İşte bir Türkiye gerçeği daha! 17 Ağustos depreminin hemen ardından binlerce insanımız daha enkaz altındayken, 'Niçin Türkiye'de erken uyarı sistemi yok' tartışmaları yaşandı. Ancak bir yıl önce, "Erken uyarı sistemi için gerekli olan sinyali ürettik" diye açıklama yapan Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Erdik'e kulak asan olmadı. Sinyali üretmeyi başardıklarını ama henüz bu sistemi sahiplenecek bir kurumun ortaya çıkmadığı söyleyen Prof. Erdik, isyanda...
* Erken uyarı sistemi ne işe yarıyor? Tüpraş yangını aklınıza gelsin. Olası bir depremde erken uyarı sistemi devreye girdiğinde doğalgaz vanaları otomatik olarak kapatılacak, elektrikler kesilecek, yangınlar önlenecek..
* Yani olası bir depremde bu sistem devreye girebilecek... Hayır. Çünkü gerekli sinyali ürettik ama önemli olan o sinyali iletecek alt yapının hazırlanması; fabrikaların, santrallerin biz bu sistemi kurmak istiyoruz diye talepte bulunması.
* Talep yok mu? Hayır yok. Herhangi bir kurum da bu sorumluluğu üstlenmedi. Biz bir bilimadamı olarak gerekli çalışmayı yaptık. Ama kapı kapı dolaşıp bu sinyali alın diyemeyiz ki. Bu bizim işimiz değil.
* Kim yapacak bunu? Devlet kurumları. Örneğin İstanbul Valiliği'yle görüşmelerimiz sürüyor.
* Aradan bir yıl geçmesine rağmen gerekli çalışmalar yapılmadı mı? Maalesef. Eğer Güney Asya depremi olmasaydı bu konu yine gündeme gelmezdi. Oysa deprem bu ülkenin önemli bir meselesi. Örnek olarak... Bir doğalgaz dolum tesisi var. Deprem oldu. Biz depremle ilgili sinyali üretiriz. Ama bu şartlarda sinyali gönderemeyiz. Sinyali gönderecek alt yapı kurulsa da sinyali alacakların gerekli donanıma sahip olması gerekiyor. Deprem olduktan sonra doğalgaz vanalarınızı kapatın diye telefon edecek değiliz ya. Zaten bu kadar zaman da yok. Her şeyin otomotik olarak işlemesi şart.
* Peki bu talep nasıl oluşturabilir? Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Dünyada örnekleri var. Mali mesuliyet sigortası denen bir sigorta var. Örneğin bir kimya fabrikasına sigorta maliyeti olarak çıkartılan fatura 100 milyon dolar. O sigorta şirketi diyor ki, 'Eğer deprem erken uyarı sistemi'nin çalışması için gerekli çalışmayı yaparsan sigorta bedeli 60 milyon dolara düşer. Tabii fabrika sahipleri bu kez bu sinyali almak için dört dönüyor. Biz de tam tersi.
Sistem nasıl çalışacak? Erken uyarı sisteminin nasıl işleyeceğini öğrenmek için Kandilli Rasathanesi Deprem Mühendisliği'ne gittik. Deprem Mühendisi Hakan Alçık, sistemin işleyişini harita başında anlattı... Yüksek Mühendis Alçık, erken uyarı sistemini devreye sokabilmek için ilk olarak yer tespit çalışmaları yaptıklarını söylüyor.
* Kaç yer tespit ettiniz? Ön çalışma için 10 nokta tespit ettik.
* Nereleri bunlar? Şöyle söyleyelim. Bu noktalardan 3ü Adalar'da, 4'ü Avrupa Yakası'nda 3'ü de Anadolu yakasında.
* Peki bu noktalara nasıl bir cihaz yerleştirdiniz? İvme ölçer, yani kayıtçı sistemi adını verdiğimiz cihazları yerleştirdik. Bu cihazlar bir adımın yarattığı titreşimi bile hissedebiliyor.
Otomasyon gerekli * Deprem sinyali size nasıl aktarılıyor? İş Kuleleri'nin üzerine de sinyal aktarıcısı yerleştirdik. Diyelim ki deprem oldu. Biz anında ana bilgisayımızda bu depremi hissediyoruz. Eğer yıkıcı bir depremse, -ki bunun için 6 ya da daha büyük bir depremin olması şart-hemen aktaracı vasıtasıyla sinyalimizi bu on noktaya gönderiyoruz. Botaş'sa doğalgaz vanaları kapanıyor, elektrikler kesiliyor.
* Ama sanırım şu anda siz sadece sinyal üretebiliyorsunuz? Evet. Biz gerekli sinyali ürettik. İvme ölçerleri yerleştirdiğimiz 10 noktadan da titreşimleri alıp değerlendirebiliyoruz. Ama sinyali gönderemiyoruz. Bunun için tüm İstanbul geneline hitap eden bir frekansa sahip olmak gerekiyor. Biz bu frekansı kullanalarak sinyalimizi gönderebiliriz.
* Problem bununla bitiyor mu? Hayır. Diyelim ki sinyali de gönderiyoruz. Bu kez stratejik kuruluşların, fabrikaların, dolum tesislerinin sinyali alıp değerlendirecek, emirleri uygulayacak bir otomasyon sistemini kurması gerekiyor.