MALATYA’da 18 Nisan 2007 tarihinde, ’Zirve Yayınevi’ni basarak, Alman Tilman Ekkehart Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel’i boğazlarını keserek öldürdükleri iddiasıyla 5’i tutuklu 7 sanık, ikinci kez yargılandı. Dün sabah sıkı güvenlik önlemleri atlında tutuklu sanıklar Emre Günaydın, Hamit Çeker, Salih Gürler, Abuzer Yıldırım ve Cuma Özdemir ile tutuksuz sanıklar Kürşat Kocadağ ve Mehmet Gökçe 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ikinci duruşmaya çıkarıldı. Mağdurların avukatları, sanıkların soykırım suçundan yargılanmaları gerektiğini savunurken, duruşmanın başından sonuna kadar kamerayla kaydedilmesini istedi. Bu istekler kabul edilmedi.
Mağdur avukatları, mahkeme heyetinden, cinayet zanlılarının birbirlerinden ayrılarak tek tek dinlenmesi isteminde bulundu. Bu istemi kabul eden mahkeme tutuklu ve tutuksuz zanlıları dışarı çıkardı. Daha sonra tutuksuz yargılanan sanıklardan Kürşat Kocadağ içeri alındı. Kocadağ ifadesinde, Emre Günaydın ile 2006 yılında dershanede tanıştıklarını anlatırken şöyle dedi:
EMRE İLE ARAMIZ AÇIKTI
"Komşu olduğumuz için sıkı arkadaşlığımız başladı. Olaydan 4 ay önce beni arayarak kafeye çağırdı. Bana Malatya’da 49 kilise evi olduğunu bunların başında papazların bulunduğunu anlatırken, ’Bunların arasına gireceğim. Ne iş yapıyorlar öğreneceğim. Bunlara paralar nerden geliyor, hangi işadamları yardım ediyor bunları öğreneceğim’ dedi. Emre bana ’Marangoz’dan da öte’ adlı bir kitap verirken bu kitapta Allah’a küfrettiklerini söyledi. Kitabı okumadım. Emre bir gün beni arayıp çok acil olarak yurda gelmemi istedi. Kutu içinde bana kuru sıkı tabanca verdi. Eve getirdim. Silahın kuru sıkı olduğunu biliyordum. Yasal cezası olmadığı için aldım. Bir gün ben evde yokken, Emre gelip kız kardeşimden silahı istemiş ve almış. Emre ile aramız zaten açıktı. Kendilerine katılmamı ve onlarla birlikte olmama istedi. Kabul etmedim. Babam da Emre ile arkadaşlığımdan rahatsızdı. İki kez kalp krizi geçirdi. Bize gelmemelerini istedim. Tartıştık bana küfretti."
KARŞI TARAF
Emre Günaydın’ın böyle bir olayı gerçekleştirdiğinden haberi olmadığını öne süren Kürşat Kocadağ, olayı televizyondan öğrendiğini söyledi. Sanık avukatlarının "Seninle Emre Günaydın dini inançlarınıza bağlı mıydınız? Namaz kılar mıydınız?" sorusuna Kocadağ, "Ben cuma namazı kılarım. Ama genel olarak ibadetlerim iyi değildir. Emre Günaydın da inançlarına çok bağlı değildi" yanıtını verdi. Kocadağ, misyonerlerden sözederken "karşı taraf" ifadesini kullandı. Müdahil avukatlarının, bu ifadenin "ne anlama geldiğini" sormaları üzerine, sanık Kocadağ, "Onlar Hıristiyan, biz Türküz. Karşı taraf derken bunu kastettim" dedi.
ELMA ŞİFRESİ
Tutuksuz sanık Mehmet Gökçe ise CD marketi olduğunu olay öncesi gelip, misyonerlerin hard disklerinin çözümünü yapmasını istediğini, kendisinin de kabul ettiğini, ancak olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Gökçe, müdahil avukatların Emre Günaydın ile samimiyeti ve olayla ilgisi olmamasına rağmen neden, bilgisayar için "Elma" diye şifreli konuştuğu konusuna ise net bir yanıt veremedi. Gökçe, Günaydın’ın son aldığı filmin de fantastik bir vampir filmi olan Van Helsing olduğunu söyledi.
