Gündem
  • 5.3.2005 15:04

ENDONEZYA''DA İNCELEME YAPAN PROF. DR. ŞÜKRÜ ERSOY: EGE''DE TSUNAMİ KAÇINILMAZ

BEKİR TOSUN MUĞLA (İHA) - Ege kıyılarında Yunanistan bilim adamları ile ortak araştırma ve çalışma yapan Prof. Dr. Ersoy, Muğla''da ''Deprem'' konulu konferansın ardından katıldığı yerel TV programında, ''''Hem deprem, hem tsunami görmüş 80 bin nüfuslu bir adaya gittik. Çok ilkel koşullardalar. Ne deprem, ne tsunamiye karşı önlemleri var ama 8 kişi ölmüş. Çünkü tarihten ders almasını bilmişler. 1907''de yaşanan tsunamide sular çekilince sahile balık toplamaya inmişler ve adada çok az canlı hayatta kalmış. Bu olay dilden dile günümüze gelmiş. Bu gün o adada yaşayanlar küçük bir depremde hemen yükseklere çıkıyorlar. Öteki felaket yerlerinde, insanlar çekilen denizi seyrederken onlar çoktan yükseklere çıkmışlar'''' dedi. Türkiye''de yaşanan depremlerin hiç birinden ders alınmadığını belirten Prof. Dr. Ersoy, Ege Bölgesi''nde tsunami tehlikesinin her zaman var olduğunu belirterek, ''''Rodos güneyinde 4000 metrelik bir çukur bulunmakta ve bu çukurda iki kıta yan yana gelmektedir. Halen burada yeryüzü şekillenmesi devam ediyor. Bu şekillenmede aktif rolü olan güncel faylar, bölgede tarihsel ve aletsel dönemde yıkıcı depremlere neden olmuş ve gelecekte de bölge yıkıcı depremlerle başetmek zorunda kalacaktır. Denize kıyısı olan yerleşim alanları tsunami tehlikesi ile karşı karşıyadır'''' diye konuştu. Bölgede 15''e yakın tsunami kaydı bulunduğunu, bölgenin en büyük tsunami oluşturan depreminin 1609''da Rodos açıklarında oluştuğunu ve kıyılarda 12 bin kişinin hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Ersoy''a göre, bölgede MÖ 2100 ile MS 1900 arasında meydana gelen 70 büyük depremin 40''ı İstanköy-Fethiye-Rodos arasında yaşandı. Yıkıcı depremlerin Rodos açıklarında yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Ersoy, Datça, Gökova Körfezi ve Muğla-Bodrum arasında bulunan fayların teorik olarak 7''den büyük deprem oluşturmalarının düşünülmediğini ifade ederek, ''''Muğla, Bodrum, Datça, Marmaris genel olarak kayalık zeminden oluşmaktadır. Dere yatakları, alüvyonlar, plaj ve bataklık ortamlar etkilenecek bölgeler. Buralarda az katlı, betonarme binaların bulunması olumlu. Fakat kumsallar üzerine yapılan yapılar gelecek depremler için ciddi sınavlar vereceklerdir'''' şeklinde konuştu. Prof. Dr. Ersoy, ''''Ne yapılmalı?'''' sorusuna, ''''Bu soru bana 30 sene önce sorulmalıydı. Afetler, milli güvenlik sorunudur. Gelecekte yaşanacak felaketlerin ardından uluslararası sermaye gelip şehirler kurup, Türkiye''yi borçlandıracaktır. Pek çok yerde sil baştan şehirler kurmak zorundayız. O zaman kendi topraklarımızda kiracı konumuna gelebiliriz. Bu gün yapılacak en doğru iş, riskli bölgelerden başlayarak dayanıksız yapıları yıkıp yenilerini yapmaktır. Böyle bir uygulama ile inşaat sektörümüz ve dolayısıyla ekonomi canlanacaktır. Türkiye nüfusunun yarısının genç ve onların yüzde 80''inin de işsiz olduğunu unutmayalım'''' dedi. Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:14

İLGİLİ HABERLER