DANIŞTAY, NAZIM HİKMET'İ ÖVDÜ
Davacı Kemal İnebolu, şair Nazım Hikmet Ran’ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından ıskatına (çıkarılmasına) ilişkin 25 Temmuz 1951 günü Bakanlar Kurulu kararının geçersiz kaldığı ve uygulanamayacağı hususunun tespiti ile nüfus kaydına 8 Mart 2002 günlü form düzenleterek ve düzenleyerek vatandaşlıktan ıskatın nüfus kütüğüne tesciline ilişkin işlemin iptali istemiyle Danıştay’da dava açtı.Danıştay 10. Dairesi, vatandaşlık hakkının şahsa bağlı haklardan olduğu ve dava konusu işleme dayanak oluşturan Bakanlar Kurulu kararının da dava konusu edilmeyeceği gerekçesiyle davayı ehliyet yönünden reddetti.
Kararı temyiz eden İnebolu, 1951 tarihli Bakanlar Kurulu kararının, 51 yıl sonra davalı İçişleri Bakanlığı’nca tescili yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu savundu.
İnebolu, Nazım Hikmet’in 1963’de öldüğünü, dolayısıyla Ran’ın şahsıyla ilgili sonradan tesis edilen hukuka aykırı işlemlerin hiçbir zaman yargı denetimine tabi olmayacağını ifade etti. Çağına ve topluma karşı duyarlı ve sorumluluk duygusu taşıyan her aydının evrensel bir sanatçının ölümünden sonra gerçekleşen hukuk dışı bir uygulama karşısında duyarsız kalamayacağını ileri süren İnebolu, Danıştay 10.
Dairesi’nin bozulmasını istedi.
GENEL KURUL KARARI BOZDU
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, temyiz istemini görüşen Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Danıştay 10. Dairesi’nin kararını oyçokluğuyla bozdu.
Kurul kararında, hukuki nitelikler göz önüne alındığında iptal davasının, ancak bu idari işlemle kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından açılabileceği vurgulanarak, taraf ilişkisinin kurulabilmesi için gerekli kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığının, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlendiği hatırlatıldı.
Kararda, iptal davalarıyla, idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesine olanak sağlandığından bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerektiği vurgulandı. Kararda, şöyle denildi:
"Nazım Hikmet Ran, Türk dünyasının ve 20. yüzyıl dünya edebiyatının en büyük şairlerinden olup, milletlerarası bir kurum olan UNESCO’nun, şairin 100. doğum yılı anısına 2002 yılını Nazım Hikmet yılı ilan etmesi bu gerçeğin bir tasdiki olmaktadır.
Nazım Hikmet’in, Türk ve doğu halklarının şiirini büyük ölçüde etkilemiş, şiirde yeni yollar açmış, geçmiş ve gelecek yüzyılların ebediyen yaşayacak klasiği olması itibariyle, hakkındaki vatandaşlıktan ıskat kararının nüfus kütüğüne tescil işleminin iptali istemiyle açılan bu davada, davacının güncel menfaati bulunduğu gibi, adı geçen şairin, ulusal sınırları da aşarak dünya çapında kabul görmüş bir sanatçı olması nedeniyle bir vatandaş olarak davacının kişisel ve meşru menfaatinin de ihlal edildiği anlaşıldığından, bakılan davada, davacının sübjektif ehliyetinin varlığı kabul edilmek suretiyle davanın esasının incelenmesi gerekmektedir." Karara katılmayan üyeler, 10. Daire’nin kararının usul ve yasaya uygun olduğu görüşünü belirttiler.
Kurul’un kararı bağlayıcı olduğu için Danıştay 10. Dairesi, şimdi davayı esastan görüşerek karara bağlayacak.
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:23