Gündem
  • 18.6.2021 16:47

Erdoğan : 158 ülkeye sağlık malzemesi yolladık, yerli aşımızı insanlığa hediye edeceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan: PKK ve DEAŞ'a karşı varlık gösteren ilk ülke biz olduk..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığı konuşmada ''Suriye'de faaliyet gösteren PKK, DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı sahada varlık gösteren ilk ülke biz olduk. DEAŞ'ın Suriye'deki varlığına büyük ölçüde son vererek Avrupa ve dünyanın güvenliğine katkı sağladık. Şu an itibariyle DEAŞ'ın 4500 mensubunu etkisiz hale getirdik'' dedi.

Erdoğan, NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu "Antalya Diplomasi Forumu"ndaki konuşmasına kendisini dinleyenleri selamlayarak başladı.

Antalya Diplomasi Formu'nun bu buluşmasında devlet ve hükümet başkanlarıyla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, "Türk turizminin başkenti, Akdeniz'in incisi bu güzel şehrimize, Antalya'ya hoş geldiniz." dedi.

Foruma katılan davetlilere teşekkür eden Erdoğan, "Tarihi, kültürel zenginlikleri ile dünyaca ünlü Antalya'mızda sizleri geleneksel Türk misafirperverliği ile ağırlamanın bahtiyarlığı içindeydim." ifadelerini kullandı.

Bölgenin ve dünyanın meselelerini konuşmak, tartışmak ve bunlara çözüm yolları üretmek için bu forumun düzenlendiğini dile getiren Erdoğan, foruma Antalya'nın ev sahipliği yapmasının tesadüf olmadığını, Antalya'nın tarih boyunca medeniyetlere beşiklik yapmış, insanlık tarihine yön vermiş, kıtaların kavşak noktası Akdeniz'in en güzel şehirlerinden biri olduğunu söyledi.

Erdoğan, tıpkı Akdeniz gibi Antalya'nın da farklı kültürlerin ortak yuvası ve yurdu olduğunu belirterek "Asırlardır her kökenden, her inançtan insanı barış içinde bir arada yaşatan Antalya'mız, diplomasinin de merkezinde yer almıştır." diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun yoğun gayretleriyle bugün ilki icra edilen forum ile şehrin bu özelliğine yeni bir boyut daha kazandırıldığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Antalya Diploması Forumu'nun inşallah zamanla küresel diplomasinin kalbinin attığı bir zemine dönüşeceğine inanıyorum. Buradan vereceğimiz dostluk, diyalog ve iş birliği mesajları, bölgemizle birlikte tüm dünyaya dalga dalga yayılacaktır. Forum vesilesiyle ayrıca hem Antalya'nın güzelliklerini görme hem de Güvenli Turizm Sertifikası programının uygulamalarına bizzat şahitlik etme imkanı bulacaksınız. Geçen sene başlattığımız bu program sayesinde 2020 yılında 16 milyon turisti sorunsuz, sıkıntısız bir şekilde ülkemizde ağırladık. 2021 senesinde sistemin kapsamını daha da genişleterek misafirlerimizin, ülkemizin her köşesinde huzuru kalp ile tatil yapabilmelerini mümkün kıldık. Hepinizden, her zaman aileniz ve sevdiklerinizle birlikte sizi ağırlamaktan şeref duyacak Antalya'nın keyfini çıkarmanızı özellikle istiyorum."

"SIKILI YUMRUKLARI GEVŞETECEK DİPLOMASİDİR"

Diplomasinin insanlığın toplu halde yaşamaya başladığı tarihlerden beri var olan, kullanılan, üzerinde kafa yorulan bir alan olduğunu ifade eden Erdoğan, daha yakın bir tarihteki tanımıyla savaş ve barış güçleri arasındaki dengeyi oluşturan diplomasinin, önleyicilik vasfıyla önemini sürekli artırdığını vurguladı.

