EKONOMİ DÜNYASI SEÇİM SONUÇLARINI DEĞERLENDİRDİ...
Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, bundan sonra kurulacak hükümetin 5 yıllık iktidar döneminin en az 4'ünde Türkiye'de büyüme sağlanması durumunda toplam ardışık büyümenin 9-10 yıla çıkacağını belirterek, ''Bu da Türkiye'yi GSMH olarak 1 trilyon dolar mertebesine çıkarabilir. O zaman da farklı şeyler konuşulur'' dedi.
Ateş, seçim sonuçlarına genel kapsamda bakıldığında TBMM'ye giren partilerin zaten girmesine kesin gözüyle bakıldığını, ancak AK Partinin yüzde 46'nın üzerinde oy almasının beklenen bir şey olmadığını söyledi.
Seçim sonucunda her türlü kararın alınabileceği tek partili bir hükümetin göründüğünü kaydeden Ateş, son 4-5 yılda hükümetin AB ve IMF çıtalarını her türlü ara sürtüşmelere rağmen iyi kullandığını, bundan sonraki yıllarda sergilenecek büyüme ile ekonominin çok daha iyi noktalara gelebileceğini vurguladı.
Hakan Ateş, ''5 yıllık iktidar döneminin en az 4'ünde büyüme sağlanırsa, toplam ardışık büyüme 9-10 yıla çıkar. Bu da Türkiye'yi GSMH olarak 1 trilyon dolar mertebesine çıkarabilir. O zaman da farklı şeyler konuşulur'' görüşünü aktardı.
Rakamların, piyasaların seçim sonucundan çok memnun olduğunu gösterdiğine işaret eden Ateş, bundan sonra parlamentoya yansıyan iradenin saygıyla karşılanması, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uzlaşma sağlanması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin son yıllarda ekonomik anlamda hızını aldığını ve bunun hiç kaybetmeden devam ettirilmesinin şart olduğunu vurgulayan Ateş, bundan sonraki süreçte faizlerin düşmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
YASED BAŞKANI UYSAL
Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Tahir Uysal da, genel politikalar açısından AK Partinin politikalarının devamının öngörülebileceğini, dolayısıyla piyasaların buna olumlu yanıt vereceğini söyledi.
Süreklilik açısından YASED olarak tek parti hükümeti olması şartını aramadıklarını dile getiren Uysal, ''Önemli olan demokrasinin işlemesiydi. Bunu da seçimlerde gördük'' dedi.
Küresel olarak likidite fazlalığı olduğuna değinen Uysal, ''Bu şanslı bir durum. Bu çerçevede, doğrudan yabancı yatırım anlamında Türkiye'ye bir nakit akışının sürmesini beklemek son derece olası'' diye konuştu.
YASED olarak yeni hükümetten beklentilerinin kayıt dışı ekonomi, vergi ve teşvikler, istihdam ve eğitim, AR-GE, fikri ve sınai haklar, yabancı yatırımın doğrudan gelmesi ve AB konusundaki gündemin sürekliliği alanlarında olduğunu hatırlatan Uysal, AR-GE konusundaki birtakım değişikliklerin Türkiye'yi dünya pazarlarında rekabetçi ortamını geliştirmesinde katkı sağlayacağını, bununla ilgili taslak yasanın da hızla geçmesini beklediklerini ifade etti.
Bu başlıkların içinde özellikle kayıt dışılığın çok önemli olduğuna dikkat çeken Uysal, ''Kayıt dışı konusunda iyi niyetli söylemleri duyduk. Şimdi artık onların hayata geçirilmesi, kayıt dışının kayıt içine alınması için gerekenlerin yapılması lazım'' dedi.
Tahir Uysal, Türkiye'ye bu yılın sonunda girecek yabancı yatırım miktarının geçen yılki rakam olan 20 milyar doları geçmesini beklediklerini belirtti.
