Dönüşte 'Shopping'e mi gidecekti ki?
Televizyonda esir alınan Amerika askerlerini gösterdiler.
Bizim buralara özgü bir adet bu galiba, çünkü Iraklılar da esirlerin üzerinden çıkan belgeleri masaya dizmişler, onu da gösterdiler gazetecilere.
Hani bizde 'örgüt evi' basılır, sonra da suç aleti olarak daktilo makinesi masaya konur ya öyle bir şey işte Iraklılar'ın da yaptıkları.
Bu yazıyı hafiften bilinç akışı yöntemiyle yazıyorum, onun için kusuruma bakmayın oradan oraya atlarsam ama şimdi bu daktilo meselesini yazar yazmaz aklıma başka şey daha takıldı.
Acaba o örgüt evlerinde başarılı operasyonlar sonucu ele geçirilen daktilolar F klavye miydi yoksa Q muydu?
F klavyeli daktiloyla yakalananlara polis acaba Q klavyeli daktiloyla yakalananlardan farklı mı davranıyordu?
Suçlulara hangi derecede kötü davranılacağı klavyeye göre değişiyor muydu?
'Q' klavyeliler Amerikan ajanı mıydı? F klavyeliler ikinci tezkereye ret oyu mu verdiler?
Sorular sınırsız sevgili okurlar...
* * *
Amerika askerlerinin önüne dizilen belgeler arasında kredi kartlarının da bulunması benim dikkatimi çekti.
Bağdat'ı bombalamaya giden bir uçağın pilotu yanına neden kredi kartlarını da alır ki?.. Bunun anlamı ne ki? Bu meseleye takmış durumdayım.
Ve bunun bir tek cevabı var bence.
O uçağın pilotu Bağdat'a bomba yağdırdıktan sonra üssüne geri dönerken arada Abu Dabi'ye uğrayıp biraz alışveriş yapmayı planlıyordu.
Bakın, düşünün meselenin üzerinde göreceksiniz ki bunun başka bir açıklaması mantıken yok.
Abu Dabi çok yakın, oralara şöyle bir taş atım ötesi ve bir jet pilotu için alışveriş de dahil olmak üzere bir saat içinde her şeyi yapıp bitirmek işten bile değil yani!
* * *
Bu son olay bile Amerikalılar'ın ellerindeki onca silah, cephane, öldürücü güç olmasına rağmen bu savaştan zaferle çıkmalarının neden imkansız olduğunu gözler önüne seriyordu.
Katiyen tanımadıklar, bilmedikleri bir coğrafi alanda, kültürle savaşıyor Amerikalılar.
Örneğin alın üzerinden kredi kartı çıkan Amerikan esirini.
Zavallı çocuk bilmiyor ki Abu Dabi de bir süredir öyle alışveriş yapılacak fazla mal filan yok, çünkü Türk tur operatörleri bu şehri keşfetti ve bazı Türk turistler de sadece Abu Dabi havaalanına gidip bir saat kalıp geri dönmekle bile yetiniyorlar sırf alışveriş yapabilsinler diye.
Ve iyi ki de esir düştüler o oğlanlar, çünkü düşünsenize yolda alışveriş için orada dursaydılar kim bilir ne büyük hayal kırıklığına uğrayacaklardı.
Sonra işin stratejik yanı da var.
Amerikan halkının yüzde 95'inin beyni çevrede bir alışveriş merkezi gördüklerinde tamamen durur.
'Oh my God! İt's a Supermarket' sendromudur bu. Abu Dabi orada var oldukça, oradaki süpermarketler Amerikan askerlerinin beyninde kalan son düşünme yeteneğini de yutar alır.
Süpermarketin içinde Türkler nedeniyle mal kalmaması da önemli değildir onlar için, fiziksel yapı olarak bir alışveriş merkezinin varlığı bile onların zihinsel faaliyetlerini tamamen silmeye yeter de artar bile.
Onun için ben General Myers'ın yerinde olsaydım ilk önce Bağdat yerine Abu Dabi'yi yakar yıkardım ki savaşta zafer şansı ortaya çıksın.
Serdar Turgut
Akşam
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:39