Gündem
  • 2.2.2010 13:06

ERDOĞAN: 'BAYKAL'IN MAŞALLAHI VAR'

Başbakan Erdoğan: "İKT Genel Sekreterliği'ne bir Türk'ün seçilmesi yine AK Parti döneminde gerçekleşti. BM Ortak Teftiş Birimi üyeliğinden tutunuz Uluslararası Atom Enerjisi yönetimine bir çok üyelerimizle temsil ediliyoruz. Bütün bunlar kendi kendiliğinden olmadı. Her zeminde kendimizi anlattık tezlerimizi anlattık öneriler getirdik, aktif roller oynadık.

Şu anda milletime özellikle duyurmak istiyorum AK Parti iktidarı Türkiye'nin uluslararası itibarını arttırırken, muhalefet partilerinin sergiledikleri tavır ülkemiz açısından içler acısıdır. 61 Yıldır Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne üyeyiz. İlk kez bir Türk ve ilk kez Doğu Avrupa'dan bir ülke Meclis Başkanlığı'nı üstleniyor. Bu Türkiye'nin başarısıdır.

MUHALEFETİN ÇAPI KALDIRMASA DA

Mevlüt Çavuşoğlu kardeşimiz 47 ülkenin 40'ından fazlasından oy alarak üye oluyor adeta Türkiye'nin diğer partileri bu süreci desteklemiyor. Hani milliyetçiydiniz. Bu nasıl bir yaklaşım tarzıdır. Düşünebiliyor musunuz bir çok devlet başkanı arkadaşımızı arayıp kutlarken şimdiye kadar hiçbir genel başkan arayıp tebrik etmedi. Biz Türkiye'nin dünya gündemine taşırken muhalefet hazımsızlıkla kısır tartışmalar üretmeyi sürdürüyor. Muhalefetin çapı kaldırmasa da biz Türkiye'nin menfaatini korumaya ve uluslararası etkinliğini arttırmaya devam ediyoruz.

BAYKAL'IN MAŞALLAHI VAR

Merkez Bankası'nın personeline biraz fazla mesai yaptırdılar ne yaptılar bol bol para bastılar bol keseden dağıttılar. Hemen arkasından ne oldu enflasyon yoluyla dağıttıklarını fazlasıyla geri aldılar. Sayın Baykal geçen hafta çıktı işsiz öğretmeni 4/C'liyi hemen kurtardı. Sayın Baykal'ın toplumun bu kesimlerini hatırlamasından çok memnun olduğumu belirtmek istiyorum. Nihayet bu Türkiye'nin gerçek gündemine dönüş sinyalidir. Yoksulun emeklinin sorunlarını Sayın Baykal maşallah bir kalemde çözüyor. 20 Bin öğretmenin atamasını yapıyor, her aileden bir kişiyi iş sahibi yapıyor. 4/C'yi kaldırıyor. Formül yok. İşte bu eskiden olduğu gibi kim ne veriyorsa ben 5 mislini veriyorum siyaseti yapıyor.

ÖĞRETMEN ATAMALARI

Bu popilist tavır ülkede her kesime bedel ödetmiştir. 3 Kasım'da bunlar sandıkta tarihe karışmıştır. Şu rakamları da buradan Sayın Baykal'a hatırlatmak isterim. 2003'ten bu yıla kadar 158 bini kadrolu, 70 bini sözleşmeli olmak üzere 228 bin öğretmenin atamasını bu iktidar gerçekleştirmiştir. Bildiğiniz gibi milli bütçemizin birinci sırasına iktidarımız süresince Milli Eğitim Bakanlığı oturmuştur. Bunlar hiçbir dönemde olmuş şeyler değil. Bu yıl 40 bin yeni kadrolu öğretmen alımı yapıyoruz. Eğitimi herşeyin önünde tuttuğumuzu artık bu işin içinde olanlar biliyor. Bunu bundan sonra da tutmaya devam edeceğiz. Buradan asla sapma yapamayız. Tabii ki bu öğretmenlerimizi bizler yurt dışından getirmiyoruz, uzaydan ithal etmiyoruz. Bu ülkenin gençleri içinden atama yapıyoruz. Bir taraftan mezuniyetler bir taraftan da bütçemizin bu işe vereceği cevap.

TEKEL İŞÇİLERİNİN EYLEMİ

Devlet yönetimi ciddiyet ister hele hele ekonomi yönetimi çok daha ciddiyet ister. Ankara'da 6 haftadır TEKEL işçilerinin bir kısmı eylem yapıyorlar. Bazı hususların açık açık bilinmesi ve anlatılması gerekiyor. 1992 - 2003 Arasında 14 bin işçimiz özelleştirmeler nedeniyle iş kaybı, kıdem tazminatları ödenerek işlerinden çıkartıldı 11 yıl boyunca. 2004 Yılında sendikalarla yaptığmıız müzakereler sonunda İşçi sendikalarının talebi doğrultusunda onlarla birlikte çalışarak 4/C uygulamasını başlattık ve böylece bu süreç başladı. Onlarla birlikte başlattığımız bu süreci şimdi aynı sendikalar inkar ediyorlar. 4/C'nin gündemden çıkartılması lazım. 4/C bir kölelik anlayışıdır diyorlar. Aynı kişiler söylüyor. Bu nasıl dürüstlük ya. Bu işe ciddiyetle yaklaşmamız lazım. Biz dedik ki özelleştirmeden dolayı kimse işinden olmayacak. Bizden önce işinden olmuş olan 14 bin kişiyi de bu kapsama alacağız dedik ve aldık. TEKEL'de istihdam edilen işçi sayısı 10 bin kişidir. Biz bunlara her ay 40 milyon maaş ödüyoruz. Sendikalarla iki yıl önce görüştük, dediler ki bir altı ay müsade onu atlatalım ondan sonra problem yok. Kemal Bey Maliye Bakanı birlikte oturduk konuştuk. Bak dedik bunları artık kapatıyoruz bundan sonra böyle bir süreci devam ettirmemiz mümkün değil. Bu olay bir özelleştirme olayı değildir. Bu özelleştirmenin dışında elimizde kalmış olan tütün yaprak depolarının tamamen tasfiyesi olayıdır. Özelleştirme başka bir olaydır buraların kapatılması başka bir olaydır. Biz iki yıldır bu işçi kardeşlerimize buralar çalışmadığı halde bir kaç yer hariç hatta Haziran'a kadar Diyarbakır, İzmir'de devam edecek ama diğerlerinde bu işi bitirdik kapattık buraları. Kapatılan bir işyerinde sadece ihbar tazminatını verirsiniz, kıdem tazminatını verir işi bitirirsiniz. Bunu sendikalar gayet iyi bilir. Bizimle konuşurken böyle mi böyle. Peki yapmak istediğiniz ne?

Biz yine iyi niyet gösteriyoruz ve bunları 4/C kapsamına alalım. Arkadaşlara çalışın bunun üzerinde biraz daha bu rakamlarla oynayalım sadece TEKEL işçisi değil ne kadar 4/C'li varsa onları da biraz yukarı çekelim dedim. Sağlık noktasında en ufak bir mahrumiyet söz konusu değil. Medyaya sesleniyorum ülkem ve milletim adına dürüst davranmadıkları için kendilerine teessüf ediyorum. Biz emanetçiyiz. Dedikleri şu günlerdir aç susuz, bir simidi paylaşarak yiyorlar. İşte fırınlardan bakkallardan ekmek geliyor alıyor paylaşıyoruz diyorlar. Eğer onlar TEKEL işçisi ise onların hepsinin ödemeleri dün yapılmıştır. Asgarisi 20 binliradan azamisi 80 binliraya kadar olan kıdem ve ihbar tazminatları hesaplarına yatmıştır. Nasıl oluyor da bu bir simidi paylaşarak yiyorlar? Hala maaş alan insan durumundasınız. Şimdi biz bir ay daha kendilerine şu hakkı tanıyoruz. Şubat sonuna kadar 4/C'den istifade etmek istiyorum diyorsan müracaat etmek suretiyle 4/C'den istifade edecektir.

TOPLU SÖZLEŞMELER

Biz bu olumlu yaklaşımı işçi tarafında bulamıyoruz. Olay aşırı uçların istismarına dönüşmüştür. Oradaki belli bir grupta bu oyunun içinde bu tuzağa düşüyor. TEKEL işçilerinin eylemi tamamen amacını aşmıştır. Amaç hak arayışı değil hükümete karşı aleni bir kampanyaya dönmüştür. Terbiye dışı bir üslup kullanılıyor. CHP ve MHP bunu istismar ediyor. Eylemdeki işçi kardeşlerime eylemlerini sonlandırarak evlerine dönmelerini istiyorum. Hazinemizdeki her bir kuruş milletimizin bize emanetidir. Her bir kuruşta tüyü bitmemiş yetimin hakkı var.

