DEPRESYONUN TANISI,TEDAVİSİ VE BİLMENİZ GEREKENLER
Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölüm Başkanı ve Florance Nightingale Hastanesi Psikiyatri Bölümü sorumlusu Doç. Dr. Tarık Yılmaz, depresyon tedavisini anlatırken, ilaç kullanımına dikkat çekti.
OKULDA BAŞARISIZ OLAN ÇOCUKLARA NASIL YAKLAŞMALIDIR?
Ailenin olaya şöyle bakması gerekiyor. Örneğin sınavdan 6 alan bir çocuk 8 alamayan bir çocuktur ama unutulmamalıdır ki 5''ten de fazla almıştır. 6''yı alabilen bir çocuk bunu 7''ye de çıkarabilir. Ama 6 alan çocuğa ''Sen 8 alamadın veya 7 alamadın, başarısızsın'' dediğinizde onun bir sonraki dönemde 6 almasını da engellemiş olursunuz.
DEPRESYONDA OLDUĞUNU DÜŞÜNEN BİR KİŞİ HANGİ UZMANA BAŞVURMALIDIR?
İlk başvurulacak kişi psikiyatrist olmalıdır. Birçok tıbbi rahatsızlıkla depresyonun ilişkisi vardır. Dolayısıyla önce depresyonun teşhisinin konulması ve sebeplerinin anlaşılması için aynı zamanda doktor olan bir psikiyatriste ihtiyaç duyulur. Psikiyatristin koyduğu teşhisten sonra başlanan tedavide ilaç verilmesini tabii ki yine doktor olan psikiyatrist belirler ama işin terapi yönünü uzman bir psikoloğun yapması gerekir. Kişiyi psikoloğa yönlendiren yine psikiyatrist olmalıdır.
DEPRESYON ŞÜPHESİYLE GELEN BİR HASTANIN TEDAVİ İÇİN HANGİ AŞAMALARDAN GEÇMESİ GEREKİR?
Öncelikle kişinin hayat hikâyesi dinlenir, şikâyetlerinin gelişimine bakılır ve tanı konulur. Tanı için gerekirse birtakım kan tahlilleri de istenebilir. Birçok hasta daha önce dahiliyecilere gittikten sonra psikiyatristlere gelir. Çünkü sorunlarının fiziksel olduğunu düşünürler. Bu nedenle psikiyatriste geldiklerinde genelde ellerinde tahlilleri vardır. Teşhisten sonra hastaya bu konuda bilgi verilir. Kişilik yapısı değerlendirilir. Tedavi planı kabaca iki yönlüdür. Bir ilaçla tedavi, diğeri de psikoterapidir. Depresyon tedavisinde bu ikili ayrılmaz bir bütündür. Bu kombinasyon başarılı sonuç verir
NE GİBİ İLAÇLAR KULLANILIYOR?
Antidepresanlar, benzodiasepin ve duygu durumunu düzenleyici ilaçlar kullanılır. Bunların arasında benzodiasepin türü ilaçların alışkanlık yapma potansiyeli yüksektir. Duygu durumunu düzenleyici ilaçlara ise lityum örnek olarak gösterilebilir. Antidepresanların farklı grupları vardır. Klasik olanlar: Bunlar en eski grup ilaçlardır. Yatıştırıcı özellikleri vardır ama yan etki potansiyelleri biraz daha yüksektir.
Bir de yeni nesil antidepresanlar var. Bunlar da seratonin mekanizması üzerinde etkilidir. Seratonin geri alımını bloke eden antidepresan türleri vardır.
Antidepresanların etkilerinin görülmesi için birkaç gün ile bir hafta arasında kullanılması gerekir. Bu ilaç grubunun yan etkileri oldukça azdır. Antidepresanlar alışkanlık yapmazlar ama kesilme belirtisi yapabilirler. Bu nedenle özellikle doktora danışmadan antidepresan kullanımını birdenbire bırakmamak gerekir. Türüne ve kişinin özelliklerine göre bırakılmalıdır. Dozu da kişiye göre ayarlanır. Benzodiasepin grubu ilaçlar ise alışkanlık yapma eğilimi olduğu için geçici bir süre kullanılmalıdır. Duygu düzenleyici ilaçları da tedaviye dirençli depresyonlarda ya da belli dönemlerde ortaya çıkıp maniyle birlikte seyreden depresyonlarda kullanırız. Bugün yeni teknoloji ilaçların yan etki potansiyeli çok düşmüştür.
Ancak son yıllarda hastaların, yakınlarının tavsiyesi üzerine ilaç aldıklarını sık sık görüyoruz. Bu çok yanlıştır. Bazı kişilerde antidepresanın kesinlikle kullanılmaması gerekir. Çünkü başka hastalıkları tetikleyebilirler.
Mesela kişide şizofreni eğilimi varsa depresyon ilaçlarıyla bu şizofreni daha da tetiklenir. Bu yanılgının nedeni de şizofreninin bazen depresyon gibi belirtiler göstermesidir. Ya da kişide manik depresif bir eğilim varsa ve bu süreçte antidepresan kullanırsa hızla mani durumuna girer. Bir de ilaç etkileşimleri vardır. Mesela kan sulandırıcı ilaçlar kullanan bir kişi belli antidepresanları belirli dozlarda almalıdır. Düzenli olarak ilaç kullanan kişilerin de hekim kontrolü olmadan antidepresan kullanmamaları gerekir.
MANİK DEPRESİF DURUM DA DEPRESYONUN BİR TÜRÜ MÜDÜR?
Mani tablosu tabii ki son derece ağırdır. Bunu takip eden depresif durum da genellikle ağır bir depresyonla kendini gösterir. Bu hastalık insanın hayatını yoğun bir şekilde etkiler. Kişi işinden olabilir, o dönemde çok fazla harcama yaptığı için borçlu duruma düşebilir. İlişkileri çok düzensiz hale gelir. Çok çabuk kararlar verir. Aktivitesi aşırı derece artar, kontrolden çıkar.
BU HASTALIĞIN TEDAVİSİ VAR MI?
Bunun tedavisi var ama atakları önlemeye yönelik bir tedavi bu. İlaç tedavisi bu hastalıkta çok önemli bir yer tutuyor. O anda hastadaki belirtiler depresyonsa depresyonu gidermeye yönelik, maniyse maniyi baskılamaya yönelik ilaç tedavisi yapılır. Bunlarla birlikte duygu durumunu düzenleyici ilaçlar da kullanılır. Kişi nöbetler dışındaki zamanlarda normal insanlardan farksızdır. Ancak yanılgıya düşmemek gerekir. Çünkü belirtilerin olmaması atakların bir daha hiç yaşanmayacağı anlamına gelmez. Hastanın ataklar olsun veya olmasın ilaçlarını düzenli olarak kullanması gerekir. İlaç kesilirse nöbetler tekrar ortaya çıkabilir.
DEPRESYONUN KESİN OLARAK TEDAVİSİ VAR MI?
Bugün depresyon tedavi edilebilir bir hastalık olarak gösterilmektedir. Hem ilaçların yan etkileri oldukça düşük olması hem de ilaç çeşitliliği açısından durum iç açıcıdır. Bununla birlikte modern psikoterapi teknikleriyle depresyon büyük ölçüde tedavi edilebilir. Ayrıca dirençli depresyonlar için de tedavi planları vardır. Eğer depresyonun altında yatan başka bir neden varsa, fiziksel hastalık söz konusuysa o zaman bu hastalığın tedavisine yönelik bütüncül bir yaklaşım uygulanmalı.
TEDAVİ NE KADAR SÜRER?
Depresyonun tedavisi, türüne ağırlığına ve geçmişine göre değişir. Eğer kişi uzun süredir depresyonda ise tedavi de daha uzun sürer. Tekrarlayıcı depresyonlarda hastanın ömür boyu hekimle işbirliği içinde olması gerekir.
Bizim işimiz sadece depresyonun belirtilerini ortadan kaldırmak değil aynı zamanda ortaya çıkmasını önlemek, ortaya çıktığında da daha hafif olmasını sağlamaktır. Ama psikoterapi açısından bakıldığında seans sayısı 12-15 olmalıdır. İlaç tedavisi de üç aydan az olmamalıdır. Hatta altı-dokuz ay bile ilaç kullanılması önerilebilir.
UNUTMA DEPRESYON BELİRTİSİ MİDİR?
Unutkanlık depresyon belirtilerinden biridir. Ama tek başına unutkanlık depresyon belirtisidir denemez.
SONBAHARIN DEPRESYON ÜZERİNDE ETKİSİ VAR MI?
Depresyonun önemli nedenlerinden biri seratonindir. Işık melatonin mekanizması üzerinden seratonin salgılanmasında etkili olur. Işık azalınca seratonin seviyesi de azalır. Bazı kimseler buna karşı hassastır bazıları değildir. Hava karardıkça depresyon eğilimi artabilir. Bir de fiziksel aktivite çok önemlidir. Mümkün olduğu kadar açık havada aydınlık bir ortamda bulunmak, ışık almak depresyonun önlenmesinde etki sağlar. Ayrıca gün ışığına benzeyen özel frekansta lambalar vardır. Bunlarla ışık tedavileri yapılır
MEVSİMLERİN ETKİSİ VAR MI YOKSA TAMAMEN IŞIĞA MI BAĞLI?
Genellikle ışıkla ilgidir. Ama mevsim geçişlerinde insan hayatında birçok değişiklik olur. Bazı insanlarda da özellikle yazın depresyon görüldüğü birçok doktor tarafından gözlemlenmiştir. Bunun nedeni de tamamen psikolojiktir, çünkü kişide yalnızlık hissi oluşur. Tatil zamanıdır ama tatile birlikte çıkabileceği bir kişi yoktur. Bu durum onu depresyona sürükleyebilir.
Ayrıca bazı insanların her yıl düzenli olarak belirli dönemlerde sıkıntılarının arttığı görülmüştür. Mesela yılbaşında oğlunu kaybeden bir kişinin her yıl aynı dönemde depresyona girdiği görülebilir. Bu durum, tamamen geçirilen o travmayla ilgilidir.
SIK YAPILAN HATALAR
Hastaya sorumluluklarını vurgulamak ya da sitem etmek.
İntihar düşünceleri ve imalarını hafife almak. İntihar ve ümitsizlik konularını açık ve doğrudan konuşma hastanın duygularını ifade etmesine destek olur.
Depresif insanları yalnız bırakmak veya onlarla olan ilişkiyi sınırlamak doğru değildir. Çünkü, depresyondaki kişinin güven duygusuna yoğun olarak ihtiyacı vardır.
Depresif hastayı dinlenmesi için tatile göndermek yanlıştır. Tatile tedaviden sonra çıkılması önerilir.
Kişi depresyondayken aile, iş ve gelecekle ilgili önemli kararlar almamalı, iyileşinceye kadar beklemelidir.
ÇOCUK VE ERGENLERDEKİ BELİRTİLERİ
Gerginlik, üzüntü ve sinirlilik.
Kavga, tartışma ve yetişkinlerle sert konuşmalar.
Duygu durumunda değişkenlik.
Kendilerine güvenlerinde azalma.
Yoğun boşluk hissi.
Dikkat ve konsantrasyon sorunları.
Yalnız kalma eğilimi, ölme isteği ve umutsuzluk.
Çevre ve arkadaşlarla uyumsuzluk.
Hareketlilik düzeyinde artış veya enerji ve hareket seviyesinde azalma.
Uyku ve yeme düzenlerinde sorunlar.
Okul başarılarında ve performans düzeylerinde düşüş.
Beden imajı kendine güven temalarında problemleri (ergenlerde).
Risk alma ve antisosyal davranışlar, vandalizm, güvenli olmayan cinsel ilişki davranışları (ergenlerde).
Alkol ve madde kullanımı (ergenlerde).
Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:25