Medya
  • 11.9.2022 18:35

Dedesi Musevi mezarlığında yatan genel başkan!..

DEDESİ MUSEVİ MEZARLIĞINDA YATAN GENEL BAŞKAN
Abdullah Gül olağandışı bir tesadüf eseri 2. Elizabeth’in öldüğü gün İngiltere’de çıktı.
Belli çevreler tarafından, ‘Kraliçe’nin Oğlu’ denilen Gül, İngiltere’de olduğunu gizleme gereği de duymadı.
Kraliçe öldüğü gün İngiltere’de olunca; kendisinin 2011 yılında paylaştığı bir görüntü yeniden gündeme geldi.
Yaptığı paylaşımda, kendisi, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu türbanlı eşleriyle bir locada otururken görülüyor.

Gül o fotoğrafın altına şöyle yazmış; "Kraliçe bize, Müziğin kalbi konumunda olan Royal Albert Hall'de kendi locasını tahsis etti."
AK Parti’nin 3 muhafazakâr ismi yanlarına türbanlı eşlerini alarak Kraliçenin özel davetiyle Mozart’ı dinlemişler.
Bunu da bir büyük itibarmış gibi kamuoyuna duyurdular.
Ne büyük bir şeref!
Ali Babacan o tarihte Başbakan Yardımcısıydı. Davutoğlu da Dışişleri bakanıydı.
Kraliçe; AK Parti’nin iki bakanına ve bir eski Cumhurbaşkanına özel locasını bahşetmiş.
Görüyorsunuz değil mi?
Kraliçe; bugün Erdoğan’ı devirmek için harıl harıl çalışan bu üçlüyü taa o günlerde bilmiş.
Bu 3’lü; 2011’de AK Parti çınarının ağaçkakanı mıydı yoksa sonradan evrim geçirip kuş mu oldular bilmek zor.

Sonuçta kraliçe ve adamları malını iyi biliyor. Sepetteki çürük elmaları daha çürümeden buldular.
Gül’ün paylaştığı fotoğrafta önemli bir eksik var.
İngiliz Temel
(Karamollaoğlu) locada gözükmüyor.
Bu beni çok şaşırttı.
Kraliçe kendisini locaya davet etmemişse çok ayıp etmiş!
Bay Temel şu ana kadar Kraliçe için bir taziye de yayınlamadı.
Belki de Buckingham Sarayı’nın duvarına dayanmış ağlıyordur.
Şaka bir yana; Osmanlı’yı yıkan, çıkardığı fitneyle Arapları bize düşman eden, kurduğu Vehhabilikle kutsal toprakları münafıklara teslim eden ve Müslümanlara zulmeden kraliçenin ölümüne üzülenin kanı bozuktur.
Değil Müslüman, insan bile değildir.
Kanı bozuk deyince…
Locanın has adamı Ali Babacan’a değinmek isterim.
Ben bu ülkede; birden bire ortaya çıkıp parlatılanlardan daima huylanmışımdır. Bu yüzden bir gözüm hep Babacan’ın üzerinde oldu.
Babacan parti kurduktan sonra sık sık Bahçeli’yi tenkit ediyordu.
İşte o günlerde Çakıcı’nın oğlu kendisine sert bir uyarı yaparak şöyle dedi;
- Ali Babacan denen, kader arkadaşı Sayın Devlet Başkanımıza (Erdoğan’a) ihanet eden bu devşirme Yahudi dönmesine şunu hatırlatmak isterim… ABD’de 41.state‘de kaldığını söylemektedir. Orada FBI adına ajanlık yapıp Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili sürekli ABD derin devletine bilgi verdiğini bizler bilmekteyiz. Ali Babacan’ı AK Parti kurulduğu yıllarda Amerikan derin devleti AK Partinin içine yerleştirdi.
Vay babam vay…
Babacan, bu yenilir yutulmaz lafları hap gibi yuttu.
Bir daha da Bahçeli’nin yakınından bile geçmedi.
Biz Babacan’ı Ankaralı biliyoruz.
Bu Yahudilik meselesi nereden çıktı?’ biraz kurcalayayım dedim…
Hay kurcalamaz olaydım.
Ali Babacan'ın ismini taşıdığı dedesi, 1911 yılında Ankara’nın Şereflikoçhisar’a bağlı Parlasan köyünde doğdu.
Dede Babacan; Askerlik sonrası 1928 yılında katır ve develere yüklediği çeşitli tuhafiye mallarını köyler arasında dolaşıp satarak çerçilik yaptı. 
Ali Babacan 1911 yılının öncesine ilişkin bir bilgi vermemiş.
Onun vermediği bilgiyi; Türkiye’de Musevilere ve Sabetaylarla ilgili geniş bir çalışma ve kitapları olan Prof. Dr. Yalçın Küçük verdi.
Yalçın Küçük; Babacan ve Davutoğlu’nun, ‘Kırımlı Türk Yahudi’si olduğunu iddia etti.
Şimdi anladınız mı onlar niçin Kraliçe’nin locasındalar?
Bizim Ankaralı sandığımız Babacan, meğer Kırım Tatarı Karaymış.
Tıpkı Şirin Payzın gibi…
Yalçın Küçük şöyle dedi;
- Babacan adı çok, çok tipik bir Karay adıdır. Karaylar kullanır. İsterseniz Karay Türkleri deyin, isterseniz Karay Yahudileri deyin.
Babacan ismi Karay Musevilerinin kullandığı bir isimdir. Babacan isminde bulunan Baba, İbranice de Tanrı demektir, Can ile birleşince “kurtarmak” fiilini çağrıştırmaktadır.
Yalçın Küçük’e göre Ali Babacan, bir kripto Yahudi’dir.