''YABANCI YATIRIMCILARIN EN ÇOK İSTEDİĞİ SENARYO''
Yapı Kredi Baş Ekonomisti Cevdet Akçay ise, kuvvetli bir AK Parti iktidarının yabancı yatırımcıların en çok istediği senaryo olduğunu belirterek, ''Türk sermayesinin de istediği bir senaryo gibi görünüyordu. (CHP'ye oy vereceğim, ama AK Parti iktidarda kalsın) düşüncesi aslında kişilik bölünmesi gibi bir şey... Dolayısıyla seçim sonuçlarının onlara çok ters geldiğini sanmıyorum'' görüşünü aktardı.
Gidişat açısından yeni oluşturulacak Mecliste muhalefetin tavrının çok önemli olduğunu kaydeden Akçay, şunları aktardı:
''AK Partinin ortalığı germemek konusunda çok net mesajlar verdiğini düşünüyorum. Ancak hala AK Partinin cumhurbaşkanlığı seçiminde Abdullah Gül'ü aday göstermesi halinde facia olurmuş gibi bir hava da var. Bunu anlayabilmiş değilim. Bu seçemezse ne yapacağız? Ne zamana kadar seçim yapmamız gerekir ki AK Parti, Gül'ü aday gösterebilsin? Bu belirsizliğin giderilmesi lazım. Bu, piyasalar ve yabancılar için de çok daha iyi olacaktır.'' Yabancılar ve yabancılarla çalışan kişilerle konuştuğunu anlatan Akçay, ''Onların senaryosu (AKP kuvvetli çıksın, ama Anayasayı değiştirecek çoğunluğu da alamasınlar. Üzerlerinde kontrol mekanizması da olsun) şeklinde... Bunun kontrolden çıkıp, AK Partinin önünü kesmeye yönelik olduğu görülürse yabancı yatırımcılar çok da olumlu bakamayacaklar. Sistem için muhalefetin niyetinin ne olduğunu görmek lazım. Dirayetli bir kontrol mü, yoksa taş koyma ve AK Partiden ne gelirse gelsin reddetme mi?'' diye konuştu.
Cevdet Akçay, Türkiye için tarihi ve enteresan bir noktanın söz konusu olduğunu, dolayısıyla beklentilerin biraz fazla coşmuş olabileceğini söyledi.
Kısa vadede faizlerin gerilemesini beklememek gerektiğini ifade eden Akçay, ''Yine de bu (seçim sonuçları), Merkez Bankasının faiz indiriminde elini kuvvetlendiren bir şey. Faiz tarafında aşağı gidiş elbette olacak. Ancak faiz ayağı, her zaman olduğu gibi biraz daha rasyonel ve biraz daha temkinli olacaktır. Faiz oranlarının 16,5'lere inmesi hiç zor gözükmüyor'' diye konuştu.
Akçay, dışardan döviz girişinin çok kuvvetli olması halinde Merkez Bankasının müdahale edebileceğini söyledi.
''ANA FAKTÖR İSTİKRAR, GÜÇLÜ BİR TEK PARTİ HÜKÜMETİ MODELİ''
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Bolat da yaptığı yazılı açıklamada, halk iradesinin, TBMM'ye giren partilerin oy oranıyla paralel olarak yüzde 87 oranında yansıdığını belirterek, ''Bu sonucun ardından 3 partili ve bağımsızlardan oluşan bir Meclisin ortaya çıkması da temsili demokrasi açısından memnuniyet vericidir'' dedi.
Seçim sonucunda halkın, oyunu yaklaşık yüzde 40 oranında artıran iktidar partisinin geçmiş dönem politikalarına, ekonomik performansına ve sağladığı istikrara onay verdiğini ifade eden Bolat, seçim sonuçlarının bu şekilde gerçekleşmesinin ana faktörlerinin halkın istikrar ve kalkınmanın devamını istemesi, kamu hizmetleriyle sosyal politikalardan memnuniyeti, güçlü bir tek parti hükümeti modeli isteği olduğunu kaydetti.
