Dünyadaki ilk rahim naklinde bebek için geri sayım
ANTALYA- Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) 10. Ulusal Kongresi'nde Prof. Dr. Münire Erman Akar ve Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından dünyada ilk kez bilimsel bildiri olarak sunulan Derya Sert'e (21) yapılan nakil, farklı ülkelerden uzmanlar tarafından tartışıldı.
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akar, nakille ilgili bilimsel bildirinin kongreye katılan uzmanlar tarafından ilgiyle karşılandığını belirterek, ''Bu konudaki değerlendirme ve eleştirileri dinlemek çok önemliydi. Umarız yakın bir zamanda gebelik olur ve bir sonraki sunumumuzu bebekle yaparız'' dedi.
''Bundan önce 2002'de canlıdan yapılan operasyonda nakledilen rahmin 99 gün yaşadığını, geçen yıl ağustosta yapılan bu naklin üzerinden ise 270 gün geçtiğini'' anlatan Akar, şunları söyledi:
''Rahim naklinde amaç hastanın bebek sahibi olması. Bu dünyada şimdiye kadar yaşayan en uzun nakil. Hastamız 9'uncu ayını doldurdu, ters giden bir şey yok. Bundan dolayı çok mutluyuz. Elimize bebeği almak istiyoruz.''
Akar bir soru üzerine, nakil öncesi hastadan alınan yumurta ile eşinden alınan spermin birleştirilmesiyle oluşturulan embriyonun dondurulduğunu belirterek, ''Bir yıl dolduktan sonra tüp bebek yöntemiyle gebelik oluşturulması planlanıyor'' dedi.
-''Adetleri düzenli''-
Hastanın ilk adetini nakilden sonraki 20'inci gün gördüğünü, adet düzeninin de normal seyrinde olduğunu kaydeden Akar, hastanın yumurtlamasında bir sorun olmadığını, hormonal değerlerinin yerinde olduğunu vurguladı.
Akar, şu bilgileri aktardı:
''Hastamız normal adet görüyor, 4-5 gün sürüyor. Emriyo kalitesi de gerçekten iyi durumda. Embriyo çözülürken bir problem yaşanabilir ama bunun yaşanmaması için tedbirler aldık. Dondurulan embriyo ile gebelik oluşmasını istiyoruz. Bununla gebelik gerçekleşmese de hastanın mevcut yumurtalarıyla tüp bebek uygulanabilir.''
Dünyada bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan hastalarda bildirilen hamilelikler bulunduğunu ifade eden Akar, bir başka soru üzerine hastanın normal bir cinsel yaşamı olduğunu, buna üçüncü aydan sonra izin verdiklerini belirtti.
-Yaş sınırı-
Prof. Dr. Münire Erman Akar, başka bir soruya karşılık, rahim naklinde yaş sınırının 45 olarak önerildiğini, ancak yumurtalık rezervi iyi olmayan hastaların nakil için iyi birer aday olmadıklarını vurguladı.
Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmasının hasta için bir risk olmakla birlikte, böbrek ve karaciğer nakli olan hastalara göre daha az riski bulunduğunu ifade eden Akar, ''Bu hastamızda embriyo dondurduğumuz için avantajımız daha yüksek. 1993'den beri organ nakli yapılan hastalarda bildirilen gebelikler var. Doğum oluştuktan sonra nakledilen rahmi geri almayı planlıyoruz'' şeklinde konuştu.
Bu hastada riskli olduğu için çoğul gebelik istemediklerini bildiren Akar, ''Bu hastalarda erken doğum yaşanabiliyor. Hastamızı riske atmak istemiyoruz'' dedi.
Prof. Dr. Akar, hastanın doğumunu sezaryenle planladıklarını, dış gebelik olmaması için tüplerini bağladıklarını bildirdi.
-''Yeni nakiller için mevzuat ve gebelik şart''-
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan da dünyada ilk olan bu naklin bilimsel bildiri olarak da yayınlanacağını söyledi.
Doğuştan rahim ve cinsel organı bulunmayan hastaya rahim nakli öncesi bağırsaktan cinsel organ da yapıldığını anlatan Özkan, rahim naklinin özel izinle yapıldığını, bu tür nakillerin devam etmesi için hamilelik oluşması ve ardından da mevzuat çıkarılması gerektiğini bildirdi.
Bir soru üzerine, yurt içinden ve dışından rahim nakli olmak isteyen çok sayıda hastanın kendilerine başvurduğunu ifade eden Özkan, dünyadan kendilerine büyük ilgi olduğunu, İsveç ve Japonya'dan uzmanların Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni ziyaret ederek nakille ilgili bilgi aldıklarını söyledi.
-''Gebelik olursa tıp tarihine geçecek''-
TJOD Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil ise dünyada kadavradan yapılan ilk rahim naklinin çok başarılı olduğunu belirterek, dernek olarak vakayı inceleyeceklerini söyledi.
Gebelik oluşması halinde bunun tıp tarihine geçeceğini belirten İtil, ''Biz böyle şeyleri daha önce dünyadan takip ederdik, şimdi dünya Türkiye'yi takip ediyor'' dedi.
Sunulan bildiriyle damarların bağlanması ve diğer konularda bilgi sahibi olduklarını anlatan İtil, dernek olarak merkeze her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Toplantıda Türkiye'deki sezaryen oranlarının yüksekliğine de dikkati çeken İtil, ''Türkiye'de de dünyaya benzer şekilde sezaryen oranlarında artış var. Bugün yüzde 45'ler civarında sezaryen oranlarından bahsediliyor. Nedenler de dünyada öne sürülen nedenlerle benzerlik gösteriyor. Bu konuda bir çalışma içindeyiz. Sağlık Bakanlığı ile ortak bir aksiyon planı hazırlandı'' şeklinde konuştu.
Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 18:03