DENİZ AKKAYA: TECAVÜZ 5 YAŞINDA BAŞLADI !
Mankenliği bıraktıktan sonra oyunculuğa ağırlık veren Deniz Akkaya, çok yakında ''Maskeli Beşler- Kıbrıs'' filmi ve Ali Poyrazoğlu ile sahneleyeceği yeni bir tiyatro oyunuyla izleyicinin karşısında olacak. Bu arada gençlere yönelik TV programının da hazırlıklarını sürdüren Akkaya, özel yaşamı ve çocukluk yıllarını Hello dergisine anlattı
Sevgisiz büyümüş bir çocuk izlenimi veriyorsunuz?
Size anlatabilecek hüzünlü bir hikâyem yok. Annem, babam çalıştığı için beni asıl büyüten anneannemdir. Sevgi dolu, masmavi gözlü, hayattaki tek keyfi bana akordeon çalmak ve hamur yemeği yedirmek olan bir kadındı. Ben anneannemin kucağında büyüdüm. Sevgisiz büyüdüm dersem, onun içi sızlar.
Ben anne-baba sevgisinden söz etmiştim.
Bizim ailede sevgi, mıncıklamak demek değildi. Babam, saçımı okşayarak beni severdi ama annem öyle kucaktan kucağa dolaştırılmama izin vermezdi. Gözleriyle konuşan bir aileden geliyorum.
Arada yaptığınız taşkınlıkların sebebi nedir?
Küçükken de yaramazdım. Erkek çocuğu gibiydim. Dolayısıyla bunu tutarlı bir şekilde yaparım. Bunun tek nedeni de sorgulamak! Hayatımda sorgulamadan hiçbir şeye inanmadım, buna Allah da dahil. Kendi hayatı olan bir insanım. Buna hep saygı bekledim. Beş yaşımdan beri böyleyim. Şimdi işim gereği gazeteciler yapıyor ama zamanında da annem yapardı ve günlüğümü okurdu. Özel hayatıma tecavüz beş yaşımda başladı. Bu benim hiçbir zaman hoşuma gitmedi; bunu da her zaman ifade ettim, susmadım.
Alkol sizi agresifleştiriyor mu?
İnsanın bilincini kaybetmesini en büyük acizlik olarak görüyorum. Normalde küfürlü konuşan bir kadın değilim ama öyle bir kadınmışım gibi algılanmamım nedeni, alkoldür!
‘Evli erkekle ilişki yaşamadım’
Sapanca’da bir spa merkezinde alkol tedavisi gördünüz doğru mu peki?
Hayır. Gazetecilerden kaçmak için oraya gittim. Detoksa senede bir - iki kez gidip, bağırsaklarımı temizletiyorum. Bunu rutin olarak yapıyorum. Ehliyetime el koyulduğunda da yine detoks amaçlı bu spa merkezine gitmiştim. Alkol hiçbir zaman yakın arkadaşım olmadı. Çünkü ben asker gibi yaşıyorum. Bunu da kendimi sevdiğim ve kendime saygı gösterdiğim için yapıyorum.
Hakkınızda şehir efsaneleri da var. Sevgililerinizin kapısında oturup, saatlerce ağlarmışsınız.
Aşktan çok içtiğim de olmuştur, ağlamışlığım da, tutamayacağım sözler vermişliğim de. Ama aşk, normalde kurduğun hayalden çıkmaktır zaten. Yoksa ismi aşk olmazdı. Aşkın ilk zamanları ve bitmeye yakın zamanları sancılı zamanlarıdır.
Bu sancılı dönemlerde siz neler yaşıyorsunuz?
Duygularımı çok yoğun yaşayan bir insanım. Dolayısıyla sancılarımı da yoğun yaşarım. Hiç kimsenin kapısında ağlamadım diyemeyeceğim çünkü çok ağlamışımdır. Bu, insanın hallerinden biridir. Çok sevdiğin bir insanla sona yaklaşıyorsam eğer, onun için ağlamak, belki zamanında yerine getirmediğim sözleri tekrarlamak, onun için yalvarmak kötü bir şey değildir.
30 yaşına geldiğinizden bu yana hayatı daha farklı yaşadığınızı söylediniz. Nedir hissettikleriniz?
Hayatımda hep istediğim şeyleri yaşadım. Bunlara kötü olanlar da dahil. Hep canımın istediği insanla yemek yiyip, istediğim insanla muhabbet edip, kafamın estiği yoldan gittim. ‘Hayat şartları beni buraya getirdi’ gibi bir cümle kuramıyorum. Şimdi kendimle daha duygusal, daha naif, daha kabullenir bir ilişkim var.
Evlilik?
Evlilik bana keyifli bir şeymiş gibi geliyor ama kendinize ait özel bir alanın kalmaması düşündürüyor beni. Evli insanların da aynı ev içinde kendilerine ait bir odaları, yaşamları olmalı. Buna saygı gösterecek bir insanla evleneceğim ya da hiç evlenmeyeceğim.
Ya çocuk?
Tabii ki çocuğumun olmasını istiyorum. İleride çok para kazandığım zaman evlat edineceğim.
Şu an sevgiliniz var mı?
Evet, var. Ama benim de kulağıma geldiği gibi evli biriyle birlikte değilim. Daha önce de evli biriyle birlikte olmadım. Bu konuda Kuran’ın üzerine de el basarım. Bugün benim yanımda, yarın karısının yanına dönecek biriyle birlikte olmam. Arkadaşlarımı bile zor paylaşan bir insanım.
Geleceğe ve işe dair projeleriniz neler?
Ali Poyrazoğlu gibi bir üstadla tiyatro yapacağım. Oyunculuk ruhumu temizliyor. Kendimden uzaklaşıyorum, meditasyon gibi bir şey. Oyunculuğa daha kutsal olarak bakıyorum. Bu arada bütün varlığımı vererek yapmak istediğim tek şey ise Ellen DeGeneres gibi bir program hazırlamak.
TV programı ne zaman hayata geçecek?
Görüşmelerimiz devam ediyor. Tamamen genç insanlarla muhatap olacağım, genç insanlardan besleneceğim bir program formatı hazırlıyoruz. Okan Bayülgen’inki gibi bana ait, eğlenceli, gülünecek bir televizyon programı olmasını istiyorum.