Yalçın Küçük bu iddiasını hem kitabında, hem de gazetedeki köşesinde yazdı.
Gel gör ki; Ali Babacan kendisini ne tekzip etti ne de yalanladı.
Tıpkı Oğul Çakıcı’ya yaptığı gibi sessiz kaldı.
Babacan'ın Musevi/Yahudi Karaim veya Karay Türklerine
olan kültürel yakınlığı Litvanya’da ortaya çıktı.
Küçük ’ün Kırım Karay Musevi’si olduğunu iddia ettiği Babacan, Dışişleri Bakanı iken 2006 yılında Litvanya’ya gitti.
Babacan Vilnius’ta yaşayan Karay Türklerini ziyaret etmek için ısrar etti.
Yaklaşık 250 Karay Türkü /Musevi’siyle görüşen Babacan akrabalarıyla hasret giderdi.
Dışişleri Bakanı olduktan sonra 2008 yılında iki kez Ukrayna'nın başkenti Kiev'de temaslarda bulunan Ali Babacan; resmi programında yer almamasına rağmen Türkçe Gözleve, Rusça Evpatorya olarak bilinen şehre gitti.

Burada Karay Musevilerinin yattığı bir mezarlık bulunuyordu.


Karay Musevilerine ait mezarlıkta Babacan adının kazındığı dedelerinin mezarlarını ziyaret edip, kabirleri başında dua etti.
Büyük dedesi halen bu mezarlıkta bulunmaktadır.



NOT : FOTOĞRAFLAR O MEZARLIKTAN ÇEKİLMİŞ KARAY MUSEVİLERİNE AİTTİR

Bir bilgi daha verelim.
Ali Babacan Dışişleri bakanı olduğu dönemde; New York’ta ‘Sefarad Yahudileri ’nin kültürel izleri isimli bir sergi açıldı. Sergide Türkiye’de bulunan Sefarad Yahudilerinin kültürlerini koruma zorlukları anlatılıyordu.
Dışişleri Bakanlığı Babacan’ın özel emri ile, Sefarad Yahudilerinin bu sergisi için yüksek miktarda ödeme yaparak sponsor oldu.
Gelelim şu Bilderberg toplantılarına…
Fikir babaları ve en büyük destekçileri ünlü Yahudi Rockefeller ve Rotschild aileleri olan ve 1954 yılında üst düzey bir Mason olan Joseph Retinger tarafından kurulan kulüp Bilderberg, dünyanın en gizemli organizasyonudur.
Derin Amerika’ya bağlı Bilderberg Toplantıları, dünya çapında etkin siyasi liderlerin yanı sıra iş dünyası, basın-yayın ve akademi çevrelerinin en önde gelen temsilci ve uzmanlarının bir araya gelmesiyle yapılan yaklaşık 120-150 kişinin katıldığı yıllık özel toplantılardır.
Toplantılara Amerika ve İsrail karşıtı olmayan kişiler davet ediliyor.
Toplantıda konuşulanların dışarıya sızdırılması kesinlikle yasak.
Babacan; 2003, 2004, 2005, 2007, 2008, 2009, 2012 ve 2013 yıllarında düzenlenen toplantılara “davet edilen” en seçkin Türk konumunda.

Bilderberg’in müdavimi olan Babacan, toplam sekiz kez davet edilerek bir rekor kırdı.
Parti kurduktan sonra bir vatandaş kendisine, “Derin Yahudi kuruluşu Bilderberg toplantılarında ne işin vardı?” şeklinde bir soru sordu.
Soruya, “Tayyip Bey gönderdi ben de gittim” diyerek cevap veren Babacan, bu konuyu da Erdoğan’a yıkmaya kalktı.
Bu toplantılara; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu veya başka bir AK Partili bakanın neden hiç davet edilmediğine bir açıklık getirmedi.
Ali Babacan; 2002 yılında 36 yaşındaydı, siyasette tecrübesi yoktu. Tayyip Erdoğan Babacan’ı Gül’ün tavsiyesiyle genç yaşta bakan yaptı. Ekonominin patronluğundan, Dışişleri bakanlığına kadar en kritik yerlere getirdi. Yetmedi Başbakan Yardımcısı yaptı.
AK Parti hükümetlerinde her kabinede görev alan tek isim, Ali Babacan’dı.
Bu nankör; kendisini bu görevlere getiren ve oğlu gibi gören Erdoğan’ı sırtından hançerlemeye kalktı.
Allah’tan bunu bile beceremedi ve kendisinin hain yüzü ortaya çıktı.
Kılıçdaroğlu 6’lı masaya aldığı Babacan’a ekonomide tek patronluk sözü verdi.
Şimdi CHP’nin kazanına odun taşıyor. Aslında CHP’ye değil ahiretteki kendi kazanına odun taşıyor.

Bütün bu yazdıklarımdan sonra bazılarınız aklına şu gelebilir; “Bu adam muhafazakâr, eşi türbanlı. Musevilikle ne ilgisi olabilir?
Bilderberg ile ne işi varsa Musevilerle de o işi var. Bilderberg ile ne işi varsa CHP ile de o işi var.
SON SÖZ!
Her gördüğün sakallıyı deden, her gördüğün türbanlıyı müemmen’ sanma.
 

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER