Gündem
  • 15.1.2026 21:07

Emekli maaşlarıyla ilgili itiraz var! TÜRK-İŞ'ten Meclis'teki siyasi partilere mektup

TÜRK-İŞ, emekli maaşlarıyla ilgili Meclis'te grubu bulunan siyasi partilere mektup gönderdi. "20 bin lira ile bugünün koşullarında geçinmek mümkün değildir" denilen mektupta, emekli aylıklarının insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir düzeye yükseltilmesi istendi. İşte detaylar...

SSK ve BAĞ-KUR emeklileri, 2026'nın ilk yarısı için yüzde 12,19 oranında zam aldı. 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığının ise 20 bin liraya çıkarılması için yasal düzenleme Meclis'e sunuldu. Teklifin Meclis'ten geçmesi beklenirken, TÜRK-İŞ'ten dikkat çeken bir hamle geldi. İşçi temsilcisi TÜRK-İŞ en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren kanun teklifine ilişkin TBMM'de grubu bulunan siyasi partilere mektup gönderdi.

1999 ve 2008'DEKİ DÜZENLEMELER…

Söz konusu mektupta, 1999 senesinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile emeklilik yaşının yukarı çekildiği, aylık bağlama oranları ile emekli maaşları için belirlenen taban sınırın aşağıya çekildiği hatırlatıldı. Ayrıca 2008 yılında hayata geçen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile bu bağlama oranlarının daha da gerilediği ve emeklilerin milli gelir artışından aldığı payın ciddi oranda kısıtlanarak yüzde 30 seviyesinde tutulduğu ifade edildi.

 

Emekli maaşlarıyla ilgili itiraz var! TÜRK-İŞ'ten Meclis'teki siyasi partilere mektup

“20 BİN LİRA İLE GEÇİNMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Bu düzenlemelerin sonucu olarak ortaya çıkan tabloda devlet katkısı çıkarıldığında milyonlarca emeklinin aylığının 10 bin liranın dahi altında kalacağına işaret edilen mektupta, "Emekli aylıklarına devlet katkısı yapılması belirli bir koruyucu işlev taşımaktadır. Ancak bu uygulama, mevcut haliyle emeklilerin insanca yaşam koşullarını sağlamaktan uzaktır ve tek başına yeterli bir çözüm olarak sunulamaz. Açıkça ifade edilmelidir ki 20 bin lira düzeyindeki emekli aylığı ile bugünün ekonomik koşullarında emeklilerin geçinmesi mümkün değildir. Yüksek enflasyonun yol açtığı fiyat artışları, yaşam maliyetlerini olağanüstü ölçüde yükseltmiştir. Nitekim Türk-İş verilerine göre, Ankara'da dört kişilik bir ailenin yalnızca aylık gıda harcaması 30 bin 143 liraya ulaşmıştır. Bu tutar yalnızca mutfak masrafını ifade etmekte olup, barınma, enerji, ulaşım, sağlık ve diğer zorunlu giderler buna dahil değildir. Bu koşullar altında milyonlarca emeklinin 20 bin lira ile yaşamını sürdürmesi beklenemez." ifadeleri yer aldı.

EMEKLİLER İÇİN GELİR ADALETSİZLİĞİ VURGUSU

Memur emeklilerinin emekli aylıkları, memurlar için imzalanan toplu sözleşmelerde belirlenen zam oranları esas alınarak artırılırken, işçi emeklilerinin aylıklarının yalnızca TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarıyla güncellendiğine dikkati çekilen mektupta, bu durumun, aynı sosyal güvenlik sistemi içerisinde yer alan emekliler arasında açık bir gelir adaletsizliği oluşturduğu, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığı kaydedildi.

EMEKLİ ZAMMINDA DA TOPLU SÖZLEŞME ORANLARI ESAS ALINSIN TALEBİ

Yalnızca gerçekleşen enflasyona endeksli artışların, yüksek hayat pahalılığı koşullarında işçi emeklilerinin yaşadığı reel gelir kaybını telafi etmekte yetersiz kaldığına işaret edilen mektupta, işçi emeklilerinin aylıklarının da kamu toplu iş sözleşmesi zam oranları esas alınarak artırılması, emekliler arasında statü temelli değil, adil bir gelir artış sistemi tesis edilmesi istendi.

Çalıştığı dönemde sigorta primleri yüksekten ödenenler ile düşük ödenenlere aynı yaklaşılmaması gerektiğinin altı çizilen mektupta, bu durumun hem sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumanın hem de sosyal güvenliğin hakkaniyet ilkesini sağlamanın bir gereği olduğu belirtildi.

Emekli aylıklarına yönelik yapılacak tüm düzenlemelerde prim ödeme gün sayısı ve prim kazancı ile bağlanan emekli aylığı arasındaki ilişkinin korunmasının temel ilke olarak benimsenmesi gerektiğinin altı çizilen mektupta, "En düşük emekli aylıkları insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir düzeye yükseltilirken, diğer emekli gruplarının aylıkları da aynı ölçüde, adil ve orantılı biçimde artırılmalıdır. Aksi halde kısa vadeli ve parçalı düzenlemelerin, uzun vadede sosyal güvenlik sistemine ve çalışma hayatına telafisi güç zararlar doğuracağı açıktır." ifadelerine yer verildi.

Emeklilik sisteminin bütüncül yaklaşımla yeniden ele alınıp güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiği vurgulanan mektupta, "Bu kapsamda, emekli aylıklarının hesaplanmasında esas alınan aylık bağlama oranlarının ve ekonomik büyümeden emeklilere yansıtılan payın günümüz koşullarına uygun biçimde güncellenmesi gerekmektedir. Emekli aylıklarının enflasyon karşısında korunması, emeklilerin reel gelir kaybına uğramasının önlenmesi açısından temel bir zorunluluktur." denildi.

Güncellenme Tarihi : 15.1.2026 21:08

İLGİLİ HABERLER