Erdoğan, iletişim teknolojileri, internet, sosyal medya ve artan küreselleşme ile diplomasinin alanının da genişlediğini belirterek, bugün diplomasi denilince sadece devlet ve hükümet yetkilileri arasında kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerden bahsedilmediğini, bu kavramla aynı zamanda kamu diplomasisinden kültür diplomasisine, turizm diplomasisinden ticaret diplomasine kadar çok geniş bir yelpazede yürütülen çalışmaların da kastedildiğini aktardı.

Politika aktörleri kadar, diplomasinin icra edildiği platformların da değişip çeşitlendiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Artık siyasetçiler ve diplomatlarla birlikte sivil toplum kuruluşları, iş dünyası, medya ve üniversiteler arasındaki temaslar da dış politikayı şekillendiriyor. Giderek daha fazla gündeme gelen dijital diplomasi de yine bu dönemin kazanımlarından biridir. Diplomasinin alanının bu kadar genişlemesi, gerilimlerin azaltılmasında insanlığa şüphesiz büyük fırsatlar sunuyor. Sıcak çatışmaların yıllarca devam ettiği günümüzde diplomasi sanatının önümüze açtığı yeni kulvarlara olan ihtiyacımız da artıyor. Dönem sorunların suhuletle çözümünde diplomasinin inceliklerini dışlama değil, daha fazla devreye alma dönemidir. Hep söylediğimiz gibi sıkılı yumruklarla müsafaha olmaz. İşte bu sıkılı yumrukları gevşetecek en etkili yol hala diplomasidir."

"VİZYONER DİPLOMASİ PRATİĞİNİ HAKİM KILMALIYIZ"

"Dünyadaki değişimi doğru okuyan, gelecek nesilleri için çözümler üreten, maziden süzülüp gelen birikimi yeniden yoğurarak istikbale taşıyan, vizyoner bir diplomasi pratiğini hakim kılmamız gerekiyor." diyen Erdoğan, karşı karşıya olunan tehditlerin büyüklüğünün uluslararası planda dayanışmayı ve iş birliğini zaruri kıldığını vurguladı.

''ANCAK 100 GÜN SONRA GÜNDEMİNE ALDI''

Küresel koronavirüs salgınında, bu ihtiyacı herkesin bir kez daha hissettiğini belirten Erdoğan, "Uluslararası toplum elindeki tüm araçlara rağmen salgının yıkıcı etkilerini yönetmede maalesef iyi bir imtihan veremedi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, tarihin en büyük sağlık krizini ancak 100 gün sonra gündemine alabildi." dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tropik adalardan Sibirya'ya kadar dünyanın en ücra yerlerini dahi etkileyen salgın karşısında iş birliği, yerini korumacı ve rekabetçi politikalara bıraktı. Milyarlarca insanın yükü sadece dayanışmayla hafifleyecekken, Afrikalı kardeşlerimiz, Asyalı, Latin Amerikalı dostlarımız, kaderlerine terk edildi. Salgının dünya ölçeğinde adaletsizlikleri keskinleştirdiğini, zenginle fakir arasındaki uçurumu daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Birçok ülkede toplumsal huzursuzlukların nüksetmesi, düzensiz göç yollarının tekrar hareketlenmesi, Akdeniz'de ölümlerin artması bunun en çarpıcı örneklerindendir. Bu süreçte Türkiye olarak 'dost kötü günde çağrılmadan gidendir' inancıyla dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızın imdadına koşmaya çalıştık."

"YERLİ AŞIMIZI TÜM İNSANLIKLA PAYLAŞACAĞIZ"

Türkiye'den talepte bulunan 158 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa sağlık malzemesi gönderdiklerini hatırlatan Erdoğan, Türkiye'de misafir edilen sığınmacıların Türk vatandaşlarından ayrı tutulmadığını, sağlık hizmetlerine erişimlerinin sağlandığını söyledi.

