Ekonomi
  • 29.3.2005 17:11

DÜNYA BANKASI UYARDI

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, Türkiye''nin son yıllarda makroekonomik politikaları sürdürebilmek için büyük aşamalar kaydettiğini, ancak hala riskler bulunduğunu ifade ederken, ''''bunlar tamamen ortadan kalkmamıştır, mesela cari açıkla ilgili konuya dikkat edilmesi lazım'''' dedi. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Dünya Bankası Türkiye Temsilciliği ve Uluslararası Finans Kurumu (IFC) tarafından ''''Türkiye''de Dünya Bankası Grubu: Türk Şirketleri İçin İş İmkanları Semineri'''' düzenlendi. 400 milyon dolarlık kredi Seminerde konuşan Vorkink, Türkiye''nin coğrafi açıdan fiziksel bazı acil durumlarla karşılaşabildiğini ifade ederken, yeniden yapılanma konusunda önümüzdeki hafta İstanbul için 400 milyon dolarlık kredinin müzakere edileceğini, burada amacın gelecekteki depremlerin riskini azaltabilmek ve acil durumlara karşı hazırlıklı bulunmak olduğunu söyledi. Hala riskler var Vorkink, Türkiye''nin son yıllarda makroekonomik politikaları sürdürebilmek için büyük aşamalar kaydettiğini belirterek, şöyle devam etti: ''''Hala riskler var. Tamamen bunlar ortadan kalkmamıştır, mesela cari açıkla ilgili konuya dikkat edilmesi lazım. Bankacılık sektöründeki riskler oldukça azaldı ama devlet bankalarının kamuda değil, özel sektörde daha iyi işletilebileceğine inanıyoruz. Ziraat ve Halk bankasının özelleştirilmesi önemli ve sanıyoruz Hükümet bu yönde adım atıyor. Ekonomik sahnede enflasyonda benzeri görülmemiş bir başarı oldu. Daha düşük faiz hadleri... Enflasyonda yüzde 8-9''a inmek ve önümüzdeki bir kaç yıl içindeki yüzde 5 hedefi son derece önemlidir.'''' Kızlar hala okula gönderilmiyor İnsanlar arasındaki eşitliğin son derece önemli olduğunu vurgulayan Vorkink, eğitim konusunda Türkiye''nin son 6 yılda büyük ilerleme gösterdiğini, geçmiş yıllara göre ilkokul eğitiminin arttığını, ancak kızlarla ilgili okula gitme oranında hala bir düşüklüğün söz konusu olduğunu kaydetti. Avrupa ile rekabet edebilmesi gerekir Tamamen rekabetçi bir ekonomiye sahip olmanın AB süreci içinde Türkiye için en önemli alanlardan biri olacağını vurgulayan Vorkink, ''''Böyle bir ekonominin AB içinde işleyebilecek ve aynı zamanda da Avrupa''dan gelecek rekabeti de göğüsleyip, ona göre ayakta durabilecek olması gerekir. Dolayısıyla bu bağlamda işgücüne sahip olmak çok önemlidir. Türkiye''deki en yüksek işsizlik ise lise ve üniversite mezunlarındadır'''' diye konuştu. Üniversitelere eleştiri Andrew Vorkink, rekabet için iş ortamı bazında Türkiye''de yeterince bilgiye dayalı bir ekonominin geliştirilmesinin de çok önemli olduğuna işaret ederken, ''''acaba iş topluluğu ile araştırmacılar ve devlet kurumları arasında yeterince iletişim var mı? Türkiye''yi başka ülkelerle karşılaştırdığımızda mükemmel üniversiteleri var ama üniversitelerdeki araştırma sayısı Avrupa profilinden bir hayli farklıdır'''' dedi. Dünya Bankası için önemli bir ülke Dünya Bankası''nın Türkiye''ye yönelik kredi portföyünün büyüdüğünü ifade eden Vorkink, şunları kaydetti: ''''Türkiye şu anda Dünya Bankası için önemli bir ülke konumunda. En üst 5 ülkeden biri. Türkiye''ye verilen 1.5 milyar dolarlık kredi önemli bir para. Türk hükümeti her yıl (yurtiçi ve dışında) 150 milyar dolar finansman sağlıyor, biz yüzde 1''ini sağlıyoruz. Neden alıyor? Çünkü daha önceden, 2001 krizinden birikmiş olan borçlar... 