ONLAR KİM TARTIŞMASI
Sanıkların daha önce polise ve savcılığa verdikleri ifadelerdeki "onlar" tanımlamasını anımsatan müdahil avukatları Çeker’e, "Onlarla kimi kastediyorsun?" diye sordular. Çeker ise, "Bilmiyorum bilseydim söylerdim. Beni buraya kadar sürükleyen birileri varsa onları saklamazdım. Günaydın, bizimle yaptığı bir konuşmada ’onlar’ diye bir söz söyledi. Ancak onların kim olduğunu söylemedi" dedi. Üç sanığın sorgusunu yapabilen mahkeme, duruşmayı 25 Şubat’a erteledi.
ACILI EŞLER İSYAN ETTİLER...
Malatya katliamı davasının dünkü duruşmasına eşi boğazı kesilerek öldürülen Şemse Aydın’ın isyanı damgasını vurdu.
Davanın tutuklu sanığı Hamit Çeker’in "Uğur Yüksel’in ellerinin ipini gevşettim. Rahat etmesi için de başının altına poşet koydum. Arkadaşım Cuma Özdemir de (sanık) öldürülen Necati Aydın’ın yüzündeki kanları siliyordu" dedi. Bu sözler üzerine ayağa fırlayan Şemse Aydın, "Alçaklar. Hem eşlerimizi vahşice kesiyorlar hem de rahat etsinler diye başlarının altına poşet koyduklarını söylüyorlar. Böyle komik böyle saçma şey olmaz. Bu alçakça bir yaklaşımdır" dedi. Mahkeme Başkanı, Aydın’ı önce uyardı, tepkisini sürdürünce de dışarı çıkartıldı. Müdahil avukatların eşini kaybeden bir kişiye daha anlayışlı davranılması gerektiği itirazları üzerine Hakim, Şemse Aydın’ın salona geri alınmasına izin verdi. Öldürülen Uğur Yüksel’in annesi Hatice Yüksel ise sanıklara, "Vicdanınız rahat mı? Rahat uyuyabiliyor musunuz?" diye feryat etti. Hatice Yüksel, Çeker’in cinayeti büyük bir soğukkanlılıkla anlatmasına da dayanamayıp, duruşmadan ayrıldı.
TEHDİT ETTİ
Hamit Çeker, sanık Emre Günaydın’ın, misyonerlik faaliyetlerinin tehlikeli boyutlara ulaştığı ve Türk kızlarını fuhuşa sürüklediği iddiasıyla kendilerini iknaya çalıştığını, karşı çıktıklarında korkaklık ve vatan hainliği ile suçlayıp, "Bu işin dönüşü yok. Kafanıza sıkarım, aileleriniz dahil herkesi öldürüm" dediğini ileri sürdü. Çeker, cinayet silahı 5 meyve bıçağını 11 YTL’ye satın aldıklarını belirterek, özetle şunları söyledi: "Beşimiz, Zirve Yayınevi’nin karşısındaki çay ocağında kahvaltı yaptık. Emre’yi vazgeçirmeye çalıştık. Ama Emre, ’Kimseye zarar gelmeyecek. Sadece PKK ile bağlantıları olan dökümanları alacağız’ dedi. Ailelerimize birer not yazıp yayınevine gittik. Emre her birimize birer bıçak verdi. İçeride, Emre ile Necati Aydın tartıştı. Necati, ’Hepimiz İsa’nın çocuklarıyız’ dedi. Bu ortamı gerdi. Uğur Yüksel, Necati Aydın ve Tilmann Ekkehart Geske’nin el, ayak ve ağızlarını bağladık.
BAĞIRAMADILAR BİLE
Emre’ye ’Yeter artık gidelim’ dedik. Ama o karşı çıktı, ’Bunlar beni biliyor, öldürmeden gitmem’ dedi. Elindeki bıçağı Necati Aydın’ın boğazına saplamaya başladı. Necati bağırmadı, sadece bir ses çıkardı. Emre lavaboya gitti ve elinde havlu ile geldi. Havluyu yabancının (Tilmann Geske) yüzüne örterek, boğazını kesti. Hiçbir tepki veremediler, çünkü hepsinin elleri, ayakları ve boğazları bağlıydı. O sırada kapı çaldı, iki kişi gelmişti."
Çeker, cinayetlerle ilgisinin olmadığını, Emre’nin öldürdüğünü öne sürdü ancak kendisine ait meyve bıçağı ve pantolonundaki üç maktüle ait kanları ise açıklayamadı.
Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 14:19