Milletimizin malına emanetine halel getirmeyeceğiz. Şu an yapılan eylem yasal değildir. Bu yasal olmayan sürece bu ay sonuna kadar sabrediyoruz. Bu ay sonundan itibaren yasal olan adım ne ise bunu da biz atacağız. Kusura bakmasınlar bu ülke yol geçen hanı değildir bu ülkenin sahipleri var. AK Parti iktidarı ile birlikte Türkiye'de birşeyler değişmeye başladı. Hemde umut verici şekilde başladı. Son iki hafta içinde konuşulan ve tartışılan konular bile Türkiye'nin ne kadar değiştiğini demokratikleşme yolunda nasıl bir mesafe kat ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye tek yürek halinde bu meseleyi konuşurken ana muhalefetin meseleyi farklı yerlere çekmeye çalıştığına ibretle şahit oluyoruz. Sanki demokrasinin tarafı değilmiş gibi, sanki hukukun tarafı değilmiş gibi perdeleme yapmaya çarpıtma yapmaya devam ediyoruz. Sayın Baykal bu iktidarın tek hedefi AK Parti iktidarı değil Türk demokrasisidir. AK Parti'yi gözden geçirecek kaynaklar sanmaki senin önünü açar. Bırak bunları bir kez olsun hukuku savun. Bir kez olsun adaleti savun, halkın hakkını hukukunu savun. Malesef bunu medya içindeyapanlar var. Baykal işaret fişeğini atıyor ertesi gün bakıyorsunuz aynı istikamette atıp tutuyorlar.

BİZE GAZ VERMEYİN

Konuyu farklı noktalara taşımak isteyenler var. Onların tam tersi uçta olup hükümeti gaza getirmek isteyenler var. Devletin kurumlarını gaza getirmeye bizim devletin kurumları ile çatışma içerisine girmemizi isteyenler var. TSK ile güleryüzlü konuştuğumuzda birşey var diyorlar. Polisimizle aynı sofrada bir yemek yediğimizde hayırdır bir gelişme mi var böyle olmaması lazım gibi bir söylem var. Bundan neden rahatsız oluyorsunuz. Biz onlar kadar sorumsuz davranamayız. Biz sırtımızda yumurta küfesi taşıyoruz. Milletimizin kazanımlarını ülkemizin selametini hassas bir şekilde korumak ve gözetmek zorundayız. Bu bir koltuk kavgası değildir demokrasi ve hukuk mücadelesidir. Bu Türkiye'yi aydınlık gelceğe ulaştırma mücadelesidir. Biz aynı hassasiyeti siyaset alanlarında görmek istiyoruz. Sayın Baykal'ın takındığı tavır tarihe karaleke olarak kazınacak bir tavırdır. Sayın Baykal'ın kullandığı şu fiyasko, pusu, intikam operasyonu, cumhuriyetle hesaplaşma, masal bunlar, gerizekalıların bile inanmayacağı şeyler, aşkı memnu dizisi. Bu sıfatlar tanımlamalar niçin kullanılıyor. Yargıda olan bir dava için kullanılıyor. Bununla kalmadı ve çok daha ileri gitti çetelerin avukatı olduğunu ilan etti. Arkadaşları gidip mahkemede duruşmayı izledi. Atatürk'ün partisiyiz diyorsunuz. Atatürk'ün partisinin o sıralarda ne işi var? Bizi mağdur rolü oynamakla itham edenlere de söylüyorum. AK Parti hiçbir zaman mağdur rolü oynamamıştır oynamayacaktırda. Tam tersine AK Parti sineye çekmemiş, başını öğmemiş ve milletinin de başını öne eğdirmemiştir. Bize yönelik hiçbir hukuk dışı girişim karşısında boynumuzu bükmedik. Dik duracağız ama dikleşmeyeceğiz dedik. Milletin başını öne eğdirecek hiçbir girişimde AK Parti'yi bulamazsınız. Bir kesim çıkıyor TSK'yı yıpratıyorsunuz diyor bir başkası çıkıyor neden üzerine gitmiyorsunuz diyerek bize gaz veriyor bir kısmı da çıkıyor hükümete tepeden tırnağa gaz veriyor.