Ömer Bolat, şu görüşleri dile getirdi:
''Seçim sonuçlarına göre, cumhurbaşkanlığı seçiminde Meclisteki oylamaya girmeyerek yapay krizlere sebep olan ve süreci kilitleyen partilerin aldıkları oy oranı, halkımız tarafından tasvip görülmediğini açıkça göstermiştir. Halkımız, siyasi partilere TBMM'de görev yapma ve tam temsil görevi vermiştir. 22 Temmuz seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin tam katılımla Meclise girilerek çözülmesi gerektiği mesajı açıkça verilmiştir.'' Seçim sonuçlarından iktidarın ve muhalefetin gerekli dersleri çıkarması gerektiğine inandıklarını belirten Bolat, ''Yeni bir hükümet ve çoğunluğu değişen yeni bir TBMM seçilmiş ve Türkiye'de yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemde, iktidar ve muhalefet partileri ekonomik, sosyal ve dış politika meselelerini sağduyulu bir şekilde ortak payda altında buluşarak yürütmelidirler'' dedi.
''MECLİSTE BİR KADIN KOMİSYONU KURULMASI GEREK''
Türkiye Kadın Girişimciler Derneğinden (KAGİDER) yapılan açıklamada ise KAGİDER'in ''AB Yolunda Kadın Projesi''nin tamamlandığı belirtilerek, projenin sonuç bildirgesine göre cinsiyet eşitliğinin sağlanması için Mecliste bir kadın komisyonu kurulması gerektiği ifade edildi.
''Mecliste acilen bir 'Kadın Erkek Eşitliği Daimi Komisyonu' kurulmalıdır'' denilen bildirgede, kadınlar aleyhine yaşanılan eşitsizliklerin temelinde ayrımcı uygulamaların bulunduğu görüşü aktarılarak, şunlar kaydedildi:
''Sonuçlarda eşitlik sağlanıncaya kadar fırsat eşitliği politikaları yeterli değildir, özel önlem politikaları uygulanmalıdır. Bu politikaların siyasi temsildeki aracı kotadır. Siyasi partiler kanunu ve parti tüzüklerinde kotanın yer alması, kadının siyasi temsilinin arttırılması için gereklidir.'' Bildirgede, ulusal programda istihdama girişte kadınların önündeki engellerin kaldırılması için verilen taahhütlerin tümünün yerine getirilmesi gerektiği vurgulanırken, İş Kanununda doğrudan ve dolaylı ayrımcılık ve cinsel tacizin tanımının yapılması gerektiği, kanun kapsamının genişletilmesi, aile ve iş yaşamının uyumlaştırılması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği belirtildi.
ASKON VE TUSKON... '
Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Mustafa Koca da seçim sonuçlarının halkın iradesini ortaya koyduğunu ve bu iradenin anti demokratik dayatmalara duyulan tepkinin yansıması olduğunu ifade etti.
Koca, ''Sonuçlar halkın AK Parti hükümetinin performansından duyduğu memnuniyeti ve eksiklerin yeni dönemde giderileceğine duydukları inancı göstermiştir'' dedi.
Seçim sonuçlarının güçlü bir muhalefete duyulan ihtiyacı da ortaya çıkardığını belirten Koca, cumhurbaşkanlığı seçiminde ise uzlaşı ve huzurun korunması gerektiğini vurguladı.
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanı Rızanur Meral ise bu yeni dönemde ekonomi ile ilgili yapılması gerekenin, AB ile ilgili adımların bir an önce atılması olduğunu, yeni dönemde yeni bir cumhurbaşkanlığı gerilimi istemediklerini kaydetti.
Sandıktan istikrarın devamına yönelik bir tablonun çıktığını belirten Meral, ''Görünen o ki, millet çok büyük bir katılımla seçime gitmiş ve istikrarın devamını istediğini, kutuplaşma ve gerilim istemediğini vurgulamıştır. Biz de bu doğrultuda düşünüyoruz'' dedi.
İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, seçimlerin halkın tek parti iktidarı ve istikrar istediğini ortaya koyduğunu söyledi.
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Süleyman Orakçıoğlu da ''En önemli sonuçlardan biri, halkın iradesinin, yüzde 85'in üzerinde bir oranla temsil edilebilme noktasına gelmesidir. Bu da TBMM'nin gücünü göstermektedir'' dedi.