150 milyar dolar hayli bir paradır. Bunun yüzde 90''dan fazlası, Türk piyasasına arz edilen kısa vadeli kağıttır. Dünya Bankası''nın verdiği krediler ise 17 yıllıktır.'''' Emeklilik konusunda reform şart Vorkink bu arada, şu anda SSK''nın yüzde 3.5 açık oluşturduğunu, Maastricht kriterlerinde bu açığın yüzde 3 olarak öngörüldüğüne işaret ederken şöyle dedi: ''''Biraz esneklik de sunulmuştur, ancak bütçe açığı Türkiye''de sadece SSK''da yüzde 3.5. Emeklilikte bir reform olmazsa yüzde 3.5 olan açık 15 yıl içinde yüzde 9''a çıkacak. Dolayısıyla emeklilik konusunda reformun mali açıdan mutlaka yapılması gerekir. Önümüzdeki bir kaç ay içinde bu konuda birtakım gelişmeler göreceğiz. Şimdi ilaçlara da çok büyük ödeme yapılmakta, hükümet bunu toptan alımla karşılamaya çalışmaktadır. Yüksek maliyetler hastanelerde de görülüyor.'''' Yatırımlar kırsal alana kaysın Türkiye''de kırsal alanda işsizliğin yüksek olması nedeniyle yatırımı buralara kaydırmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Vorkink, böylece kentsel ve kırsal alandaki farklılıkların azalacağını dile getirdi. Türkiye, Hırvatistan ve Romanya''nın ilerisinde Türkiye''ye gelen yabancı sermaye miktarının geçen yıl 2 milyar dolar olduğunu hatırlatan Vorkink, ''''Ben Türkiye''nin Hırvatistan ve Romanya''nın ilerisinde olduğunu düşünüyorum. Özel sektörü Doğu Avrupa''daki en dinamiklerden. Türkiye''de finans sektörünün büyüme potansiyeli var'''' diye konuştu. Bankacılık konusunda huzursuzluklar var Bankacılık sektörünün sağlam temellere oturması gerektiğini belirten Vorkink, ''''Bankacılık sektörü konusunda huzursuzluk var, hem ülke içinde hem de dışında'''' dedi. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Vorkink, özelleştirmede çok aceleci davranılmaması gerektiğine işaret ederken, ''''Yatırımcılar çok düşük fiyatlar teklif edebilirler, çünkü burada bir risk var, özelleştirmeden sonra düzenleme rejimi bir kar üretmeyebilir'''' diye konuştu. 20 milyon kişi yoksulluk sınırının altında Eşitsizliklerin azaltılmasıyla ilgili çalışmalara da işaret eden Vorkink, şöyle devam etti: ''''Türkiye''nin oldukça önemli bir farklılığı olduğunu, yani zenginler ve yoksulların arasında çok önemli bir fark olduğunu biliyoruz. Türk nüfusunun yüzde 27''si yoksulluk çizgisinin altında. Bu günde 2 dolar 15 cent olarak hesaplanmaktadır. Yüzde 27, yani 20 milyon kişi Türkiye''de yoksulluk çizgisinin altındadır. Bu nedenle Dünya Bankası okul reformuna, hastanelere, sağlığa çok önem vermektedir. Bunlar çok kritik konulardır.'''' Büyümenin motoru özel sektör Andrew Vorkink, Türkiye''de büyümenin motorunun özel sektör olduğunu, hükümetin cazip olabilecek bir iş ortamını yaratması gerektiğini ifade etti. Vorkink, ''''Bir işin açılmasını ve kapatılmasını kolaylaştıracak hususlar, cazip bir iş ortamının oluşturulması, kısıtlamaların kaldırılması, beklenebilir sonuçlar ve düzenleyici bir ortamdır. İş emek pazarının esnekliği de önemlidir. Bunlar Türkiye''nin karşı karşıya olduğu önemli sorunlardır'''' diye konuştu. Çalışanların yüzde 53''ü kayıt dışı Türkiye''deki kayıtdışılığa dikkat çeken Vorkink, ''''Türkiye''de kayıtdışı ekonomi çok yaygın. Çalışanların yüzde 53''ü kayıtdışı ekonomide çalışıyor, yüzde 47''si resmi çalışmaktadır'''' dedi. Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:22

İLGİLİ HABERLER