KURUMLARIMIZI KİMSENİN ZEDELEMEYE YIPRATMAYA HAKKI YOKTUR

Aynı kesimler sonunu görmekten muhataplarını görmekten ısrarla kaçınıyor meselenin üstünü örtmek için kırk dereden kırk su getiriyor. AK Parti olarak hukukun üstünlüğünü herşeyin üzerinde tutmaya devam edeceğiz. 7 Yıl boyunca bunu yaptık bundan sonra da yapacağımız budur. Kurumları yıpratmak hiçkimsenin haddi değildir. Ancak yanlış yapanların hoş görülmesine yanlışlığa fırsat vermeyiz vermemeliyiz. Ne dışardan ne içerden hiç kimse kurumlarımızın saygınlığını zedeleme hakkını kendinde göremez. Herkes hukuka hukuki süreçlere saygı duymak gerçeklerin ortaya çıkmasını beklemek durumundadır. Geçen hafta ifade ettim hiç kimse doğuştan edindiği dili, rengi din ve mezhep dolayısıyla tehlike olarak görülemez suçlu sayılamaz. Bu alevidir, bu Türktür, bu Kürttür, başını örter, namaz kılar, alkol kullanır hiç kimse potansiyel suçlu ilan edilemez. Adının yanına da not düşülemez. Tehdit olarak görülemez. Suç işleyen bağımsız mahkemelerde yargılanır ve cezasını alır. Elbette suçu önleyici mekanizmalar olacak ama bu hukuku çiğneyerek hele hele kendi vatandaşını potansiyel tehdit olarak göremez. Geleneksel bir yöntem haline asla gelemez. Neden 7 yıl beklediniz diye soranlara diyorum ki Türkiye bu demokratik olgunluğa ancak bugün ulaşmıştır. Buraya kolay gelmedik onun için bugün bu konuları ele alıyoruz. Ama bunu yazan çizenlere de söylüyorum. 10 Yıl öncesinde köşende böyle bir yazı yazabiliyor muydun? Var mıydı böyle birşey. Ferman buyurdunuz efendim diyordunuz. Muhalefet partilerinin en başından itibaren intikam gibi asılsız mesnetsiz kavramlarla kışkırttığı süreç bütün vatandaşlarımız için demokratikleşme mücadelesidir. Muhalefet bu sürecin ne kadar dışında kalırsa kalsın kurumlarımızda tam bir irade olduğunu görüyorum. Kurumlarımızla işbirliği içinde, koordinasyon içinde yürüyor.

Ekonomik sorunlarımızı doğu batı ayrımı yapmaksızın masaya yatırmış durumdayız ve buralara çözümler ürettik üretiyoruz. Bunları cesaretle ele aldık. Sorunlar tüm taraflarla çözülerek ele alınıyor. Örneğin devlet ilk kez alevi vatandaşlarımızla bu ciddiyetle biraraya geldi. Şimdi bu 7 çalıştay bir rapor halinde şahsıma sunulacak bizde bunun üzerinde değerlendirmelerimizi yapıp gereğini yapacağız. Aynı şekilde roman vatandaşlarımızın sorunları, onlarla da birlikte çalışmalar yapıldı yapılıyor. Orda da ilginç gelişmeler var. Orda sorunları kimin daha fazladır diye düşünürseniz sorun itibarı ile en fazla romanlardır. Eğre bu ülkeyi yöneteceksen herbiriyle uğraşacaksan her birinin sorunuyla ilgileneceksin. O da benim vatandaşım o da benim kardeşim tabii ki ilgileneceğim. Kaçamayız zira biz yaradılanı yaradandan ötürü bu yola koyulduk. Bu bizim zenginliğimizdir. Tek başına Türkiye'nin bu zemine kavuşması kolay olmamıştır. Tüm engelleme ve tehditlere rağmen Türkiye'yi AK Parti buralara taşımıştır. Somut adımlarla süreci destekleyeceğiz.

MHP BU ÜLKEYİ YÖNETEMEZ

Bu bizim sorumluluğumuz ve biz bunu hakkıyla yerine getireceğiz. Bugün bildiğiniz gibi Genel Kurul'da bir gensoru önergesi var. MHP çalışma Bakanımız hakkında bir gensoru önergesi verdi. Bunun gündeme alınıp alınmaması bugün oylanacak. Ben ayrıntısına girmek istemiyorum ancak MHP'nin 3,5 yıllık çalışma hayatı ile bugünkü çalışma hayatı arasındaki uçurum daha belirgin hale gelmiştir. Her alanda devrim niteliğinde reformlar yaptık. Şimdi siz bu bakanlık ve bu bakan hakkıda gensoru veriyorsunuz İz'an gerekir izan. MHP kendi dönemleri ile bugünün kıyaslanması için AK Parti'ye bir fırsat vermiştir. Bugün bu önergeyi ele alacağız. Tüm dertleri dostlar alışverişte görsün. Ben bütün arkadaşlarımızla beraber bugün bu gensoruyla ilgili görüşmelerde olacağız. Orada zaten tabloyu sizler bizlerle beraber yaşayacaksınız. Fakat gönlümüz tabi bu ülkede sen ne yaptın sorusuna karşı ya bende şurda şunu yaptım demelerini bekliyorum. Ama bugüne kadar söyleyemediler. Millet şu MHP'ye 5 yıl iktidar verdi MHP ne yaptı 3,5 yılda kaçıp gitti. Bunlarda bu güç bu irade yok. Bunlar sırtlarında küpü olmadıkları için çok rahat atıp tutuyorlar. İşte az önce Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ndeki yaklaşımlarını da belirttim.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 10:40

İLGİLİ HABERLER