DİNÇER: ENFLASYON BÜYÜRSE EKONOMİ BÜYÜMÜYOR
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kayseri Sanayi Odası üyeleri ile bir araya geldi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Kayseri Sanayi Odası Başkanı (KAYSO) Mustafa Boydak, "Başbakan'ın konvoyuna yapılan saldırıda şehit olan polisimize Allah'tan rahmet ve yaralı olanlara acil şifalar diliyoruz" dedi. KAYSO Başkanı Boydak, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye'nin bence en önemli bakanlığı. Çalışma hayatının tüm yükünü çekiyor. Bakanlık ve iş dünyasının güzel bir uyumu var ve bunun devam etmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. İş arayanlara çağrıda bulunduklarını söyleyen Boydak, "İş garantili kurslarda Kayseri'de başarılıyız. Kayseri'de elimizden geldiğince farkındalık gerçekleştiriyoruz ama bu yeterli olmuyor. Mesele işsizlik olunca bir çok platformda konuşuluyor ama biz yapılan çalışmalara büyük oranda destek veriyoruz. İstihdama katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz" diye konuştu. Kayseri'de yeşil kart sahibi olan 80 bin kişinin olduğunu söyleyen Boydak, bu rakamın makul olduğunu ifade ederek, "Fakirliği kalem olmaktan çıkaracağız" dedi. İstikrarlı bir büyüme istediklerini
bildiren Boydak, "Kayseri olarak Türkiye 5 büyürse biz 7 büyüyoruz. Bunu yine gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu güce sahibiz" diye konuştu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, "Türkiye'de yıllar yılı, biz bu ülkede ekonomik büyümenin enflasyon ile bağını konuştuk. Bize öyle öğrettiler; ekonomik büyümenin enflasyon olmadan büyümenin olmayacağını söylediler. Enflasyon küçülürken, ekonomik büyümenin olduğunu gördük. 2009 yılında dünyanın istihdamı azaldı. İşsizlik de arttı. Ama bizim ekonomi küçüldü. Türkiye'de istihdam arttı. Dolayısıyla buna rağmen işsizlik de arttı. Bu bizim bildiğimiz temel varsayımlarının tersine oldu" dedi.
"Ana muhalefet partisi ters mantık kurdu. Ekonomik büyüme ile işsizlik arasında değil, istihdam arasında doğru orantı vardır. Bu açıdan bakıldığında 83 bin yeni istihdam sağlandı ama 2009 yılında işsizlik arttı" diye devam eden Bakan Dinçer, "Yeni bir ulusal istihdam stratejisi belirlemeye çalıştık. Henüz resmi belge haline getirmedik. Bunu bakanlar kuruluna sundum. Buradaki kısa vadeli çözümleri Torba Kanun'un içine koyduk. Türkiye'de ekonomi yüzde 1 büyürse istihdam yüzde 0.52 olarak artıyor. Aldığımız bazı tedbirler istihdamın artacağını gösteriyor. Türkiye 2010 yılında 1 puanlık büyüme ile 148 bin kişiye istihdam sağladı" ifadelerini kullandı.
İstihdam ile ilgili önemli teşvikler ortaya koyduklarını söyleyen Bakan Dinçer, kadınlar, özürlüler ve gençler konusunda yapılan düzenlemeleri anlattı. Bugün SGK İş Güvenlik payında 5 puanlık indirim yanında diğer teşvikleri de işletmelerin kullanabileceğini duyuran Bakan Dinçer, şu şekilde konuştu:
"Bu teşvikler olmasa bile 5 puanlık indirimden sonra OECD ülkelerin düzeyine yaklaştık. Bu Torba Kanun'da bir çok teşvikler yer alıyor. Biz mesleki eğitimleri destekleyen teşvikler de ortaya koyacağız. 28 Şubat'ta tüm meslek liselerinin önü kesildi ve ara eleman aranan eleman haline geldi. Gençler sokaklarda işsiz geziyorken, sorunlarımızla boğuştuk. Bu sebeple meslek liselerini dolaylı yollardan teşvik etmek için kendi mezun oldukları yerde istihdam edilme şartı ile SGK primlerini de biz ödeyeceğiz. İşletmeleri düşündüğümüz, istihdamı düşündüğümüz kadar işletmeleri korumayı da çok düşünüyoruz. Küçük işletmeler, az ama kaliteli ürün üretirlerse hayatta kalma şansları daha fazla olacaktır. Ana muhalefet partisinin dile getirdiği aile sigortası, ülkede herkesin dikkatini çekti. Çünkü birsi bu insanlara para vermeyi vaat etti. 2002 yılında terk ettiğimiz siyaseti yeniden karşımızda gördük. Biz Türkiye'de iki farklı zihniyeti temsil ediyoruz. Bizim temsil ettiğimiz, siyasi partilerin gelenekleridir.
Muhalefetin dile getirdiği sosyal pardım projesidir. 'Ben daha fazla para vereceğim' diyerek dikkat çektiği bir programdır. Yoksullukla mücadelenin birinci ayağı ekonomik büyümeyi sağlamaktır. Bir ülkede ekonomik büyüme yoksa yoksullukla mücadele edemez. Ekonomik büyümenin Türkiye'de yoksullukla mücadele en önemli ayaklardan biridir. 2003 yılından buyana yüzde 5 ekonomik büyüme sağladık. Bu büyümenin artı kaynaklarını dağıtırken, yoksulları da göz önüne aldık. Emekli maaşlarındaki adaletsizliği de en düşük maaş alanların maaşını artırarak düzeltmeye çalıştık. Dengeli vadeli bir intibak uygulamaya başladık. Bu giderek kendini gösteriyor."
"Asgari ücrette her zaman artış sağladık" diye devam eden Dinçer, "Enflasyon fakir ve zengin ayırt etmeksizin herkesin gücünü etkiliyordu. Biz enflasyonu durdurarak yoksulların alım gücünü artırmış olduk. 2002 yılında yüz haneden 22'si yoksuldu. Şimdi 100 haneden 14'e düştü. Muhalefetin dediği yoksul artışı, aslında yüzde 13'e inen yoksulluğun ekonomik kriz nedeniyle yüzde 14'e çıkmasıdır. Eğitim olmadan yoksullukla mücadele olmaz. İnsanların yoksulluktan kurtulmasını istiyorsak aile fertlerinin okuması lazım. Zenginler yardım yapacaksa, ailenin çocuklarına iş vererek yada okullara göndererek daha fazla yardım yapmış olacaklardır. Yoksullukla mücadele edeceksek istihdam şart. Son 1 yıldır bazı illerde yoksulların çocuklarının istihdam edilmesine öncelik veriyorduk. Son 2 aydır yönetmelikleri değiştirdik. Yoksul hanelerin çocuklarına öncelik verilecek. Türkiye'nin 2006 yılından beri yoksulları bilinmiyordu. 2006 yılından sonra bir envanter çıkardık ve yoksullara ulaştık. Hangilerinin net bir şekilde yoksul
olduklarını öğrendik. Önümüzdeki yıllarda da insanların mal varlığı, geliri ve giderini ölçerek yardıma ihtiyacı olup olmadığını tespit edeceğiz ve ona göre yardım yapacağız. Sosyal danışmanlar olacak ve aileleri yönlendirecek. Bu yönetim modeli ile bir bütünlük biçimde başkalarrnemli teşvikler ortaya koyduklarının söz söyleyemeyeceği, proje üretemeyeceği bir ortam oluşturacağız" ifadelerini kullandı.