ettirilmektedir.''
Eğer uyumlaştırma çalışması varsa, demek ki uyumsuzluk var. Somutlaştırma çalışması varsa, demek ki bulanıklık var!
Dışişleri'nin açıklamasından:
''Bakanlığımız tarafından, muhtemel bir görüşme sürecinde Türk tarafının pozisyonunun belirlenmesine yardımcı olacak hazırlıklar, başından itibaren Genelkurmay Başkanlığımızla gerekli istişareler ve değerlendirmeler zamanlıca ve düzenli olarak yapılagelerek sürdürülmüştür. Dolayısıyla yapılan çalışmalar ortak bir tutumun belirlenmesine yöneliktir.''
Birinci tümce hâlâ pozisyonumuzun belirlenmediğini kabul ederken, ikinci tümce halen ortak bir tutumun arandığını ortaya koyuyor.
İşte Cumhuriyet'in yazdığı da buydu. 29 Aralık'ta Dışişleri'nin ''Türk tarafının tutumu'' belgesini (Genelkurmay'ın diliyle kâğıdını) yazdık. 5 Ocak'ta Genelkurmay'ın bununla ilgili çalışmasını haberleştirdik.
Gelenek bozuldu
İsmail Cem 'den Hikmet Çetin 'e, geçmişte Dışişleri Bakanlığı yapan pek çok siyasetçiyle görevi başındayken konuştuğumuzda hep şunu söylerlerdi:
''Ulusal güvenliğimizi ilgilendiren konularda hep Genelkurmay'la birlikte çalışıyoruz. Ortak politika üretiyoruz. Bu, pek çok ülkede de böyledir.'' Önceki gün yapılan iki açıklama, birlikte çalışmanın yerini, ayrı ayrı çalışıp ortak görüş üretmek için uğraşmanın aldığını gösteriyor.
Bu da ayrı bir haber. Tabii yapmak isteyen, görmek isteyen olursa!
Gerçek ne?
Şimdi gelelim bütün medyanın cımbızla çekip öne çıkardığı tümcelere. Yani ''haber yalanlandı'' başlığının üretildiği bölümlere.
Genelkurmay: ''Bir gazetenin bugünkü nüshasında 'askerden çekince', 'Genelkurmay'ın Hükümet'e de ilettiği Annan Planı'na yönelik itirazlarını açıklıyoruz' başlıklı bir haber yer almıştır. Söz konusu haber gerçekleri yansıtmamaktadır.''
Böylesine önemli bir konuda henüz uyum da yokken gerçekleri ne yansıtmaktadır, mademki demokratik bir tartışma yapılıyor, bunun da açıklanması gerekmez mi?
Dışişleri: ''Bu süreçle ilgili olarak bugünkü Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan haberler bu bakımdan gerçeği yansıtmadığı gibi, hem müzakereler yoluyla Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı çözüm bulunması çalışmalarına ve Türkiye'nin milli çıkarlarına, hem de bu önemli aşamada Kıbrıs Türk halkının birlik ve beraberliğine zarar verici niteliktedir.''
Aynı soruyu burada da soruyoruz, gerçek nedir? Kıbrıs davasına zarar veren, gelinen noktanın haberlerini yazmak mıdır, yoksa bir an önce devlet kurumları arasında ortak bir yaklaşım oluşturamamak mıdır?
Haberin devamı ve henüz yazmadıklarımız
Kıbrıs konusu elbette daha çok manşet kaldıracak. Yukarıda sözünü ettiğimiz görüş ayrılıkları Kıbrıs ve devamında Ege sorunlarının çözümünde de dikkati çekiyor.
Atina'da yayımlanan kimi haberlerin Ankara'daki yansımaları var. Ancak bunların bir bölümünü doğrulatamadığımız için bir bölümünü de haber kaynaklarımız bilgiyi verip ''Şu aşamada off the record, kesinlikle yazma'' dediği için aktarmıyoruz.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:24