"Salgın döneminde yapılan hataların tekrar etmemesi için aşı milliyetçiliğine fırsat verilmemesi önemlidir." diyen Erdoğan, aşının şantaj, baskı veya politika dikte aracı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu vurguladı.
Erdoğan, yıl sonundan önce bitirmeyi planladıkları yerli aşı çalışmalarını, insan odaklı evrensel bir yaklaşımla yürüttüklerine dikkati çekerek "Kullanıma hazır hale gelince yerli aşımızı inşallah tüm insanlıkla paylaşacağız." dedi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, SÖZLERİNE ŞÖYLE DEVAM ETTİ:

Eskinin alışkanlıklarıyla günümüzün sorunlarına çözüm bulamayacağımız açıktır. Küresel sistemin üzerine inşa edildiği ana yapılar mevcut haliyle çözümün değil sorunun bir parçasıdır. Dünya 5'ten büyüktür demeye devam ediyoruz. 8 milyar insanın kaderi BM üyesi 5 ülkenin insafına bırakılamaz. 190 ülkeye bir süreliğine masada oturma hakkı veren, kendi kaderleriyle ilgili söz hakkı tanımayan bir sistem adalet üretemez. Güvenlik Konseyi'nin daha kapsayıcı bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Reform taleplerini dile getiren ülkeleri dışlamaya yönelik gizli - açık baskılar da olabilir. Türkiye ile ilgili son dönemde sık sık tedavüle konulan eksen tartışmaları, hazımsızlığın işaretidir. Tüm insanlık adına hakkı ve adaleti sağlamaya devam edeceğiz. Bunun uzun bir süreç olduğunun bilincindeyiz.

DEAŞ'IN 4500 MENSUBUNU ETKİSİZ HALE GETİRDİK

Türkiye 252 dış temsilciliği ile dünyanın en geniş 5. büyük diplomatik ağına sahip ülke konumundadır.  Barışa, istikrara katkı sağlamak için çaba harcıyoruz. Suriye'de halkın iradesini yansıtacak bir siyasi çözümün olması için var gücümüzle çalıştık. 10 yıldır  4.5 milyona yaklaşan Suriyeli kardeşimizi misafir ediyoruz. Suriye'de faaliyet gösteren PKK, DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı sahada varlık gösteren ilk ülke biz olduk. DEAŞ'ın Suriye'deki varlığına büyük ölçüde son vererek Avrupa ve dünyanın güvenliğine katkı sağladık. Şu an itibariyle DEAŞ'ın 4500 mensubunu etkisiz hale getirdik. Gerek terör örgütleriyle mücadelede uluslararası toplumdan beklediğimiz desteği alamadık. DEAŞ'la mücadele kılıfı altında güney sınırımız boyunca terör devleti kurulmaya çalışıldı. PKK'nın haraç toplamasını engelleyecek bir kaç göstermelik operasyon dışında hiç bir kararlı adım atılmadı. Terörün her türlüsü ile mücadele herkesin görevidir. Suriye'de barışın sağlanması sadece Türkiye'nin değil hepimizin sorumluluğudur. 

KKTC'nin iki devletli çözüm önerisini destekliyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz hala masadadır. Enerji kaynaklarının işbirliğine vesile olması bizlerin elindedir. Yunanistan'la son dönemde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruz. Eski devlet geleneği demek eski diplomasi kültürü de demektir. Afro-Avrasya ülkesi olan Türkiye'nin 3 kıtayı kuşatan geniş bir vizyonla yürütülmektedir.

Salgınla beraber vahim bir hal alan İslam karşıtlığı ile mücadelede en ön saflarda yer alıyoruz. 2008'de İstanbul'da, 2014'te  olmak üzere iki kez Türkiye - Afrika Ortaklık Zirvesi düzenledik. 28 Afrika ülkesini ziyaret ettim. Somali'yi bundan 10 yıl önce eşimle birlikte ziyaret eden ilk dünya lideri olduk.  3. Türkiye - Afrika Ortaklık zirvesine inşallah Eylül ayında Türkiye'de ev sahipliği yapmayı arzuluyoruz. Önümüzdeki dönemde pergelin bir ayağını Türkiye'ye sabitleyip diğeriyle Afrika'dan Latin Amerika'ya Pasifik'ten Asya'ya tüm coğrafyalarda iş birliğini artırmak istiyoruz.

İLGİLİ HABERLER